Toros Dağları'nın zirvelerinde, Antalya'nın sıcak sahillerine tepeden bakan yaylalarda, asırlık bir yaşam biçimi sessiz ve köklü bir dönüşüm geçiriyor. Atalarından miras kalan göçebe hayvancılık geleneği, Yörüklerin modern dünyanın getirdiği yenilikleri ve zorunlulukları kendi yaşam tarzlarına entegre etmesiyle yeniden şekilleniyor. Bu kültürel evrim, "Antalya haber" gündemine derinlikli bir insan ve toplum dosyası sunuyor.
Ekonomik ve Lojistik Devrim: Devenin Yerini Kamyonet Aldı
Yörük yaşamındaki en gözle görülür değişim, göçün lojistiğinde yaşanıyor. Aylar süren ve deve kervanlarıyla yapılan meşakkatli yolculukların yerini, artık kamyonetler ve traktörler almış durumda. Göçün ruhu olan yürüyüş devam etse de kıl çadırlar, su depoları ve güneş panelleri gibi ağır yükler artık motorlu taşıtlarla yaylalara ulaştırılıyor. Bu durum hem göç süresini kısaltıyor hem de yaşam konforunu artırıyor.
Sosyal Medya Üzerinden Satış
Bu lojistik devrim, ekonomik alışkanlıkları da beraberinde değiştirmiş. Geleneksel takas ekonomisi ve yerel pazarlardaki küçük satışlar, yerini organize ticarete bırakmış durumda. Yörükler artık ürettikleri sütü, peyniri ve tereyağını düzenli olarak gelen mandıralara satıyor; ödemelerini ise mobil bankacılık uygulamaları üzerinden anında alıyor. Hatta bazı genç girişimci Yörükler, sosyal medya üzerinden kurdukları ağlarla organik ürünlerini doğrudan şehirdeki tüketicilere pazarlıyor.
En Büyük İkilem: Eğitim İçin Kurulan "İkili Yaşam"
Değişimin en can alıcı noktası ise eğitim ve aile yapısında ortaya çıkıyor. Çocuklarının eğitimden geri kalmasını istemeyen birçok Yörük ailesi, "ikili yaşam" adı verilen bir model geliştirmiş. Bu modelde anne ve okul çağındaki çocuklar, kış aylarında yaylaya en yakın ilçe veya köyde kiraladıkları veya satın aldıkları kalıcı bir eve yerleşiyor. Baba ve büyük oğullar ise sürünün başında göç geleneğini sürdürmeye devam ediyor.
Kuşak Farkı
Gömbe Yaylası'nda hayvancılıkla uğraşan 55 yaşındaki Ali Koçer, durumu "Çocuklarımız okusun, bizim çektiğimiz zorlukları çekmesin istiyoruz. Ama bu sefer de aile bölünüyor. Onlar şehir hayatına, biz dağ hayatına alışıyoruz. Gelenekten kopmuyoruz ama gelenek de eski gelenek değil artık," sözleriyle ifade ediyor. Bu yapı, aile bağlarını ve kültürel aktarımı temelden dönüştüren en önemli faktör olarak görülüyor.
Değişen Damak Tadı ve Sağlık Alışkanlıkları
Modernleşme, Yörüklerin barınma, sağlık ve beslenme alışkanlıklarını da etkiliyor. Kıl çadırların yanında artık kışları yaşanılan betonarme evler var. Acil bir sağlık sorununda, arazi araçları ve cep telefonu sayesinde en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmak eskiye göre çok daha kolay. Tamamen kendi ürettikleri doğal ürünlere dayalı beslenme düzeni ise artık şehirden alınan makarna, salça, bisküvi gibi işlenmiş gıdalarla destekleniyor.
Kültürün Hayatta Kalma Mücadelesi
Kültür uzmanları, yaşanan bu dönüşümü "bir kültürün hayatta kalma mücadelesi" olarak yorumluyor. Torosların zirvelerinde süren bu yaşam, Antalya'nın zengin kültürel dokusunun en dinamik parçası olarak, gelenek ve modernite arasında yeni bir yol çizerek varlığını sürdürmeye devam ediyor.