<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haber | Son Dakika, Yerel Haberler ve Güncel Gelişmeler</title>
    <link>https://www.antalyahaber.net</link>
    <description>Antalya Haber, Antalya’nın en güncel ve güvenilir haber kaynağıdır. Son dakika gelişmeleri, gündem, ekonomi, spor ve yerel haberleri takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalyahaber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2010. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 20 Sep 2026 16:36:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanseri iki kez yenen hemşireden kök hücre çağrısı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/kanseri-iki-kez-yenen-hemsireden-kok-hucre-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/kanseri-iki-kez-yenen-hemsireden-kok-hucre-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da meme kanserini yenen hemşire Fatma Yıldız, ikinci kez yakalandığı lösemi için uygun kök hücre donörü bulunması amacıyla çağrı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da yakalandığı meme kanserini yenen ve 27 yıldır hastalarına umut olan hemşire Fatma Yıldız, ikinci kez yakalandığı kanseri yenebilmek için kök hücre bağışı çağrısında bulundu.</p>

<p>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin evde sağlık hizmeti biriminde görev yapan 3 çocuk annesi 48 yaşındaki Yıldız, 6 yıl önce annesine Alzheimer teşhisi konulduğu süreçte meme kanserine yakalandı.</p>

<p>Kemoterapi sürecinde saçlarını kaybetmesine rağmen başına renkli boneler bağlayarak yaşama sıkıca tutunan, birçok ameliyat geçiren Yıldız, kemoterapi, radyoterapi başta olmak üzere zorlu bir tedavinin ardından meme kanserini yenmeyi başardı.</p>

<p>Tedavi sürecinde moralini hep yüksek tutmaya çalışan Yıldız, yöneticilerinin yorulmaması için daha rahat edebileceği servise geçmesi teklifini reddederek, evde sağlık hizmeti alan hastalarına koştu.</p>

<p>Kırsaldaki evleri dolaşıp bakımını yaptığı yatalak, engelli ve yaşlılar ile kanser hastalarına el uzatan Yıldız'a, Adana'da klimadan çıkan yangın sonucu annesini kaybettikten bir süre sonra şiddetli göğüs ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede akut miyeloid lösemi (AML) teşhisi kondu.</p>

<p>Görev yaptığı hastanede 6 sene sonra yeniden kemoterapi tedavisine başlayan Yıldız'a, kanseri yenebilmesi için doktorları kemik iliği nakli önerdi. Gerçekleştirilen tetkiklerde kardeşlerinin dokuları uyumlu çıkmayınca Yıldız'a, ilk etapta kök hücre nakli yapılamadı.</p>

<h2><strong>- 'Bir tüp kan hepimiz için umut olacak'</strong></h2>

<p>Fatma Yıldız, AA muhabirine, kanserden tamamen kurtulduğunu düşündüğü bir süreçte kalp çarpıntısı ve halsizlik şikayetiyle gittiği hastanede AML tanısı aldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayata yeniden tutunmaya çalışan Yıldız, 'Meme kanseri oldum, iyileştim. Çok güzel yaşarken, hastalarıma, evime, çocuklarıma bakarken bu yeni kanser bende ani şok yarattı. Hiç beklemediğim bir anda vurdu. Çok bilmediğim bir kanser türüydü.' diye konuştu.</p>

<p>Yıldız, meme kanseriyle ilgili haziranda detaylı tetkik yaptırmasına rağmen temmuzda ikinci kez kanser teşhisi konulduğunu dile getirdi.</p>

<p>Kan değerlerinin bir anda düştüğünü anlatan Yıldız, şunları kaydetti:</p>

<p>'Ben uygun ilik bekliyorum. Üç kardeşiz, abim ve kardeşimin ilikleri bana uyuşmadı. Donör arıyoruz. Donör bulmak için de şu an için son bir haftamız kaldı. Çözünürlük evrakımı bekleyip, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezine (TÜRKÖK) yönlendireceğiz. 18-35 yaş arasındaki sağlıklı tüm kişiler, Kızılaya gidip bir tüp kan vererek kök hücre için donör olabilirler. Sadece kendim için değil, tüm nakil bekleyen hastalar için bunu istiyorum. Sağlıkçı olmama rağmen çok bilmiyormuşum, donör bulunamadığında insanların nasıl çırpındığının farkına daha çok varmış oldum. Organ nakli için bilinçliyim, tüm organlarımı bağışlamıştım. Kan da vermiştim ama ciddiyetinin ve üstüne düşünülmesi gerektiğini başıma gelince daha iyi idrak ettim. Lütfen bir tüp kan belki benim için belki başkası için bir umut olacak. Bu o kadar önemli ki. TÜRKÖK'ümüz, Kızılayımız ve Sağlık Bakanlığımız o kadar hassasiyet ve incelikle çalışıyor ki.'</p>

<p>Kanseri yenebilmek için kendisini mesai arkadaşlarına emanet ettiğini dile getiren Yıldız, kemik iliğindeki kötü hücrelerin baskılanması için uygun donör bulununcaya kadar kemoterapi almaya devam edeceğini söyledi.</p>

<p>Kanserin en büyük düşmanının yenilmemek olduğunu vurgulayan Yıldız, 'Kemik iliği bulunana, nakil olana kadar kemoterapi tedavileriyle hayatta kalıyorum. Şu an zamanla yarışıyorum. Ne kadar erken bulursak vücudum o kadar kemoterapiye az maruz kalacak ve daha çabuk sağlığıma kavuşacağım. Kanserin birincisini yendim, bunu da yeneceğim. İnanıyorum, uyumlu donörlerim de çıkacak, ayağa kalkacağım.' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/kanseri-iki-kez-yenen-hemsireden-kok-hucre-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/09/agency/aa/kanseri-iki-kez-yenen-hemsireden-kok-hucre-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="14324"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Kalp krizi riskine karşı önlem alın]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/uzmani-uyardi-kalp-krizi-riskine-karsi-onlem-alin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/uzmani-uyardi-kalp-krizi-riskine-karsi-onlem-alin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Umuttan Doğan, kalp krizi riskini artıran tansiyon, şeker ve kolesterol gibi faktörlerin kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Umuttan Doğan, 'Kalp krizine karşı önlem alıp ömrümüzü uzatabiliriz. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörlerini ölçtürün, kontrol altına alın. Unutmayın ki bu risk faktörleri genellikle semptoma neden olmaz.' dedi.</p>

<p>Doğan, AA muhabirine, son yıllarda dünyada ölümlerin en sık nedeninin kalp ve damar hastalıkları olduğunu söyledi.</p>

<p>Kalp krizlerini daha genç yaşlarda da görmeye başladıklarını belirten Doğan, 'Özellikle son yıllarda '40 yaşındaydı, spor yapıyordu, sağlıklıydı kalp krizinden aniden öldü' sözlerini sık duyuyoruz. Aslında kalp damar hastalıkları dünyada en sık ölüm nedeni ama son yıllarda kalp krizlerini daha genç yaşlarda görüyoruz.' diye konuştu.</p>

<p>Doğan, bunun temel nedeninin hipertansiyon, şeker, kolesterol yüksekliği, kilo ve sigara ya da elektronik sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin giderek daha genç yaşlara inmesinden kaynaklandığını dile getirdi.</p>

<p>Hastaların belirti vermediği zaman kalp krizi geçirmeyeceğini düşündüğüne işaret eden Doğan, 'Kalp krizinin temelleri aslında hasta bize göğüs ağrısıyla başvurduğu zaman değil, 30 yıl önce atılıyor. Damar sertliği yaklaşık 5 ila 10 yaşlarında başlıyor.' dedi.</p>

<p>Sigara ve sigara ürünlerinden uzak durmak gerektiğini ifade eden Doğan, elektronik sigaranın da kalp krizi ve damar hastalıklarında büyük risk olduğunu vurguladı.</p>

<p>Homosistein, high sensitive, vücuttaki iltihabı gösteren CRP yüksekliği, interlökin gibi bazı biyokimyasal belirteçlerin kalp krizi riskini arttırdığını bildiren Doğan, şöyle devam etti:</p>

<p>'Kulak memesindeki çapraz çizgi olarak bilinen 'Frank işareti'nin kalp damar hastalıkları ve kalp krizi ile bağlantısının olduğunu biliyoruz. Kulak memesinde 'Frank çizgisi' görülen kişiler daha çok kalp krizi geçirebiliyor ancak Frank çizgisini bir tanı belirteci olarak kabul etmemek gerekiyor. Frank çizgisi yerine tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörlerine baktırmak gerekiyor.'</p>

<p>Bel çevresinde toplanan yağın, aslında vücutta olan damar sertliğini ve artmış iltihap riskini gösterdiğini belirten Doğan, şunları kaydetti:</p>

<p>'Yürüyüş yaparak, bel çevresini incelterek, insülin direncini kırarak, kalp krizi riskini belirgin derecede azaltabiliriz. Kalp krizi aslında deprem gibidir, önceden bilinemez ama deprem için nasıl önlem alabiliyorsak kalp krizine karşı önlem alıp ömrümüzü uzatabiliriz. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörlerinin farkında olun. Bunları ölçtürün, kontrol altına alın. Unutmayın ki bu risk faktörleri genellikle semptoma neden olmaz. Haftada en az 5-6 gün, 20-30 dakika 2 ila 3 kilometre tempolu yürüyüşler yapın.'</p>

<h2><strong>- 'İhmal edilirse geriye dönüşü olmayan hasarlanmalara sebep oluyor'</strong></h2>

<p>Doğan, özellikle göğsün orta bölgesinde veya kalbin üzerinde baskı, yanma veya ağırlık hissi, bunlara eşlik eden soğuk terleme, bulantı, kusma gibi şikayetler varsa 'Duş alayım, biraz uzanayım geçer' düşüncesine kapılmadan, zaman kaybetmeden hastaneye başvurmak gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizi geçiren hastaya ne kadar hızlı müdahale edilirse o kadar fazla kalp kasını kurtarabildiklerine dikkati çeken Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Kalp krizi belirtileri ihmal edilirse geriye dönüşü olmayan hasarlanmalara sebep oluyor. Kalp krizinde zaman eşittir kas. Semptomlar olduğunda hızlıca en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak, EKG çektirmek hayat kurtarıcı olabilir. Stent koyduğumuzda, su tesisatının sadece tıkanıklığı olan bölümü ortadan kaldırarak, geçici bir su tesisatını açarak, hastanın hayatını kurtarmış oluyoruz ama su tesisatını değiştiremiyoruz. Damar sistemimizdeki hasarlanmaların oluşturduğu etkiler devam ediyor. Stent sonrası da riskler devam ediyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/uzmani-uyardi-kalp-krizi-riskine-karsi-onlem-alin</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/09/agency/aa/uzmani-uyardi-kalp-krizi-riskine-karsi-onlem-alin.jpg" type="image/jpeg" length="20971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite ve yanlış beslenme prostat kanseri riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/obezite-ve-yanlis-beslenme-prostat-kanseri-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/obezite-ve-yanlis-beslenme-prostat-kanseri-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Amerikan Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Hakan Şat Bozcuk, erkeklerde sık görülen prostat kanseri riskini, obezite, hareketsizlik ve sağlıksız beslenmenin artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Amerikan Hastanesi Medikal Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Hakan Şat Bozcuk, erkeklerde sık görülen prostat kanseri riskini, obezite, hareketsizlik ve sağlıksız beslenmenin artırdığını söyledi.</p>

<p>Bozcuk, AA muhabirine, prostat kanserinin bazı kişilerde uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini, bazı hastalarda ise sık idrara çıkma, geceleri sık idrara kalkma ve idrar yapmada güçlük gibi yakınmaların görülebildiğini ifade etti.</p>

