Antalya dışarıdan bakıldığında denizi, güneşi ve tarihiyle bir ayrıcalık şehri gibi görünüyor. Ancak kentte yaşayanlar yükselen kiralar, trafik yoğunluğu ve turizm baskısının günlük yaşamı zorlaştırdığını söylüyor. Farklı ilçelerde yaşayan Antalyalılar, şehirde yaşamanın artık bir lüks mü yoksa hâlâ bir ayrıcalık mı olduğu sorusuna yanıt arıyor.

Antalya dışarıdan bakıldığında cennet gibi görünür. Güneş, deniz, tarih. Ama içeriden bakınca? Yükselen kiralar, trafik krizi, turizm baskısı ve değişen kentsel kimlik. Antalyalılar bu soruyu yanıtladı: Burada yaşamak gerçekten ayrıcalık mı?

'Antalya'da yaşamak ayrıcalık mı yoksa lüks mü?' Antalyalılar içini döktü

Antalya, Türkiye'nin en çok ziyaret edilen, en gözde, en konuşulan şehirlerinden biri. Her yıl 17 milyonu aşkın yabancı turisti ağırlayan, Altın Portakal'ın sahnesi, Aspendos'un ev sahibi, Akdeniz'in incisi. Ama bu şehirde yıl boyu yaşamak nasıl bir şey? Antalyalılara sorduk.

Güneş ve deniz gerçek, ama...

Kepez'de yaşayan Mehmet (44, esnaf): 'Burada büyüdüm. Yazın trafik felç, kira 30 bini geçti, çocuğumu okul servisine bağladım çünkü yolda ezilir diye korkuyorum. Ama sabah denizi gördüğümde hâlâ gururlanıyorum.'

Muratpaşa'da kiracı olan Zeynep (31, öğretmen): 'Maaşımın neredeyse yarısı kiraya gidiyor. Yan yana oturduğumuz binada oda ücreti alan turistler benim yıllık kira artışımdan fazla para ödüyor. Turizm şehri güzel ama biz kendi şehrimizde misafir hissediyoruz.'

Trafik krizi yaşanabilirliği zorlaştırıyor

Antalya'nın trafik sorunu artık kronik hale geldi. Konyaaltı-Muratpaşa hattı saat 08:00-09:30 arası, öğleden sonra 17:00-19:00 arası saatlerde tam anlamıyla kilitleniyor. Yaz aylarında buna turist trafiği de eklenince durum içinden çıkılmaz hale geliyor.

Lara'da oturan Cengiz (52, mühendis): 'İşe gitmek için 8 kilometrelik yolda 45 dakika harcıyorum. Temmuz-Ağustos'ta bu 90 dakikaya çıkıyor. Serbest olsam burada yaşarım ama arabayla işe gidenler için bu şehir çekilmez.'

Turizm baskısı kentsel kimliği değiştiriyor

Kaleiçi'nin eski sakinleri artık neredeyse yok. Tarihi Kaleiçi'nin tamamına yakını butik otellere, hediyelik eşya dükkânlarına ve turistik kafelere dönüştü. Onlarca yıldır orada yaşayan aileler yükselen kiralar ve yapılan zorunlu tahliyeler nedeniyle mahalleyi terk etti.

Muratpaşa Belediyesi bu konuda mahalle belleği projeleri yürütüyor; ancak değişimin hızı korunmaya çalışılan dokunun çok önünde gidiyor.

Peki neden hâlâ buradalar?

Tüm bu zorluklara rağmen neden Antalya'da kalmaya devam ediyorlar?

Zeynep: 'Çünkü Ocak'ta sahilde yürüyebiliyorum. Çünkü çocuğum hem denizi hem dağı aynı anda görüyor. Başka nerede bu olur?'

Mehmet: 'Antalya beni gururlandırıyor. Mızmız değilim ama biraz daha adil olsa, biraz daha bize ait hissettirse, buradan asla ayrılmam.'

Bu cevaplar, Antalya'da yaşamanın ne ayrıcalık ne de lüks olduğunu; tam tersine bir bağlılık ve çelişki meselesi olduğunu ortaya koyuyor. Cennet manzaralı, bedeli ağır bir aşk.

Kaynak: HABER MERKEZİ