Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923 yılında İzmir'de hayata gözlerini yummuştur. Bugün, yani 14 Ocak 2026, bu büyük annenin vefatının tam 103. yıl dönümü olarak tüm yurtta ve özellikle mezarı başında anılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, aramızdan ayrılışının 103. yılında sevgi, saygı ve minnetle anılıyor. Zorluklarla dolu bir ömür süren, savaşların ve göçlerin gölgesinde bir dünya liderini yetiştiren Zübeyde Hanım, bugün İzmir Karşıyaka’daki anıt mezarı başında düzenlenen törenlerle yad ediliyor.
Zübeyde Hanım vefatının 103. yılında anılıyor
14 Ocak 1923 tarihinde İzmir'de vefat eden Zübeyde Hanım, sadece bir anne değil, aynı zamanda Türk kadınının sabır, dirayet ve fedakarlığının en büyük timsallerinden biridir. Altı çocuğundan dördünü küçük yaşta hastalıklar nedeniyle kaybeden, eşi Ali Rıza Efendi’nin vefatıyla çocuklarını büyük zorluklarla büyüten Zübeyde Hanım, oğlu Mustafa Kemal’in eğitimine verdiği önemle modern Türkiye’nin temellerinin atılmasında gizli bir kahraman olarak yerini almıştır.
Zübeyde Hanım kimdir?
1857 yılında Selanik yakınlarındaki Langaza’da dünyaya gelen Zübeyde Hanım, Karaman’dan Rumeli’ye göç eden "Konyarlar" olarak bilinen Yörük Türkmen bir aileye mensuptur. Okuma yazma bildiği için çevresinde "Zübeyde Molla" olarak anılan, geleneklerine bağlı ve bilge bir kadın olan Zübeyde Hanım, 1871 yılında Ali Rıza Efendi ile evlenmiştir.
Atatürk ve Zübeyde Hanım: Bir Liderin İlk Öğretmeni
Atatürk’ün askeri okula gitme kararından Kurtuluş Savaşı’nın zorlu günlerine kadar oğluna manevi destek olan Zübeyde Hanım, milli mücadele yıllarında Ankara’ya gelerek oğlunun yanında yer almıştır. Mustafa Kemal Atatürk, annesine duyduğu derin sevgiyi şu sözlerle ifade etmiştir: "Annem, bu toprağın altında yatıyor; ama bu toprağın üstünde, milletin istiklali için çalışan tek bir kişi bile kalmasa, o yine huzur içinde uyuyacaktır."
Vefatı ve İzmir’deki Anıt Mezarı
İlerleyen yaşı ve sağlık sorunları nedeniyle doktorların tavsiyesi üzerine İzmir’e giden Zübeyde Hanım, Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre önce, 14 Ocak 1923 tarihinde 66 yaşında vefat etti. Cenazesi, İzmir Karşıyaka’da Ferik Osman Paşa Camii avlusuna defnedilmiş ve mezarı daha sonra bizzat Atatürk'ün isteğiyle sade ama vakur bir anıt mezara dönüştürülmüştür.
Zübeyde Hanım, her 14 Ocak'ta olduğu gibi bugün de Türk milletinin ortak paydası ve "kahraman bir milletin annesi" olarak anılmaya devam ediyor. Onun yetiştirdiği evlat, modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak Türk milletinin kaderini değiştirmiştir. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Atatürk’ün Annesinin Kabri Başındaki Tarihi Konuşması
Atatürk, annesi Zübeyde Hanım'ın kabri başında derin bir üzüntüyle şu ifadeleri kullanmıştır:
"Zavallı annem, bütün millet için ülkü olan İzmir'in kutsal topraklarına vücudunu vermiş bulunuyor. Annem, çektiği zulümlerin, maruz kaldığı hicretlerin ve çektiği evlat acılarının derin kederleri içinde hayata gözlerini yumdu.
Annem, bugün bu toprağın altındadır; ama bu toprağın üstünde, milletin istiklali için çalışan tek bir kişi bile kalmasa, o yine huzur içinde uyuyacaktır. Çünkü o, bu vatanın kurtuluşunu görmüş ve bu saadeti tatmış olarak gözlerini kapamıştır.
Annemin ruhuna ve bütün atalarımın ruhuna şerefimle söz veriyorum ki; milletin bu kadar kan dökerek elde ettiği egemenliğin korunması ve savunulması için gerekirse annemin yanına gitmekte (ölmekte) asla tereddüt etmeyeceğim. Egemenlik uğrunda canımı vermek, benim için vicdan borcu olsun, namus borcu olsun."
Bu tarihi konuşma, Atatürk'ün sadece evlatlık görevini değil, aynı zamanda vatan sevgisini annesinin hatırasıyla nasıl harmanladığını gösteren en güçlü belgelerden biridir.