<p>İleri evrelerde ise kemik ağrısı gibi farklı şikayetlerin ortaya çıkabildiği hastalığın tedavisinin tanı konulan evreye göre değiştiğini anlatan Bozcuk, erken evrede cerrahi ve radyoterapi gibi tedavilerden yararlanılabildiğini kaydetti.</p>

<p>Bozcuk, ileri evrelerde ise hastanın ve tümörün özelliklerine göre hormonal tedaviler, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve radyoizotop tedavileri gibi farklı seçeneklerin kullanılabildiğini kaydetti.</p>

<p>Prostat kanserinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Bozcuk, hastalığın ilerlemesi durumunda kişinin yaşam kalitesinin ve yaşam süresinin olumsuz etkilenebileceğine dikkati çekti.</p>

<h2><strong>- 'Erken evrelerde tanı konulunca tam şifası mümkün'</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Bozcuk, prostat kanserinde erken tanının tedavi başarısı açısından büyük önem taşıdığını belirterek, özellikle ailede prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>'PSA' adı verilen kan testinin prostatla ilgili değerlendirmelerde kullanılan önemli araçlardan biri olduğunu ifade eden Bozcuk, herhangi bir şikayeti olmayan kişilerde de hekim değerlendirmesi doğrultusunda gerekli kontrollerin yapılabileceğini belirtti.</p>

<p>Bozcuk, 'Erken evrelerde tanı konulunca tam şifası mümkün olan bir tümördür prostat. Bu nedenle risk faktörlerini bilmek ve düzenli kontrolleri ihmal etmemek önemlidir.' dedi.</p>

<p>Yaşam tarzının da prostat kanseri açısından önem taşıdığına işaret eden Bozcuk, sağlıklı kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin genel sağlık açısından önemli olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle obezitenin önemli bir risk faktörü olduğuna dikkati çeken Bozcuk, aşırı hayvansal yağ ve işlenmiş kırmızı et tüketiminin sınırlandırılmasının, sebze ve meyveden zengin dengeli bir beslenme düzeninin benimsenmesinin önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Bozcuk, sigaranın da genel kanser riskleri açısından önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkati çekti.</p>

<h3><strong>- 'Daha genç yaşlarda da prostat kanserlerini görebiliyoruz'</strong></h3>

<p>Prostat kanserinin ileri yaşlarda daha sık görülmesine rağmen daha genç erkeklerde de ortaya çıkabildiğini belirten Bozcuk, 'Daha genç yaşlarda da prostat kanserlerini görebiliyoruz. Batılı toplumlarda sıklığı artan bir kanser türü prostat kanseri.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prostat kanserinden korunmada değiştirilebilir risk faktörlerinin önemine değinen Bozcuk, 'Obezitenin bir risk faktörü olduğunu biliyoruz. Aşırı hayvansal yağ tüketimi, obezite, hareketsizlik, işlenmiş kırmızı etin çok fazla, sebze ve meyvenin ise az tüketilmesi prostat kanseri açısından riski artırabilecek faktörler arasında yer alıyor. İyi tarafı, yaşam tarzıyla ilişkili bu faktörlerin önemli bir bölümünün değiştirilebilir olması.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Türkiye'de de prostat kanserinin erkeklerde sık görülen kanserlerden biri olduğunun altını çizen Bozcuk, hastalıktan korkmak yerine bilinçli hareket edilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Prof. Dr. Bozcuk, özellikle risk grubundaki erkeklerin hekimleriyle görüşerek kendileri için uygun kontrol ve tarama planını belirlemelerinin önemli olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/obezite-ve-yanlis-beslenme-prostat-kanseri-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/09/thumbs-b-c-09a6e47d5a6b70fde412c9c145d748ac.webp" type="image/jpeg" length="68408"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nakilli kollarıyla traktör serbest, otomobil yasak; Ehliyetimi geri istiyorum]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/nakilli-kollariyla-traktor-serbest-otomobil-yasak-ehliyetimi-geri-istiyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/nakilli-kollariyla-traktor-serbest-otomobil-yasak-ehliyetimi-geri-istiyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin ilk çift kol nakillisi Cihan Topal (44), nakilden sonra 10 yılı aşkın süredir otomobil ve motosiklet kullandığını, ehliyet yenileme başvurusu sonrasında yalnızca F sınıfı sürücü olabileceğine karar verildiğini belirterek, 'Traktör kullanabiliyorum ama arabamı kullanamıyorum. Ehliyetimi geri istiyorum' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin ilk çift kol nakillisi Cihan Topal (44), nakilden sonra 10 yılı aşkın süredir otomobil ve motosiklet kullandığını, ehliyet yenileme başvurusu sonrasında yalnızca F sınıfı sürücü olabileceğine karar verildiğini belirterek, 'Traktör kullanabiliyorum ama arabamı kullanamıyorum. Ehliyetimi geri istiyorum' dedi. Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan da Topal'ın günlük yaşamını sürdürebilecek fonksiyonlara sahip olduğunu belirterek, 'Traktör ehliyeti olan bir insan traktörü çok daha tehlikeli arazide kullanıyor bildiğim kadarıyla. Ya biz yardımcı olacağız ya mevzuat yardımcı olacak ya da başka türlü buna bir destek olmak gerekiyor, insanların hayatını devam ettirebilmesi için' diye konuştu.</p>

<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde 2010 yılında Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından Türkiye'de ilk kez çift kol nakli yapılan Cihan Topal, Aydın'ın sarp yamaçlara kurulu Terziler Mahallesi'nde ailesiyle çiftçilik yapıyor. Nakledilen kollarıyla zorlu arazi şartlarında günlük yaşamını sürdüren Topal, ailesiyle dik yamaçlardaki bahçelerinde zeytin ve Aydın'ın meşhur dağ incirini topluyor, ürünleri çuvallara doldurup taşıyor.</p>

<p>Cihan Topal, eski tip sürücü belgelerinin yenilenmesi sürecinde otomobil ve motosiklet kullanma hakkını kaybetti. Yıllardır B sınıfı ehliyetle otomobil, 2015 yılında aldığı A2 sınıfı ehliyetle de motosiklet kullanan Topal, 15 Ekim 2025'te ehliyetini yenilemek için başvurdu. Sağlık kurullarındaki değerlendirme ve itiraz sürecinin ardından hakem heyeti tarafından 'F sınıfı sürücü olabilir' raporu verildi.</p>

<h2><strong>'KIZIMIN ELİNİ TUTABİLMEK İÇİN İKİ ELİM OLSUN DEDİM'</strong></h2>

<p>2008 yılında geçirdiği iş kazasında iki elini kaybettiğini anlatan Cihan Topal, hayatının bir anda değiştiğini söyledi. İki yıl boyunca elleri olmadan yaşadığını belirten Topal, 2010 yılında Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen çift kol nakliyle yeni bir hayata başladığını anlattı. Topal, 'İki elimi kaybettiğimde 6 aylık kızım vardı, şu an 18 yaşında. Ameliyat olmaya karar verdiğim gün, 'Allah'ım kızım küçükken olacaksa iki elim olsun. Kızımı elinden tutup bir okula, bir parka götürecek kadar, saçını okşayacak kadar iki elim olsun' dedim. Çok şükür 2010 yılında Sayın Prof. Dr. Ömer Özkan hocamın ve verici ailenin sayesinde iki kola sahip oldum ve kızımın elini tutabiliyorum' dedi.</p>

<h3><strong>OĞLUNA 'ÖMER ÖZKAN' ADINI VERDİ</strong></h3>

<p>Naklin ardından hayatındaki pek çok şeyi yeniden yapmaya başladığını anlatan Topal, 2014 yılında dünyaya gelen oğluna da ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan'ın adını verdiğini söyledi. Topal, 'Şimdi çocuklarımın elinden tutabiliyorum, saçlarını okşayabiliyorum. Arabamı, motosikletimi kullanabiliyorum. Bahçemde incirlerimi toplayabiliyorum. Bunların hepsini yapmak çok güzel bir duygu' diye konuştu.</p>

<h3><strong>EHLİYETİNİ YENİLEMEK İÇİN BAŞVURDU</strong></h3>

<p>2000'li yıllarda aldığı sürücü belgesini kol naklinden sonra da kullandığını belirten Topal, yıllardır ailesiyle otomobille seyahat ettiğini söyledi. Topal, 'Çocuklarımla, eşimle Antalya'ya ya da Türkiye'nin her köşesine arabamla gidebiliyorum. Hiçbir trafik kazam, radar veya başka bir cezam olmadığı halde ehliyet yenileme nedeniyle 15 Ekim 2025 tarihinde Aydın'da aile hekimliğine başvurdum' dedi. Aile hekiminin kendisini Aydın Devlet Hastanesi'nde ortopedi uzmanına yönlendirdiğini anlatan Topal, buradan da sağlık kuruluna sevk edildiğini belirtti. Topal, 'Doktora nedenini sordum, 'Ben yönetmelik dışına çıkamam' dedi. 'Hocam ben arabamla geldim. Arabam otoparkta. Arabamı kullanıyorum. Az önce siz de gördünüz' dedim' diye konuştu.</p>

<h3><strong>MUĞLA'DAN İZMİR'E GÖNDERİLDİ</strong></h3>

<p>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'ndeki komisyonda kendisine 'ticari araç ve motosiklet kullanamaz' raporu verildiğini belirten Topal, karara itiraz ettiğini söyledi. İtiraz üzerine Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini anlatan Topal, buradaki değerlendirme sonrasında da 25 Kasım 2025 tarihinde İzmir Konak İlçe Sağlık Müdürlüğü'ndeki hakem heyetine gönderildiğini söyledi.</p>

<h3><strong>HAKEM HEYETİNDEN 'F SINIFI SÜRÜCÜ OLABİLİR' RAPORU</strong></h3>

<p>İzmir'deki hakem heyetinin kendisi hakkında 'F sınıfı sürücü olabilir' kararı verdiğini belirten Topal, 'Yani zirai araç, traktör. Normal ehliyetim yenilenmediği için artık arabamı kullanamıyorum. Çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayamıyorum. Pazarcılık yapıyordum, ailemi geçindirmek için. Bunları şu anda yapamıyorum. Arabamla hiçbir yere gidemiyorum. Bunun bir an önce giderilmesini, ehliyetimi geri istiyorum' dedi.</p>

<h3><strong>'TRAKTÖRÜ KULLANIYOR, OTOMOBİLİ KULLANAMIYORUM'</strong></h3>

<p>Nakledilen kollarıyla günlük yaşamındaki ihtiyaçlarını karşılayabildiğini söyleyen Topal, 'Kızımın ve oğlumun elinden tutup okula götürebiliyorum, saçlarını okşayabiliyorum, kucaklayabiliyorum. Bütün ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Kendi incir ve zeytinimizi toplayabiliyorum. Pazarda alışveriş yapıp kendi cebimden parayı çıkarıp pazarcıya verebiliyor, poşeti elinden alabiliyorum' diye konuştu.</p>

<p>Yaşadığı bölgedeki engebeli arazide yıllardır araç ve traktör kullandığını belirten Topal, 'Buralarda traktör kullanmak, araba kullanmak çok zor. Ama bunu yıllardır kullandığımız için bizim için sorun değil. Nasıl araba ve traktör kullandığımı engebeli arazide siz de gördünüz' dedi.</p>

