ABD Adalet Bakanlığı, dünya kamuoyunun yakından takip ettiği pedofili ve insan kaçakçılığı davasının kilit ismi Jeffrey Epstein’ın cezaevindeki ölümüne ilişkin bugüne kadar gizli tutulan 23 sayfalık FBI raporunu ve olay anına dair çarpıcı fotoğrafları kamuoyuyla paylaştı. 10 Ağustos 2019 tarihinde New York’taki Metropolitan Center’da ölü bulunan Epstein’ın son anlarına ve hücresindeki ihmaller zincirine ışık tutan belgeler, sistemdeki büyük boşlukları bir kez daha gözler önüne serdi.
Yayımlanan belgelerde, Epstein’ın intihar gözlem programında olmasına rağmen ölümüyle sonuçlanan süreçte gardiyanların rutin kontrolleri yapmadığı ve kamera sistemlerinin çalışmadığına dair somut veriler yer alıyor. Özellikle Jeffrey Epstein’ın sedyedeki müdahale anları ve boyun bölgesindeki darp izlerini andıran kırıklara ait yakın çekim fotoğraflar, olayın üzerindeki gizem perdesini aralarken yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
FBI raporu ve otopsi bulgularında Jeffrey Epstein detayı
Gizliliği kaldırılan 23 sayfalık FBI raporu, Jeffrey Epstein’ın ölümünden yaklaşık 16 dakika sonra, saat 06:49’da çekilen fotoğraflarla başlıyor. Sağlık ekiplerinin Epstein’ı hayata döndürmeye çalıştığı anları içeren toplam 20 görüntü, davanın teknik boyutunu detaylandırıyor. Raporda yer alan 89 sayfalık otopsi verileri, Epstein’ın boyun bölgesinde iki ayrı kırık tespit edildiğini belgelerken, bu bulguların intihar vakalarında görülen mekanik süreçlerle uyumlu olup olmadığına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Belgeler, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklanmasından ölümüne kadar geçen süreci altı sayfalık bir zaman çizelgesiyle sunuyor. Özellikle 23 Temmuz’da yaşanan ilk intihar girişiminin ardından alınan "özel gözetim" kararlarının nasıl ihlal edildiği raporda açıkça belirtiliyor. Cezaevi yönetiminin, mahkumun kesinlikle yalnız bırakılmaması ve her 30 dakikada bir kontrol edilmesi yönündeki talimatlarına rağmen, Epstein’ın hücre arkadaşı Nicholas Tartaglione’nin ölümden bir gün önce tahliye edildiği ve Epstein’ın hücresinde tek başına bırakıldığı resmi kayıtlara geçmiş durumda.
Soruşturma dosyasında yer alan e-yazışmalar ve gardiyan ifadeleri, 9 Ağustos gecesi saat 03:00 ile 05:00 arasında yapılması gereken zorunlu kontrollerin hiçbirinin gerçekleştirilmediğini ispatlıyor. Olay gecesi cezaevindeki güvenlik kameralarının çalışmıyor olması ise ihmaller zincirinin en kritik halkası olarak raporda yer alıyor. FBI’ın iki farklı versiyon halinde sunduğu raporun neden bazı kısımlarının sansürlendiği konusunda ise resmi bir açıklama yapılmadı.
İntihar gözlem programı ve psikolojik değerlendirmeler
Haberin detaylarında öne çıkan bir diğer nokta ise Jeffrey Epstein’ın ölümünden kısa bir süre önce yapılan psikolojik değerlendirmelerdir. 23 Temmuz'daki olaydan sonra kendine zarar verme riski taşıyan mahkumlar listesine alınan Epstein, bir gün sonraki psikolog görüşmesinde intiharı "mantıksız" bir eylem olarak nitelendirmişti. 25 Temmuz tarihli resmi notlarda, Epstein’ın hukuk mücadelesine devam etmek istediği ve yaşam azmini koruduğu yönündeki ifadeleri, ölümünden önceki ruh hali hakkında çelişkili bilgiler sunuyor.
Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan belgeler, cezaevi personelinin disiplinsizliği ve idari boşlukların birleşerek nasıl bir sonuç doğurduğunu netleştiriyor. Epstein’ın ölümüyle ilgili paylaşılan bu yeni veriler, sadece bir mahkumun ölümünü değil, ABD federal cezaevi sistemindeki denetim mekanizmalarının çöküşünü de simgeliyor. Uzmanlar, yayımlanan fotoğrafların ve boyun bölgesindeki yakın çekimlerin, kamuoyundaki "suikast mı, intihar mı?" tartışmalarını dindirmek yerine daha profesyonel bir inceleme talebini doğurabileceğini vurguluyor.
ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı gizli belgeler, Jeffrey Epstein davasında ihmallerin boyutunu resmiyete dökmüştür. 700 sayfalık ek dosya ve fotoğraflar, cezaevindeki güvenlik protokollerinin açıkça ihlal edildiğini kanıtlamaktadır. FBI ve Adalet Bakanlığı'nın henüz yanıtlamadığı sorular baki kalsa da, bu yeni rapor davanın seyri açısından tarihi bir veri niteliği taşımaktadır.