<h3><strong>'2015'TE A2 EHLİYETİ VERİLDİ, ŞİMDİ YENİLENMİYOR'</strong></h3>

<p>Kararın kendisi açısından çelişkili olduğunu savunan Topal, çift kol naklinin 2010 yılında gerçekleştirildiğini, bundan 5 yıl sonra sağlık raporuyla A2 sınıfı motosiklet ehliyeti aldığını söyledi. Topal, 'Ameliyattan 5 yıl sonra A2 motosiklet ehliyeti aldım. Tam teşekküllü hastane raporuyla aldım. Aynı hastaneye ehliyetimi yenilemek için gittiğimde raporu alamadım. Burada komik bir durum var. Ameliyattan 5 yıl sonra A2 motosiklet ehliyeti alırken, 10 yıl sonrasında ehliyetimi yenilemeye gittiğimde bana 'Sen ticari araç, motosiklet kullanamazsın' dediler' diye konuştu.</p>

<p>Topal, 'Normal bir vatandaş gibi her şeyimi yapabiliyorum. Bir an önce ehliyetimin tarafıma verilmesini istiyorum. Çünkü çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılamak için pazarcılık yapıyorum. Pazarda kendi ürünlerimizi, incirimizi, cevizimizi, zeytinimizi satıyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ÖZKAN: DÜNYADA ÖRNEKLERİ ÇOK AZ</strong></h3>

<p>Türkiye'nin ilk çift kol naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan ise kol nakillerinin ardından parmak izi, sürücü belgesi gibi günlük hayata ilişkin hukuki ve idari konuların daha önce de gündeme geldiğini söyledi. Topal'ın kollarını kaybetmeden önce ehliyet sahibi olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Özkan, 'Bunun öncesinde bu çocuk ehliyeti, kolları olan bir çocuk. O süreç içerisinde iki yıl boyunca da kolsuz, protezle veya protezsiz dolaşmış. Daha sonra kolları yapılınca önceki ehliyeti devam eder şeklinde ehliyetine devam etmiş. Tabii ki kolları olmadığı sürece göre daha iyi ama kollarının olduğu sürece göre az da olsa fark olacak. Ama kollarını kullanıyor, hayatını devam ettiriyor. 10 senenin üzerinde bu ehliyetini kullanmış' dedi.</p>

<h3><strong>'TIBBİ AÇIDAN SIKINTI YOK'</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Özkan, 'Yüzde 5'te, 10'da bir şekilde iz de olsa, kolda ufak bir hasarınız da olsa bunlarla ilgili doktorlar gerekli raporu veriyor. Doktorlar açısından, tıbbi açıdan sıkıntı yok. Ama öncesine göre bunların bir şekilde dikkate alınması gerekiyor. Çünkü benzeri yok. Dünyada da örnekleri çok az. Bize de ilk defa olan bir şey. Bununla ilgili bir düzenleme yapılması gerekiyor' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'HEM MADDİ HEM MEVZUATSAL SIKINTI VAR'</strong></h3>

<p>Kol nakilli kişilere özel donanımlı araç kullanımı gibi şart getirilecekse bunun ekonomik boyutunun da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkan, 'Eğer bir şekilde bunlara uygun araba ya da ehliyetli bir şey verilecekse bunlar da maddi durumları belli insanlar. Bizim mevzuat olarak yardımcı olmamız gerekiyor. Tabii ki devlet elinden gelen desteği veriyor, vergi indirimleri yapıyor ama daha önce araba kullanan, hayatını devam ettiren, çok az geliri olan bir insanın yeni araba alma şansı da olmuyor ve hayatını idame ettiremiyor' dedi. Topal'ın ilgili kurumlara başvuruda bulunduğunu bildiğini ifade eden Prof. Dr. Özkan, 'Hem maddi hem de mevzuatsal bir sıkıntı olduğunu tahmin ediyorum. Bu örneklere göre yeni bir düzenleme yapılması gerekir, diye düşünüyorum. Aslında gerekli girişimler yapılıyor ama biraz herhalde gecikiyor. O da hayatını devam ettirmek istiyor' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'TRAKTÖR ÇOK DAHA TEHLİKELİ ARAZİDE KULLANILIYOR'</strong></h3>

<p>Topal'a F sınıfı sürücü olabileceğine ilişkin rapor verilmesini de değerlendiren Prof. Dr. Özkan, 'Traktör ehliyeti olan bir insan traktörü çok daha tehlikeli arazide kullanıyor bildiğim kadarıyla. Ya biz yardımcı olacağız, ya mevzuat yardımcı olacak ya da başka türlü buna bir destek olmak gerekiyor insanların hayatını devam ettirebilmesi için' dedi.</p>

<h3><strong>'GÜNLÜK YAŞAMINDA İHTİYAÇLARINI YAPABİLİR DURUMDA'</strong></h3>

<p>Topal'ın nakledilen kollarının rutin kontrollerinin sürdüğünü belirten Prof. Dr. Özkan, fonksiyonel ve yapısal açıdan sonuçların iyi olduğunu belirterek, 'Kollarını olabilecek en iyi şekilde hem fonksiyonel hem yapısal olarak kullanıyor, hayatını devam ettiriyor, ihtiyaçlarını görüyor, arabasını kullanıyor. Sonuçta biz ondan ince ayarlı işler yapmasını ya da çok iyi bir sanatçı gibi piyano çalmasını beklemiyoruz. Ama normal bir insanın hayatında ihtiyaçlarını yapabilen bir durumda' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'BUNDAN SONRAKİ NAKİLLERE DE ÖRNEK OLACAK'</strong></h3>

<p>Cihan Topal'ın yaşadığı ehliyet sorununun gelecekte diğer nakil hastaları açısından da önem taşıdığına dikkati çeken Özkan, 'Bu diğer ameliyat olanlara, bundan sonra olacaklara da örnek olacak bir durum. Bunun tabii örneği yok. Onun için kimseyi suçlamamak gerekiyor. Hazırlıklı olup ilgili kurumların da bizlerin de bunlara destek olması gerekiyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/nakilli-kollariyla-traktor-serbest-otomobil-yasak-ehliyetimi-geri-istiyorum</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 18:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/09/404744206-1788768405.webp" type="image/jpeg" length="59052"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Su içmeyi alışkanlık haline getirmenin yolları]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/su-icmeyi-aliskanlik-haline-getirmenin-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/su-icmeyi-aliskanlik-haline-getirmenin-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeterli su içmek genel sağlık için önemli. Alışkanlık kazanmak için yanında şişe bulundurmak ve hatırlatıcı kullanmak işe yarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em>Gün sonunda 'bugün hiç su içmemişim' dediğiniz oluyor mu? Yeterli su içmek çoğu zaman unutulan basit bir alışkanlık. Birkaç küçük numarayla, su içmeyi günlük rutininizin doğal bir parçası yapabilirsiniz.</em></p>

<h2><strong>Su içmeyi alışkanlık haline getirmenin yolları</strong></h2>

<p>Yeterli <strong>su içmek</strong>, genel sağlık ve iyi hissetmek için önemli bir alışkanlık. Ancak yoğun günlük tempo içinde, pek çok kişi gün boyunca yeterince su içmeyi unutuyor. Oysa birkaç basit yöntemle, su içmeyi günlük rutinin doğal bir parçası haline getirmek mümkün. Yanında şişe bulundurmaktan hatırlatıcı kullanmaya kadar pek çok pratik ipucu bu konuda yardımcı olabiliyor. İşte su içmeyi alışkanlık haline getirmenin yolları. Bu yazı genel bir bilgilendirmedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Su içmek neden önemli?</strong></h3>

<p>Su, vücudun <strong>pek çok temel işlevi için gerekli</strong>. Vücut ısısının düzenlenmesinden sindirime kadar birçok süreçte su önemli bir rol oynuyor. Yeterli su almak, genel olarak kendini iyi hissetmeye katkı sağlıyor.</p>

<p>Gün içinde <strong>susuz kalmak</strong>, yorgunluk ve dikkat dağınıklığı gibi hislere yol açabiliyor. Bu nedenle düzenli su tüketimi, günlük yaşam kalitesini destekliyor. Ancak herkesin su ihtiyacı; yaşa, aktivite düzeyine, iklime ve sağlık durumuna göre değişebiliyor. Bu nedenle kişisel su ihtiyacı konusunda, gerektiğinde bir sağlık uzmanına danışmak en doğrusu. Su, sağlıklı yaşamın temel bir parçası.</p>

<h3><strong>Yanınızda şişe bulundurun</strong></h3>

<p>Su içmeyi kolaylaştırmanın en pratik yollarından biri, <strong>her zaman yanınızda bir su şişesi bulundurmak</strong>. Göz önünde ve elinizin altında olan su, içmeyi hatırlatan doğal bir uyarıcı görevi görüyor.</p>

<p>Özellikle <strong>çalışırken, gezerken ya da spor yaparken</strong> yanınızda taşınabilir bir şişe olması, su tüketimini artırıyor. Tekrar kullanılabilir şişeler, hem pratik hem de çevre dostu bir seçenek. Şişeyi masanızda, çantanızda ya da arabanızda bulundurmak, gün boyunca su içmeyi kolaylaştırıyor. Suyun erişilebilir olması, alışkanlık kazanmanın en etkili yollarından biri. Görünür su, içme isteğini artırıyor.</p>

<h3><strong>Hatırlatıcı ve rutin oluşturun</strong></h3>

<p>Su içmeyi unutanlar için, <strong>hatırlatıcılar</strong> oldukça faydalı olabiliyor. Telefon alarmları ya da su takibi uygulamaları, belirli aralıklarla su içmeyi hatırlatarak alışkanlık kazanmaya yardımcı oluyor.</p>

<p>Ayrıca su içmeyi <strong>günlük rutinlere bağlamak</strong> da etkili bir yöntem. Örneğin her öğün öncesi, sabah kalkınca ya da belirli aktivitelerden önce bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirmek mümkün. Bu tür rutinler, su içmeyi otomatik bir davranışa dönüştürüyor. Zamanla, bu alışkanlık bilinçli çaba gerektirmeden doğal bir hale geliyor. Küçük rutinler, kalıcı alışkanlıklar yaratıyor.</p>

<h3><strong>Suyu keyifli hale getirin</strong></h3>

<p>Sade su içmeyi zor bulanlar için, suyu <strong>daha keyifli hale getirmenin</strong> yolları var. İçine limon, salatalık ya da nane gibi doğal aromalar eklemek, suya farklı bir tat katabiliyor.</p>

<p>Ayrıca <strong>su içeren besinler</strong> (salatalık, karpuz gibi) tüketmek de sıvı alımına katkı sağlıyor. Unutulmamalı ki her bireyin ihtiyacı farklıdır; aşırıya kaçmadan, dengeli bir su tüketimi hedeflenmeli. Su tüketimiyle ilgili kişisel sağlık durumları için mutlaka bir uzmana danışılmalıdır. Bu yazı yalnızca genel bir bilgilendirme niteliğindedir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Sağlık içerikleri için <a href="https://www.antalyahaber.net/"><strong>Antalya Haber</strong></a> sayfalarını takip edebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/su-icmeyi-aliskanlik-haline-getirmenin-yollari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/09/su-icmeyi-aliskanlik-haline-getirmenin-yollari.jpeg" type="image/jpeg" length="18599"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[37 kiloya düşen hasta karaciğer nakliyle 71 kiloya ulaştı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/37-kiloya-dusen-hasta-karaciger-nakliyle-71-kiloya-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/37-kiloya-dusen-hasta-karaciger-nakliyle-71-kiloya-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da ileri karaciğer yetmezliği nedeniyle 37 kiloya düşen Yaşar Aksoy, eşinden yapılan karaciğer nakli sonrası yeniden yürümeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da ileri derecede karaciğer yetmezliği nedeniyle 37 kiloya kadar düşen, karnında biriken sıvı nedeniyle sık sık hastanede tedavi gören ve yürümekte güçlük çeken 42 yaşındaki Yaşar Aksoy, eşinden alınan karaciğer dokusuyla gerçekleştirilen nakille yeniden sağlığına kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konya'da yaşayan 5 çocuk babası Aksoy'a yaklaşık 7 yıl önce karaciğer yetmezliği teşhisi konuldu. Hastalığının ilerlemesiyle karnında yoğun sıvı birikmeye başlayan Aksoy, aynı zamanda ciddi kas kaybı yaşadı.</p>

<p>Bir süre sonra yürümekte dahi güçlük çeken Aksoy, başvurduğu sağlık merkezlerinde ameliyat için riskli bulununca Antalya'daki Yaşam Organ Nakli Merkezi'ne başvurdu.</p>

<p>Burada yapılan tetkiklerde eşi Selma Aksoy'un karaciğer dokusunun uyumlu olduğu belirlendi. Bunun üzerine Aksoy'a eşinden karaciğer dokusu nakli yapıldı.</p>

<p>Yaklaşık 2,5 ay hastanede tedavi gören Aksoy, nakilden sonraki 10 aylık süreçte hızla toparlandı. 37 kiloya kadar düşen hasta, 71 kiloya ulaşarak yeniden yürümeye ve günlük işlerini kendi başına yapmaya başladı.</p>

<p>Aksoy, kendisini yeniden hayata bağlayan doktorlarını ve sağlık çalışanlarını ziyaret ederek teşekkür etti.</p>

<h2><strong>- 'Ölümü bekliyordum'</strong></h2>

<p>Yaşadığı zorlu süreci AA muhabirine anlatan Yaşar Aksoy, hastalığının son döneminde yürüyemez hale geldiğini, karnında biriken yaklaşık 10 kilogram sıvının belirli aralıklarla alındığını söyledi.</p>

<p>Hastalığının son aşamasında yaşamından umudunu kestiğini belirten Aksoy, 'Açıkçası ben ölümü bekliyordum. 'Ya bugün ya yarın öleceğim' diyordum. Allah razı olsun hocalarımdan, müdahale ettiler, beni iyileştirdiler.' dedi.</p>

<p>Eşinin karaciğerinden parça vererek kendisine hayat verdiğini ifade eden Aksoy, nakilden sonra yaşamının tamamen değiştiğini dile getirdi.</p>

<p>Aksoy, şunları kaydetti:</p>

<p>'Eşim karaciğerini verdi. Elhamdülillah iyileştim. Nakilden sonra 2,5 ay burada bize emek verdiler. Allah razı olsun kendilerinden. Şu an çok rahatım. Ne uyumada ne yürümede hiçbir sıkıntım kalmadı. 10 ayda bambaşka bir ben oldum. Nakilden önce buraya bir elimde baston, diğer elimden eşim tutarak çok zor gelmiştim. Yürüyemez, yemek yiyemezdim. Artık yürüyorum, istediğimi yapıyorum.'</p>

<h3><strong>- 'İyi ki karaciğerimi vermişim'</strong></h3>

<p>Aksoy'un karaciğerinden bir parça vererek eşinin yeniden sağlığına kavuşmasını sağlayan Selma Aksoy da naklin ardından ailece büyük mutluluk yaşadıklarını söyledi.</p>

<p>Organ bağışı çağrısı yapan Aksoy, 'Herkesin sevdiğine, yakınına organ bağışında bulunmasını isterim. Organ bağışı gerçekten çok önemli. Biz bizzat yaşadık, şahit olduk. İyi ki karaciğerimi vermişim, şimdi çok daha mutluyuz.' diye konuştu.</p>

<p>Eşinin hastalık sürecinde gözlerinin önünde eridiğini anlatan Aksoy, ameliyatla birlikte hayatlarının yeniden değiştiğini dile getirdi.</p>

<h3><strong>- Karaciğer çalışmaya başladığında diğer organlar da toparlanıyor</strong></h3>

<p>Operasyonu gerçekleştiren Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı da Aksoy'un merkeze başvurduğunda karnından yaklaşık 10 kilogram sıvı aldıklarını söyledi.</p>

<p>Hastanın nakilden sonraki 10 aylık süreçte yaşamının tamamen değiştiğini belirten Aydınlı, Aksoy'un 71 kiloya ulaştığını ve kas kaybının büyük ölçüde telafi edildiğini ifade etti.</p>

<p>Aydınlı, karaciğerin vücudun işleyişindeki önemine dikkati çekerek, 'Aslında karaciğerin nasıl bir organ olduğunun en güzel örneği. Karaciğer çalışmaya başladığında böbrekler çalışıyor, kalp ona göre çalışıyor, beyin fonksiyonları ona göre oluyor. Çünkü birçok şeyin üretimini karaciğer yapıyor.' dedi.</p>

<p>Aksoy'un nakil öncesinde ciddi kas kaybı yaşadığını aktaran Aydınlı, 'Nakilden sonra kasları geri gelmeye başladı. Buraya geldiğinde elinde baston, ölmek üzere olan bir hastaydı.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hastanın bekleyecek zamanının bulunmadığını ve naklin risk alınarak gerçekleştirildiğini belirten Aydınlı, organ naklinin yalnızca hastaya değil, ailesine de yeni bir hayat sunduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/37-kiloya-dusen-hasta-karaciger-nakliyle-71-kiloya-ulasti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/09/agency/aa/37-kiloya-dusen-hasta-karaciger-nakliyle-71-kiloya-ulasti.jpg" type="image/jpeg" length="58125"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda kalp krizi neden fark edilmiyor?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/kadinlarda-kalp-krizi-neden-fark-edilmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/kadinlarda-kalp-krizi-neden-fark-edilmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda kalp krizi belirtileri erkeklerden farklı seyredebiliyor. Göğüs ağrısı yerine yorgunluk ve bulantı, tanının gecikmesine yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em>Kalp krizi denince akla keskin bir göğüs ağrısı gelir. Oysa kadınlarda tablo çok daha sinsi olabiliyor; yorgunluk ya da mide bulantısı sanılan belirtiler, hayati bir uyarı olabilir.</em></p>

<h2><strong>Kadınlarda kalp krizi neden fark edilmiyor?</strong></h2>

<p>Kalp krizi denildiğinde akla genellikle şiddetli göğüs ağrısı gelse de, <strong>kadınlarda kalp krizi belirtileri</strong> çoğu zaman bu klasik tablodan farklı seyredebiliyor. Bu durum, belirtilerin fark edilmesini zorlaştırıyor ve tanının gecikmesine yol açabiliyor. Uzmanlar, kadınların kendine özgü belirtiler konusunda bilinçli olmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor. İşte kadınlarda kalp krizi belirtilerine dair genel bilgiler. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; şüphe halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<h3><strong>Belirtiler neden farklı olabiliyor?</strong></h3>

<p>Aktarılan bilgilere göre, kadınlarda kalp krizi belirtileri <strong>erkeklerdeki klasik göğüs ağrısından farklı</strong> biçimde ortaya çıkabiliyor. Bu farklılık, biyolojik ve fizyolojik nedenlere bağlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınlarda belirtiler daha <strong>belirsiz ve hafif</strong> seyredebildiği için, çoğu zaman başka bir rahatsızlıkla karıştırılabiliyor. Bu da kişinin durumu ciddiye almamasına ve doktora başvurmayı geciktirmesine neden olabiliyor. Belirtilerin atlanması ya da geç fark edilmesi, tedavi sürecini de olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle kadınların, kendilerine özgü belirtiler konusunda farkındalık sahibi olması önemli.</p>

<h3><strong>Dikkat edilmesi gereken belirtiler</strong></h3>

<p>Aktarılan bilgilere göre kadınlarda kalp krizi; <strong>aşırı yorgunluk, nefes darlığı, bulantı ve terleme</strong> gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Bu belirtiler, klasik göğüs ağrısı olmadan da ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Ayrıca <strong>sırt, çene, boyun ya da kollara yayılan ağrı ve rahatsızlık hissi</strong> de olası belirtiler arasında sayılıyor. Bu belirtiler tek başına ya da bir arada görülebiliyor. Önemli olan, alışılmadık ve açıklanamayan bu tür belirtileri ciddiye almak. Özellikle risk faktörü taşıyan kişilerde, bu belirtilerin ihmal edilmemesi gerekiyor. Şüphe durumunda derhal sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Neden geç fark ediliyor?</strong></h3>

<p>Kadınlarda kalp krizinin geç fark edilmesinin başlıca nedeni, belirtilerin <strong>başka rahatsızlıklarla karıştırılması</strong>. Yorgunluk, bulantı ya da nefes darlığı gibi belirtiler, çoğu zaman stres, tükenmişlik ya da mide sorunlarına bağlanabiliyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra, kalp krizinin <strong>daha çok erkeklerde görülen bir sorun</strong> olarak algılanması da kadınların belirtileri ciddiye almasını zorlaştırabiliyor. Bu yanlış algı, hem kişinin kendisinin hem de bazen çevresinin durumu geç fark etmesine yol açabiliyor. Oysa kalp hastalıkları kadınları da yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle farkındalık ve erken müdahale büyük önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Erken müdahale hayat kurtarır</strong></h3>

<p>Kalp krizinde <strong>zaman en kritik faktör</strong>. Belirtilerin erken fark edilmesi ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması, hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu nedenle şüpheli belirtilerde beklememek gerekiyor.</p>

<p>Uzmanlar; <strong>düzenli sağlık kontrolü, sağlıklı yaşam ve risk faktörlerinin yönetimini</strong> öneriyor. Ancak her bireyin durumu farklı olduğu için, kişiye özel değerlendirme mutlaka bir doktor tarafından yapılmalıdır. Bu yazı yalnızca genel bir bilgilendirme niteliğindedir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili her konuda mutlaka bir hekime danışın. Sağlık gündemine dair gelişmeleri <a href="https://www.antalyahaber.net/"><strong>Antalya Haber</strong></a> üzerinden takip edebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/kadinlarda-kalp-krizi-neden-fark-edilmiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/kalp-krizi-geciren-kadinlarda-yanlis-teshisle-eve-gonderilme-orani-7-kat-fazla-2eab66.webp" type="image/jpeg" length="71514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı şeker tüketiminin vücuda verdiği zararlar]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/asiri-seker-tuketiminin-vucuda-verdigi-zararlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/asiri-seker-tuketiminin-vucuda-verdigi-zararlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı şeker tüketimi, kilo artışından diş sağlığına kadar pek çok soruna zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar ilave şekerin azaltılmasını öneriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em>Tatlı bir molanın masum göründüğü anlar, uzun vadede bedene fatura çıkarabiliyor. Aşırı şeker tüketiminin vücutta yol açabileceği zincirleme etkiler, sağlık uzmanlarının en çok uyardığı konulardan biri.</em></p>

<h2><strong>Aşırı şeker tüketiminin vücuda verdiği zararlar</strong></h2>

<p>Günlük hayatta farkında olmadan yüksek miktarda tüketilen şeker, sağlık açısından pek çok riski beraberinde getirebiliyor. Aktarılan bilgilere göre, <strong>aşırı şeker tüketimi</strong> kilo artışından diş sağlığına kadar birçok soruna zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, özellikle ilave (rafine) şekerin azaltılmasının önemine dikkat çekiyor. İşte aşırı şeker tüketiminin olası etkilerine dair genel bilgiler. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel sağlık ve beslenme için uzmana danışılmalıdır.</p>

<h3><strong>Kilo ve metabolizma üzerindeki etkileri</strong></h3>

<p>Aktarılan bilgilere göre, aşırı şeker tüketimi <strong>kilo artışına ve metabolik sorunlara</strong> zemin hazırlayabiliyor. Şekerli gıdalar yüksek kalori içerdiği için, fazla tüketildiğinde kilo alımına katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Ayrıca aşırı şekerin, <strong>kan şekeri dengesini</strong> olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor. Sık ve yüksek şeker tüketimi, ani kan şekeri yükselmelerine ve düşmelerine yol açabiliyor. Bu durum hem enerji dalgalanmalarına hem de uzun vadede metabolik risklere neden olabiliyor. Bu nedenle şeker tüketiminin dengeli tutulması öneriliyor. Ancak kişisel risk değerlendirmesi mutlaka bir hekim tarafından yapılmalı.</p>

<h3><strong>Diş ve ağız sağlığı</strong></h3>

<p>Aşırı şeker tüketiminin en bilinen etkilerinden biri, <strong>diş sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi</strong>. Aktarılan bilgilere göre, şeker ağızdaki bakterilerle etkileşime girerek diş çürüklerine zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Özellikle <strong>şekerli içecekler ve yapışkan tatlılar</strong>, diş sağlığı açısından daha riskli kabul ediliyor. Düzenli diş bakımı ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, ağız sağlığını korumada önemli. Bu nedenle uzmanlar, hem şeker tüketimine dikkat edilmesini hem de düzenli diş hijyenine önem verilmesini öneriyor. Diş sağlığıyla ilgili kişisel durumlar için bir diş hekimine danışmak en doğrusu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Uzun vadeli sağlık riskleri</strong></h3>

<p>Aktarılan bilgilere göre, uzun süreli ve aşırı şeker tüketimi, <strong>çeşitli kronik sağlık sorunları</strong> açısından risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Dengeli beslenmenin, bu risklerin yönetilmesinde önemli olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, <strong>ilave şekerin azaltılmasını ve doğal besinlere yönelmeyi</strong> öneriyor. Paketli gıdalardaki gizli şekerlere de dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ancak her bireyin sağlık durumu ve ihtiyacı farklı olduğu için, kesin bir değerlendirme ve öneri mutlaka bir uzman tarafından yapılmalı. Şeker tüketimiyle ilgili kişisel kaygılar, bir hekimle paylaşılmalı.</p>

<h3><strong>Dengeli tüketim önemli</strong></h3>

<p>Şeker, dengeli ve ölçülü tüketildiğinde beslenmenin bir parçası olabiliyor; ancak <strong>aşırıya kaçılması</strong> sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, özellikle ilave şeker tüketiminin kontrol altında tutulmasını öneriyor.</p>

<p>Sağlıklı bir yaşam için; <strong>dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve bilinçli gıda seçimi</strong> öne çıkıyor. Unutulmamalı ki her bireyin ihtiyacı farklıdır ve kişiye özel öneriler ancak bir doktor veya diyetisyen tarafından verilebilir. Bu yazı yalnızca genel bir bilgilendirme niteliğindedir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Sağlık gündemine dair gelişmeleri <a href="https://www.antalyahaber.net/"><strong>Antalya Haber</strong></a> üzerinden takip edebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/asiri-seker-tuketiminin-vucuda-verdigi-zararlar</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/asiri-seker-tuketiminin-vucuda-verdigi-zararlar.webp" type="image/jpeg" length="93954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tansiyon düşüklüğü neden olur, nasıl önlenir?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/tansiyon-dusuklugu-neden-olur-nasil-onlenir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/tansiyon-dusuklugu-neden-olur-nasil-onlenir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tansiyon düşüklüğü neden olur? Hipotansiyon belirtileri, nedenleri ve düşük tansiyonu dengelemeye yardımcı beslenme ile yaşam tarzı önerileri.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tansiyon düşüklüğü, tıbbi adıyla hipotansiyon, kan basıncının normal seviyelerin altına inmesi durumudur. Yüksek tansiyon kadar üzerinde durulmasa da ciddi şikayetlere yol açabilen ve yaşam kalitesini düşüren bir sağlık sorunudur. Özellikle genç kadınlarda ve ince yapılı bireylerde daha sık görülür.</p>

<p>Düşük tansiyonun belirtileri ani baş dönmesinden bayılmaya kadar uzanan bir yelpazeye yayılır. Pek çok durumda beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle belirtiler kontrol altına alınabilir. Aşağıda hipotansiyonun nedenleri, dikkat edilmesi gereken durumlar ve pratik öneriler ele alınmıştır.</p>

<h2><strong>Tansiyon Düşüklüğü Belirtileri</strong></h2>

<p>Tansiyonu düşen kişilerde en belirgin şikayetler baş dönmesi, göz kararması ve ani halsizliktir. Bu belirtiler özellikle oturma pozisyonundan ayağa kalkıldığında belirgin hale gelir; ortostatik hipotansiyon adı verilen bu durumda vücut kan basıncını hızla ayarlayamaz.</p>

<p>Bulantı, soluk cilt rengi, soğuk terleme ve hızlı nefes alıp verme de düşük tansiyonun yaygın belirtileri arasında yer alır. Ağır vakalarda bilinç kaybına kadar varan bayılma durumları gözlenebilir. Bu tür bayılmalar özellikle sıcak ortamlarda, uzun süre ayakta durulduğunda veya aç karnına daha sık ortaya çıkar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kronik düşük tansiyonu olan bireyler gün içinde sürekli yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü ve bulanık görme gibi şikayetler yaşayabilir. Bu belirtiler hayat kalitesini düşürür ve günlük aktivitelerde performansı azaltır.</p>

<h3><strong>Tansiyon Düşüklüğünün Nedenleri</strong></h3>

<p>Yetersiz sıvı alımı, tansiyon düşüklüğünün en yaygın nedenlerinden biridir. Vücudun kan hacmi azaldığında basınç doğal olarak düşer. Özellikle yaz aylarında ve yoğun egzersiz sonrasında dehidrasyon riski yüksektir.</p>

<p>•      Yetersiz sıvı alımı ve dehidrasyon</p>

<p>•      Uzun süreli açlık ve düşük kan şekeri</p>

<p>•      Demir eksikliği anemisi</p>

<p>•      Gebelik dönemi</p>

<p>•      Bazı ilaçların yan etkileri</p>

<p>•      Tiroid ve böbrek üstü bezi hastalıkları</p>

<p>•      Uzun süre yatak istirahatı sonrası ani ayağa kalkma</p>

<p>•      Kalp ritmi bozuklukları</p>

<p>Bazı bireylerde düşük tansiyon herhangi bir patolojik nedene bağlı olmaksızın doğal olarak görülür; bu duruma primer hipotansiyon denir. Genellikle genç ve sağlıklı kadınlarda görülen bu tablo genellikle ciddi bir sorun yaratmaz. Ancak yaşam tarzı önerileriyle rahatsızlık verici belirtiler azaltılabilir.</p>

<h3><strong>Beslenme ile Tansiyonu Dengeleme</strong></h3>

<h3>Tansiyon düşüklüğü yaşayan bireylerin beslenmesinde tuz alımı dengeli bir şekilde yüksek tutulmalıdır. Aşırı tuzdan kaçınmak genel bir öneri olsa da, kronik hipotansiyonda uzman kontrolünde tuz tüketimi artırılabilir. Zeytin, ayran ve turşu gibi doğal tuz kaynakları tercih edilebilir.</h3>

<p>Kompleks karbonhidratlar yerine basit karbonhidratların ani kan şekeri dalgalanmaları oluşturmaması için dengeli öğün planı önemlidir. Yulaf, tam buğday ekmeği, kahverengi pirinç gibi kompleks karbonhidratlar tokluğu uzatır ve enerji sağlar.</p>

<p>Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması ve kan dolaşımının desteklenmesi açısından önemlidir. Yumurta, peynir, tavuk, balık ve baklagiller dengeli protein kaynakları arasında yer alır. B12 ve demir yönünden zengin besinler, anemi kaynaklı hipotansiyonda özellikle faydalıdır.</p>

<h3><strong>Düşük Tansiyonda Tüketilebilecek Gıdalar</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Gıda Grubu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Örnekler</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Faydası</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Tuz içeren gıdalar</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Zeytin, turşu, ayran</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kan basıncını dengeler</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Demir zengini</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kırmızı et, ıspanak, mercimek</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Anemiyi önler</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>B12 kaynağı</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Yumurta, balık, süt ürünleri</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Enerji ve dolaşım desteği</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Kompleks karbonhidrat</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Yulaf, tam tahıl ekmeği</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kan şekerini dengeler</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Sıvı kaynakları</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Su, ayran, taze meyve suları</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kan hacmini artırır</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Kafeinli içecekler</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kahve, yeşil çay</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kısa süreli tansiyon yükseltir</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3><strong>Yaşam Tarzı Önerileri</strong></h3>

<p>Ani ayağa kalkmak tansiyon düşüklüğü belirtilerinin en sık tetikleyicisidir. Yatakta veya oturur pozisyondan kalkarken önce birkaç dakika kenarda oturmak, ayakları yere sarkıtmak ve yavaşça ayağa kalkmak baş dönmesi riskini azaltır.</p>

<p>Günde en az iki-iki buçuk litre su tüketmek hipotansiyon yönetiminin temelidir. Yaz aylarında ve terleten aktivitelerde bu miktar daha da artırılmalıdır. Yatmadan önce bir bardak su içmek sabah uyanırken yaşanan baş dönmesi şikayetlerini azaltır.</p>

<p>Büyük öğünler yerine sık ve küçük öğünler tüketmek, yemek sonrası tansiyon düşüşü olan postprandiyal hipotansiyonu önler. Yemeklerden hemen sonra ağır aktiviteye girmekten kaçınmak da önerilir.</p>

<h3><strong>Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı?</strong></h3>

<h3></h3>

<p>Tekrarlayan bayılmalar, düşme sonucu yaralanmalara yol açan baş dönmeleri veya göğüs ağrısına eşlik eden düşük tansiyon atakları mutlaka tıbbi değerlendirme gerektirir. Altta yatan kalp, tiroid veya endokrin bir sorun olabilir.</p>

<p>Kullanılan ilaçların tansiyon üzerindeki etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır. Tansiyon düşüren ilaçlar, antidepresanlar ve bazı Parkinson ilaçları hipotansiyona yol açabilir. İlaç değişiklikleri mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır. Düzenli kan tahlili ile demir, B12 ve tiroid hormon seviyelerinin kontrolü önemlidir.</p>

<p>Tansiyon düşüklüğü çoğu zaman beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle kontrol altına alınabilen bir durumdur. Yeterli sıvı alımı, dengeli tuz tüketimi, demir yönünden zengin beslenme ve sık-küçük öğün planı etkili adımlardır. Ani ve tekrarlayan belirtiler söz konusu olduğunda bir dahiliye ya da kardiyoloji uzmanına başvurmak altta yatan nedenleri belirlemek açısından gereklidir. Kişiye özel bir beslenme planı için bir diyetisyenden destek almak da uzun vadede fayda sağlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/tansiyon-dusuklugu-neden-olur-nasil-onlenir</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/dusuk-tansiyona-ne-iyi-gelir.webp" type="image/jpeg" length="67080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kepez Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi genişletildi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-genisletildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-genisletildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kepez Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi’nde ünite sayısı 13’ten 28’e çıkarıldı. Yeni kapasiteyle daha fazla hastaya hizmet verilmesi hedefleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kepez Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi, artan hasta ihtiyacına daha nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunulması amacıyla genişletilerek ünite sayısı 13'ten 28'e çıkarıldı.</p>

<p>Antalya İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, merkezin yeni kapasitesiyle hizmete başlaması dolayısıyla tören düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, törende yaptığı konuşmada, sağlık hizmetlerinin vatandaşların ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesinin önemine dikkati çekti.</p>

<p>Sağlık altyapısını güçlendirmeye ve vatandaşların ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vermeye devam ettiklerini belirten Özkan, şunları kaydetti:</p>

<p>'Diyaliz tedavisi, düzenli ve kesintisiz takip gerektiren önemli bir süreçtir. Ünite sayısının 13'ten 28'e çıkarılmasıyla daha fazla hastamıza nitelikli sağlık hizmeti sunabileceğiz. Yenilenen merkezimizin hastalarımıza, sağlık çalışanlarımıza ve Antalya'mıza hayırlı olmasını diliyorum.'</p>

<p>Hastane Başhekimi Opr. Dr. Ramazan Gürkan da yapılan düzenlemenin diyaliz hizmetlerinin kapasitesini ve niteliğini artıracağını ifade etti.</p>

<p>Çalışma kapsamında daha önce ek binada hizmet veren hastalar ile personel, tıbbi cihaz ve ekipmanlar ana hizmet binasına taşındı.</p>

<p>Diyaliz Merkezi, 28 ünitesiyle ana hizmet binasında hasta kabulüne devam ederken, hastaların ulaşımları nakil araçları ve diyaliz servisleriyle sağlanıyor.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle aynı anda daha fazla hastaya tedavi imkanı sunulması, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, kaynakların daha verimli kullanılması ve ihtiyaç halinde hastalara daha hızlı müdahale edilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Törene hastane yöneticileri, sağlık çalışanları ve vatandaşlar katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-genisletildi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/agency/aa/kepez-devlet-hastanesi-diyaliz-merkezi-genisletildi.jpg" type="image/jpeg" length="78209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman uyardı: Sıcak çarpması beyin hasarına yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-beyin-hasarina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-beyin-hasarina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, sıcak çarpmasının bilinç değişikliği ve nöbete yol açabileceğini belirterek acil müdahale uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi'nden (AÜ) Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, sıcak çarpmasında bilinç değişikliği, konuşma bozukluğu ve nöbet gibi belirtilerin görülebileceğini belirterek, 'Sıcak çarpması acil tıbbi müdahale gerektirir. Gecikildiğinde kalıcı beyin ve organ hasarına, hatta ölüme yol açabilir' dedi.</p>

<p>Halk arasında sıcak havalarda yaşanan halsizlik ve fenalaşma 'sıcak çarpması' olarak ifade edilse de sıcaklığa bağlı gelişen rahatsızlıkların en ciddi olanlarından biri olarak öne çıkıyor. Yüksek sıcaklıklar, vücudun ısı dengesini zorlayarak isilikten kas kramplarına, ayaklarda şişmeden halsizlik ve yorgunluğa farklı sorunlara yol açabiliyor. Özellikle uzun süre sıcakta kalanlarda yoğun terleme ile sıvı kaybı artarken; bulantı, kusma, bitkinlik ve kramplar görülebiliyor. Durumun ağırlaşması halinde kişinin bilincinde değişiklik, konuşmasında bozulma, aşırı uyku hali veya nöbet gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere sıcak havadan daha fazla etkilenenlerin günün en sıcak saatlerinde güneşten uzak durması, serin ortamlarda bulunması ve yeterli sıvı tüketmesi önem taşıyor.</p>

<h2><strong>SICAKLIK TABLOSU</strong></h2>

<p>Sıcaklıklara bağlı rahatsızlıkların birçok farklı semptomu olduğunu aktaran AÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'nda Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze 'Termoregülasyon dediğimiz sistem sayesinde vücudumuz terleme ve diğer mekanizmalarla ısı kaybederek vücut sıcaklığını dengede tutuyor. Ancak bazı durumlarda bu denge bozulabiliyor. Sıcak döküntüsü, ter bezlerinin kanallarının tıkanması sonucu ortaya çıkıyor. Halk arasında 'isilik' olarak da biliniyor ve özellikle çocuklarda daha sık görülüyor. Serin ortamda bulunmak, terlemeyi kolaylaştıran ince ve pamuklu kıyafetler tercih etmek yeterli olabiliyor' dedi.</p>

<h3><strong>YÜKSEK SICAKLIKLAR ÖDEME YOL AÇABİLİYOR</strong></h3>

<p>Uygulanabilecek kolay yöntemlerle sıcak kramplarının ve sıcak ödeminin önlenebileceğini kaydeden İbze, 'Sıcak krampları, yoğun terlemeyle birlikte sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanıyor. Daha çok bacak ve kollarda görülüyor. Sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanması ile şikayetler genellikle kısa sürede düzeliyor. Bir diğer durum ise sıcak ödemi. Sıcağa bağlı damarların genişlemesiyle özellikle ayak bileklerinde şişlik oluşabiliyor. Sıcaktan uzaklaşmak, ayakları kalp seviyesinin üzerine kaldırıp, dinlenmek çoğu zaman yeterli oluyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'SICAK BİTKİNLİĞİ DURUMUN CİDDİLEŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR'</strong></h3>

<p>Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, sıcaklıklara bağlı rahatsızlıkların artmasıyla durumun ciddileştiğini belirterek, 'Sıcak bitkinliği, artık durumun ciddileşmeye başladığını gösteriyor. Yorgunluk, halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikayetler görülüyor. Vücut sıcaklığı genellikle 40 derecenin üzerine çıkmıyor. Kişinin sıcak ortamdan uzaklaştırılarak serin veya klimalı bir yere alınması, fazla kıyafetlerinin çıkarılması ve hava akımı sağlanarak serinletilmesi gerekiyor' dedi.</p>

<h3><strong>SICAK ÇARPMASINA DİKKAT</strong></h3>

<p>Halk arasında sıcak havalarda yaşanan birçok rahatsızlığın 'sıcak çarpması' olarak ifade edildiğini, ancak sıcak çarpmasının çok daha ciddi bir tablo olduğunu belirten İbze, Sıcak çarpması, sıcak acilleri içerisinde en korktuğumuz ve ölümcül sonuçlara yol açabilen durumdur. Bilinç değişikliği, bilinç kaybı, konuşma bozukluğu, uyku hali veya nöbet gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir. Kişinin mümkün olan en kısa sürede sıcak ortamdan çıkarılarak serin bir yere alınması ve vücut sıcaklığının düşürülmesi gerekir. Sıcak çarpması acil tıbbi müdahale gerektirir. Gecikildiğinde kalıcı beyin ve organ hasarına, hatta ölüme yol açabilir' diye konuştu.</p>

<h3><strong>ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR İÇİN RİSKLİ</strong></h3>

<p>Çocuklar ve yaşlıların sıcak havalarda daha fazla risk altında olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, 'Özellikle günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneşe çıkılmaması ve mümkün olduğunca serin ortamlarda bulunulması gerekiyor. Dışarıda bulunmak veya çalışmak zorunda olanlarınsa ince, açık renkli, pamuklu veya keten kıyafetler giymesi, yeterli sıvı tüketmesi ve geniş kenarlı şapka kullanması önemli' dedi.</p>

<h3><strong>'DENİZE GİRMEK SICAKTAN TAM KORUMUYOR'</strong></h3>

<p>Sıcak havada denize girmenin güneşin etkilerinden tamamen korumadığını da belirten İbze, 'Kişi denizde de güneş ışınlarına maruz kalmaya devam ediyor. Güneş yanıklarının yanı sıra sıcak ödemi, kramplar ve sıcak bitkinliği gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Özellikle risk grubundakiler günün en sıcak saatlerinde, denize girecek olsalar bile, uzun süre güneş altında bulunmamalı. 'Denizin içindeyim, bana bir şey olmaz' diye düşünülmemeli. Önceliğimiz hastalık ortaya çıktıktan sonra ted (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-beyin-hasarina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/agency/dha/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-beyin-hasarina-yol-acabilir.jpg" type="image/jpeg" length="52124"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş Teli Fiyatları Hesaplama]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/dis-teli-fiyatlari-hesaplama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/dis-teli-fiyatlari-hesaplama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş teli fiyatları diş teli tedavisinde en çok merak edilen durumlar arasında yer alır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://alpdent.net/dis-teli-fiyatlari" rel="dofollow"><strong>Diş teli fiyatları</strong></a>, diş teli tedavisinde en çok merak edilen konuların başında gelir. Tedavi sürecinde braket seçimi, bireyin muayene bulgularının değerlendirilmesi, seçilen klinik ve ortodontistin deneyimi gibi başlıklar <a href="https://alpdent.net/dis-teli-fiyatlari" rel="dofollow"><strong>diş teli fiyatları</strong></a> incelemelerinin belirlenmesinde etkili olur. Diş teli tedavisinde öne çıkan önemli başlıkları birlikte inceleyelim.</p>

<h2><strong>Diş Teli Nedir?</strong></h2>

<p>Diş teli; braket adı verilen yapılar yardımıyla dişlerin kendilerine ait doğru konumlara hareket etmesini amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Braketlerin türü farklılık gösterir. Metal, şeffaf ve lingual teller en çok tercih edilen türler arasında yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Diş Teli Türleri Neden Farklıdır?</strong></h3>

<p>Diş teli türleri, kişilerin istek ve ihtiyaçlarından yola çıkılarak çeşitlendirilmiştir. Örneğin, ilk çıkan metal türlerin görünümünden hoşlanmayan bireyler şeffaf veya lingual türleri tercih edebilir. Bu türlerin <a href="https://alpdent.net/dis-teli-fiyatlari" rel="dofollow"><strong>diş teli fiyatları</strong></a>, metal braketlere göre daha yüksektir. Ancak hepsinin ortak amacı estetik ve sağlıklı bir ağız yapısı oluşturmaktır. Braketlerin artılarını ve eksilerini değerlendirerek size en uygun seçimi yapabilirsiniz. Ortodontistiniz bu konuda size destek olacaktır.</p>

<h3><img alt="Resim1" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://antalyahabernet.teimg.com/antalyahaber-net/uploads/2026/08/resim1.png" width="882" /><strong>Diş Teli Bakımı Nasıl Yapılır?</strong></h3>

<p>Diş teli bakımı, tedavi süreci için son derece önemlidir. Özel aparatlar yardımıyla düzenli olarak braket temizliğinin yapılması gerekir. Dişlerin kenarlarında ve braketlerin yanlarında biriken besin artıkları temizlenmediğinde koku ve çürüklere yol açabilir. Bu durum braket yapısına zarar verebilir ve tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Dişlerin, önerilen özel aparatlarla düzenli biçimde temizlenmesi gerekir. Ayrıca belirli aralıklarla yapılan muayenelerle diş tellerinin kontrol edilmesi de önemlidir. Bu kontroller, varsa mevcut bir sorunun tespiti ve olası problemlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.</p>

<h3><strong>Diş Teli Fiyatları Nasıl Belirlenir?</strong></h3>

<p>Net bir rakam vermek mümkün olmasa da, tahmini değerlendirmeler yapılarak fiyatlar hakkında fikir sahibi olunabilir. Diş telinin türü, tek veya çift çene tercihi, dişlerdeki çapraşıklık oranı, tedavinin uygulanacağı klinik ve uzman seçimi gibi başlıklar fiyatların oluşmasında etkilidir. Size uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi ve uygun ödeme koşullarının oluşturulması oldukça önemlidir. <strong>Alpdent</strong> olarak, bireye özel muayene süreçlerini de değerlendirerek diş teli fiyatlarını belirliyor ve size uygun ödeme seçenekleri sunuyoruz. Ayrıntılı bilgi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/dis-teli-fiyatlari-hesaplama</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/p-h-o-t-o-2026-08-17-15-11-25.jpg" type="image/jpeg" length="28681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş altında ciltte kalan su damlacıkları leke riskini artırabiliyor]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/gunes-altinda-ciltte-kalan-su-damlaciklari-leke-riskini-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/gunes-altinda-ciltte-kalan-su-damlaciklari-leke-riskini-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman, vücutta güneş lekesi oluşmasını önlemek için deniz veya havuzdan çıktıktan sonra cildin havluyla kurulanması gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akman, AA muhabirine, yaz aylarında serinlemek amacıyla denize ve havuza girenlerin, ciltlerindeki su damlacıklarıyla uzun süre güneş altında kalmalarının, özellikle leke oluşumuna yatkın kişilerde cilt problemlerine neden olabildiğini söyledi.</p>

<p>Deniz veya havuzdan çıktıktan sonra cilt üzerinde su damlacıklarının kaldığını ifade eden Akman, 'Su damlacıkları, mercek etkisi oluşturabilir. Bu nedenle deniz veya havuzdan çıktıktan sonra cilt üzerinde kalan suyun havluyla kurulanması ve temizlenmesi faydalı olacaktır. Bunun yanında çevresel faktörlere ve yansıyan ışınlara da dikkat etmek gerekiyor.' dedi.</p>

<p>Güneş lekesi oluşumunun yalnızca su damlacıklarıyla ilişkilendirilemeyeceğini vurgulayan Akman, uzun süre ve yoğun şekilde güneşe maruz kalmanın ciltte kümülatif hasara yol açabildiğini belirtti.</p>

<h2><strong>- Açık tenli kişilerde daha fazla etkilenme görülüyor</strong></h2>

<p>Akman, güneş maruziyetinin ardından oluşan kızarıklıkların zamanla lekeye dönüşebildiğine dikkati çekerek, 'Genellikle açık tenli kişilerde daha fazla etkilenme oluyor. Bunun yanında genetik olarak yatkınlığı bulunan kişilerde de cilt, güneşten daha çabuk etkilenebiliyor.' diye konuştu.</p>

<p>Havuzdaki klorun ciltte tahrişe neden olabileceğini, deniz suyunun da kirlilik durumuna göre cildi etkileyebileceğini anlatan Akman, havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş alınmasını önerdi.</p>

<p>Akman, bu uygulamanın hem ciltteki partiküllerin havuza taşınmasını önlediğine hem de klordan etkilenen cildin rahatlamasına yardımcı olduğuna dikkati çekti.</p>

<h3><strong>- Güneşten korunmada fiziksel önlemler de önemli</strong></h3>

<p>Güneş koruyucularının önemli olduğunu belirten Akman, ürünlerin dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce açık bölgelere yeterli miktarda uygulanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Korunmanın yalnızca güneş kremiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini vurgulayan Akman, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'D vitamini açısından güneş ışığından faydalanmak önemli. Tabii ki güneşten faydalanacağız ama zararlarından etkilenmemek adına korunacağız. Genel sağlığımız, bağışıklığımız için güneş ışığı çok önemli. O nedenle yarım saatten fazla güneş ışığına maruz kalacaksak gerek giysilerle gerekse kremler ve ek önlemlerle korunmakta fayda var.'</p>

<p>Akman, gölgede bulunmanın da her zaman yeterli olmayabileceğini belirterek, yansıyan ışınların ve sıcaklığın cildi etkileyebileceğine işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>- Ciltteki değişiklikler ihmal edilmemeli</strong></h3>

<p>Güneşten korunmanın yanı sıra ciltte meydana gelen değişikliklerin düzenli takip edilmesinin de önem taşıdığını dile getiren Akman, bazı lekelerin basit bir cilt sorunu olmayabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Akman, 'Bazı cilt lekeleri deri kanserinin öncüsü olabilir. Bu nedenle kişilerin kendi ciltlerini düzenli olarak kontrol etmelerini öneriyorum.' dedi.</p>

<p>Özellikle düzenli ben taraması yaptırmanın önemine işaret eden Akman, erken tanının cilt kanserlerinin tedavisinde kritik olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/gunes-altinda-ciltte-kalan-su-damlaciklari-leke-riskini-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/agency/aa/gunes-altinda-ciltte-kalan-su-damlaciklari-leke-riskini-artirabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="60760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuz eklemeseniz bile fazla tuz alıyor olabilirsiniz]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/tuz-eklemeseniz-bile-fazla-tuz-aliyor-olabilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/tuz-eklemeseniz-bile-fazla-tuz-aliyor-olabilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı tuz sağlığı olumsuz etkiliyor ama tuzun çoğu farkında olmadan hazır gıdalardan geliyor. Gizli tuzu tanımayı ve tuz tüketimini azaltmayı nasıl yaparsınız?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em>"Ben yemeğe zaten tuz koymuyorum" diyorsunuz ama günlük tuz alımınız yine de sınırın çok üstünde olabilir. Çünkü tükettiğimiz tuzun büyük kısmı tuzluktan değil; ekmekten, peynirden, hazır gıdalardan sinsice geliyor.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tuz eklemeseniz bile fazla tuz alıyor olabilirsiniz</strong></h2>

<p>'Ben zaten yemeklerime pek tuz koymuyorum, tuzluğa elimi sürmüyorum.' Bunu söyleyen pek çok kişi, aslında günlük tuz alımının önerilen sınırın çok üstünde olduğunu bilmez. Çünkü şaşırtıcı bir gerçek var: Tükettiğimiz tuzun büyük kısmı, sofradaki tuzluktan değil; <strong>ekmek, peynir, işlenmiş ve hazır gıdalardan</strong> sinsice gelir. Bu 'gizli tuzu' tanımak, sağlıklı beslenmenin önemli bir parçasıdır. Bu yazı genel bir bilgilendirmedir, tıbbi tavsiye değildir.</p>

<h3><strong>Aşırı tuz neden zararlı?</strong></h3>

<p>Tuz (sodyum), vücut için gerekli bir mineraldir; ancak <strong>aşırı tüketimi sağlığa zarar verir</strong>. Fazla tuz alımı, özellikle tansiyon (kan basıncı) üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir ve kalp-damar sağlığını etkileyebilir.</p>

<p>Uzun vadede aşırı tuz tüketimi, çeşitli <strong>sağlık sorunları için risk</strong> oluşturabilir. Bu yüzden dünya genelinde sağlık otoriteleri, tuz tüketiminin sınırlandırılmasını önerir. Vücudun ihtiyacı olan tuz miktarı aslında oldukça azdır; sorun, çoğumuzun bu miktarın çok üstünde tüketmesidir. Dengeli tuz tüketimi, genel sağlığı korumanın önemli bir parçasıdır.</p>

<h3><strong>Gizli tuz nerede?</strong></h3>

<p>Tuz tüketiminin büyük kısmı, farkında olmadan tükettiğimiz <strong>işlenmiş ve hazır gıdalardan</strong> gelir. Ekmek, peynir, şarküteri ürünleri (salam, sucuk), hazır çorbalar, cipsler, turşular ve pek çok paketli ürün, yüksek miktarda tuz içerir.</p>

<p>Bu ürünlerde tuz, hem lezzet hem de <strong>koruyucu (raf ömrü)</strong> amacıyla bulunur. Sorun şu ki, bu gıdalar tuzlu tadı her zaman belli etmez; yani 'tuzlu hissetmeseniz' bile bol tuz almış olabilirsiniz. Bu yüzden asıl tuz kaynağı, sofradaki tuzluk değil, market raflarındaki hazır ürünlerdir. Gizli tuzu bilmek, tüketimi kontrol etmenin ilk adımıdır.</p>

<h3><strong>Etiket okumanın önemi</strong></h3>

<p>Gizli tuzu fark etmenin en iyi yolu, <strong>gıda etiketlerini okumaktır</strong>. Ürünlerin besin değeri tablosunda, sodyum ya da tuz miktarı belirtilir. Farklı ürünleri karşılaştırırken bu değere bakmak, daha az tuzlu olanı seçmenizi sağlar.</p>

<p>Özellikle aynı türden ürünler arasında (örneğin farklı markalardaki ekmek ya da peynir), <strong>tuz içeriği büyük fark</strong> gösterebilir. Etiket okuma alışkanlığı, bilinçli seçimler yapmanızı sağlar. 'Az tuzlu' ya da 'tuzsuz' seçenekleri tercih etmek de tüketimi azaltır. Ne kadar tuz aldığınızı bilmek, onu yönetmenin temelidir. Etiketler, gizli tuzu görünür kılar.</p>

<h3><strong>Tuz tüketimini azaltmanın yolları</strong></h3>

<p>Tuz tüketimini azaltmak için pek çok pratik yol vardır. En etkilisi, <strong>işlenmiş ve hazır gıdaları azaltıp</strong>, evde taze malzemelerle yemek yapmaktır; böylece tuz miktarını siz kontrol edersiniz.</p>

<p>Yemeklerde tuz yerine <strong>baharat, limon, otlar ve doğal lezzet vericiler</strong> kullanmak, hem lezzeti korur hem tuzu azaltır. Yemeğe tuzu 'otomatik' eklemek yerine, tadına bakıp gerçekten gerekiyorsa eklemek de faydalıdır. Damak, zamanla daha az tuza alışır; bu bir alışkanlık meselesidir. Kademeli olarak tuzu azaltmak, damak zevkinden ödün vermeden mümkündür. Küçük değişiklikler, büyük fayda sağlar.</p>

<h3><strong>Denge ve doğru bilgi</strong></h3>

<p>Tuz konusunda önemli olan <strong>dengedir</strong>; tuzu tamamen kesmek değil, aşırıya kaçmamaktır. Vücudun bir miktar sodyuma ihtiyacı vardır. Amaç, gizli tuz kaynaklarını azaltarak makul bir tüketim düzeyine ulaşmaktır.</p>

<p>Özellikle <strong>tansiyon, kalp ya da böbrek rahatsızlığı</strong> olanlar için tuz tüketimi daha da önemlidir ve bu kişilerin mutlaka hekim ve diyetisyen önerilerine uyması gerekir. Kişiye özel tuz ihtiyacı ve kısıtlaması, bir uzman tarafından belirlenmelidir. Bilinçli tuz tüketimi, uzun vadeli sağlığa yapılan değerli bir yatırımdır. Bu yazı genel bir bilgilendirmedir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez; beslenmenizle ilgili bir hekime ya da diyetisyene danışın. Sağlık gündemini <a href="https://www.antalyahaber.net/"><strong>Antalya Haber</strong></a> üzerinden takip edebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/tuz-eklemeseniz-bile-fazla-tuz-aliyor-olabilirsiniz</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/tuz-eklemeseniz-bile-fazla-tuz-aliyor-olabilirsiniz.webp" type="image/jpeg" length="33176"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ameliyatı sonrası kronik ağrılara ‘omurilik pili’ çözümü]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/bel-ameliyati-sonrasi-kronik-agrilara-omurilik-pili-cozumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/bel-ameliyati-sonrasi-kronik-agrilara-omurilik-pili-cozumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ameliyatı sonrası devam eden kronik ağrılarda kullanılan omurilik pili tedavisi, uygun hastalarda ağrının kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ameliyatına rağmen devam eden kronik ağrıların, hastaların yaşam kalitesini düşürdüğünü belirten Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Haci Ahmet Alıcı, 'Uygun hastalara uygulanan omurilik pili tedavisi sayesinde kronik ağrılar kontrol altına alınabiliyor. Böylece hastalar günlük yaşamlarına daha konforlu şekilde devam etmesi sağlanıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Haci Ahmet Alıcı, bel ameliyatı sonrası dirençli ağrı yaşayan hastalarda epidüral enjeksiyon ve epidüroskopi gibi minimal invaziv yöntemlerin yeterli olmadığı durumlarda omurilik pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu belirterek, 'Epidüral enjeksiyon ve epidüroskopi gibi yöntemleri denememize rağmen sonuç alamadığımız hastalarda omurilik pili tedavisine başvuruyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>'AĞRI KESİLMİYORSA OMURİLİK PİLİ DEVREYE GİRİYOR'</strong></h2>

<p>'Spinal cord stimulasyonu' olarak da bilinen bu yöntemin, özellikle başarısız bel cerrahisi sonrası gelişen nöropatik ağrılarda etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Alıcı,'Omurilik pili, travma sonrası oluşan kompleks rejyonel ağrı sendromu, iskemik ağrılar ve dirençli kronik ağrılarda kullanılıyor. Bu hasta grubunda klasik tedaviler yetersiz kaldığında cerrahi olarak küçük bir kesiyle pil yerleştiriyoruz' dedi.</p>

<h3><strong>'HAYAT KALİTESİNİ ARTIRIYOR'</strong></h3>

<p>Kronik ağrının yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal yaşamı da olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Alıcı, 'Uzun süre devam eden ağrılar uyku düzenini bozabiliyor, hastalarda sürekli yorgunluk hissine ve günlük aktivitelerin kısıtlanmasına neden olabiliyor. Uygun hastalarda uygulanan omurilik pili tedavisiyle ağrıyı kontrol altına alarak yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmayı hedefliyoruz' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/bel-ameliyati-sonrasi-kronik-agrilara-omurilik-pili-cozumu</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/agency/dha/bel-ameliyati-sonrasi-kronik-agrilara-omurilik-pili-cozumu.jpg" type="image/jpeg" length="67156"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KDC’de Ebola salgınında can kaybı 1801’e yükseldi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/kdcde-ebola-salgininda-can-kaybi-1801e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/kdcde-ebola-salgininda-can-kaybi-1801e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola salgınında doğrulanmış vaka sayısı 3 bin 973’e, hayatını kaybedenlerin sayısı 1801’e çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde mayıs ayında ilan edilen Ebola salgınında yaşamını yitirenlerin sayısının 1801'e yükseldiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) 15 Mayıs'ta ilan edilen Ebola virüsünün neden olduğu salgında doğrulanmış vaka sayısı 3 bin 973'e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 1801'e yükseldi. KDC Sağlık Bakanlığı, salgının Haut-Uele, Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu ve Tshopo olmak üzere 5 eyaletteki 51 bölgeye yayıldığını açıkladı. Salgında ölüm oranının yüzde 45,3, temaslı takip oranının da yüzde 75,3 olduğu kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/kdcde-ebola-salgininda-can-kaybi-1801e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/agency/dha/kdcde-ebola-salgininda-can-kaybi-1801e-yukseldi.jpg" type="image/jpeg" length="47454"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DMD hastası Kerem, yeniden koşup oynamayı hayal ediyor]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/dmd-hastasi-kerem-yeniden-kosup-oynamayi-hayal-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/dmd-hastasi-kerem-yeniden-kosup-oynamayi-hayal-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da DMD hastası 11 yaşındaki Kerem Yapıcı, yeniden koşup oynamak ve babası gibi kaptan olmak için destek bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası Kerem Yapıcı (11), yeniden arkadaşlarıyla koşup oynayabilmenin ve babası gibi kaptan olup mavi denizlere açılmanın hayalini kurduğunu belirterek, 'Ben de diğer çocuklar gibi koşmak, oynamak ve hayallerime kavuşmak istiyorum' dedi.</p>

<p>Antalya'nın Demre ilçesinde yaşayan DMD hastası Kerem Yapıcı'nın babası Arif Yapıcı (38), valilik onaylı yardım kampanyasında yüzde 46'ya gelindiğini belirterek, destek çağrısında bulundu. Oğlunun ilerleyici kas hastalığı nedeniyle zamana karşı yarıştıklarını belirten Arif Yapıcı, tedaviye erken ulaşmanın Kerem'in geleceği için büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<h2><strong>'KABULLENMAK ÇOK ZOR OLDU'</strong></h2>

<p>Oğluna 3 yaşında DMD tanısı konulduğunu anlatan Arif Yapıcı, ilk duydukları anda büyük yıkım yaşadıklarını, hastalığın ilerlemesi ile Kerem'in günlük yaşamının giderek zorlaştığını söyledi. Baba Yapıcı, 'Kerem'in DMD kas hastası olduğunu 3 yaşında öğrendik. O an dünyamız başımıza yıkıldı. Bu süreci atlatmak, bizim için kabullenmek tabii ki çok zor oldu. Kerem 8 yaşına kadar güzel bir çocukluk yaşadı, okuluna gidebildi, arkadaşlarıyla koşup oynayabildi. Ama 8 yaşından sonra hastalığı ilerledikçe kasların zayıflamasıyla önce koşmakta zorlandı, daha sonra merdiven çıkmakta zorlanmaya başladı' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'KEREM İÇİN ZAMAN ÇOK KIYMETLİ'</strong></h3>

<p>Tedavi sürecinde zamanın büyük önem taşıdığını belirten Arif Yapıcı, 'Bu hastalık her geçen gün kaslarını biraz daha güçsüz bırakıyor. Bu yüzden bizim için zaman çok kıymetli. Kerem için zaman çok kıymetli. Tedaviye ne kadar erken ulaşabilirsek Kerem'in geleceği için o kadar büyük bir umut olacak. Bu nedenle valilik onaylı yardım kampanyamız devam ediyor. Birlik olursak Kerem'in geleceğine umut olabiliriz. Çünkü umut paylaştıkça büyür' dedi.</p>

<h3><strong>'DESTEK OLMANIZI RİCA EDİYORUZ'</strong></h3>

<p>Kerem'in eğitimini evde sürdürdüğünü anlatan Arif Yapıcı, oğlunun en büyük hayalinin yeniden arkadaşlarıyla oyun oynayabilmek olduğunu kaydetti. Arif Yapıcı, 'Oğlum eğitimine evde devam ediyor. Ne yazık ki tedavi masraflarını anne baba olarak karşılayabilecek gücümüz yok. Sizlerden evladımız için destek olmanızı rica ediyoruz. Kerem'in bir diğer büyük hayali de babası gibi kaptan olup, mavi denizlere açılmak. İnşallah hep birlikte bu hayallerini gerçeğe dönüştürebiliriz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'LÜTFEN SESİMİ DUYURUN''</strong></h3>

<p>Kerem Yapıcı da yaşıtları gibi koşup oynayabilmek ve hayallerine kavuşabilmek istediğini belirterek destek çağrısında bulundu. Zamana karşı mücadele ettiğini aktaran Kerem Yapıcı, 'DMD hastalığıyla mücadele ediyorum. Ben de diğer çocuklar gibi koşmak, oynamak ve hayallerime kavuşmak istiyorum. Bunun için zamana karşı mücadele ediyoruz. Lütfen sesimi duyurun ve bana umut olun. Hepinize çok teşekkür ediyorum' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/dmd-hastasi-kerem-yeniden-kosup-oynamayi-hayal-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/d-m-d-li-kerem-in-umut-cagrisi-hayallerime-kavusmak-istiyorum-573301.jpg" type="image/jpeg" length="40864"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da evde sağlık hizmetleriyle 2 bin 606 hastaya destek]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalyada-evde-saglik-hizmetleriyle-2-bin-606-hastaya-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalyada-evde-saglik-hizmetleriyle-2-bin-606-hastaya-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya İl Sağlık Müdürü Behzat Özkan, evde sağlık hizmeti alan hastayı ziyaret etti. Kepez Devlet Hastanesi’nin 2 bin 606 kayıtlı hastaya hizmet verdiği açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kepez Devlet Hastanesince yürütülen multidisipliner evde sağlık hizmeti kapsamında takip edilen 89 yaşındaki Safiye Kaplan'ı evinde ziyaret etti.</p>

<p>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, ziyarete İl Sağlık Müdürü Özkan'ın yanı sıra Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ramazan Gürkan, Kepez İlçe Sağlık Müdürü Dr. Şadiye Çakmaklı Küçük, il sağlık müdürlüğü ve hastane yöneticileri ile evde sağlık hizmetleri ekibi katıldı.</p>

<p>İleri yaşa bağlı hareket kısıtlılığı ve kronik sağlık sorunları nedeniyle evde sağlık hizmeti alan Kaplan'ın genel sağlık durumu yerinde değerlendirildi.</p>

<p>Ziyarette, hastanın tedavi süreci, rehabilitasyon programı, beslenme planı ve psikososyal destek ihtiyaçları gözden geçirilirken, hasta ve yakınlarının talep ve önerileri dinlenerek bilgilendirme yapıldı.</p>

<p>İl Sağlık Müdürü Özkan, evde sağlık hizmetlerinin yalnızca tedavi sunan bir model olmadığını, aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşım olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evde sağlık hizmetleriyle yatağa bağımlı, yaşlı ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırıldığını belirten Özkan, multidisipliner modelin farklı meslek gruplarını aynı hedef doğrultusunda bir araya getirerek hastayı merkeze alan örnek hizmet anlayışı ortaya koyduğunu kaydetti.</p>

<p>Özkan, yüz yüze sunulan sağlık hizmetlerinin uzaktan sağlık uygulamalarıyla desteklenmesinin takip süreçlerini daha etkin hale getirdiğini, teknolojinin sağlık hizmetlerine entegrasyonunun hem hasta memnuniyetini hem de hizmet kalitesini artırdığını vurguladı.</p>

<p>Başhekim Op. Dr. Ramazan Gürkan da multidisipliner evde sağlık hizmeti modeli kapsamında hastaların hekim, hemşire, evde sağlık teknikeri, fizyoterapist, psikolog ve diyetisyenden oluşan ekip tarafından düzenli olarak takip edildiğini belirtti.</p>

<p>Bu hizmet anlayışıyla hastaların yalnızca tıbbi tedavilerinin değil, fiziksel fonksiyonlarının, beslenme durumlarının, psikolojik ve sosyal gereksinimlerinin de kapsamlı şekilde değerlendirildiğini aktaran Gürkan, Kepez Devlet Hastanesi Evde Sağlık Biriminde 2 bin 606 kayıtlı hastaya hizmet verildiğini bildirdi.</p>

<p>Gürkan, sahada aktif görev yapan 5 evde sağlık ekibinin yanı sıra uzaktan sağlık hizmetleri kapsamında faaliyet gösteren iki görüntülü muayene polikliniğiyle hastaların gerektiğinde görüntülü olarak da değerlendirilebildiğini kaydetti.</p>

<p>Bu yıl içerisinde 8 bin 180 ev ziyareti gerçekleştirildiğini aktaran Gürkan, vatandaşların sağlık hizmetlerine yerinde, hızlı ve kesintisiz erişiminin sağlandığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalyada-evde-saglik-hizmetleriyle-2-bin-606-hastaya-destek</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/agency/aa/antalyada-evde-saglik-hizmetleriyle-2-bin-606-hastaya-destek.jpg" type="image/jpeg" length="99984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boyun fıtığı sonrası yardım bekleyen annenin yaşam mücadelesi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/boyun-fitigi-sonrasi-yardim-bekleyen-annenin-yasam-mucadelesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/boyun-fitigi-sonrasi-yardim-bekleyen-annenin-yasam-mucadelesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da boyun fıtığı ameliyatlarının ardından sağlığına kavuşamadığını belirten 2 çocuk annesi Yüksel Güzel, tedavisini sürdürebilmek için destek bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da yaşayan 2 çocuk annesi Yüksel Güzel (47), boyun fıtığı nedeniyle geçirdiği ameliyatların ardından sağlığına kavuşamadığını, yoğun bakımdayken eşinin kendisini terk ettiğini belirterek, 'İyileşmek, çocuklarımın başında kalmak istiyorum' dedi.</p>

<p>Kentte 2006 yılında R.G. ile evlenen Yüksel Güzel, yaklaşık 1,5 yıldır sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. 2 çocuk annesi Güzel, son olarak Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde boyun fıtığı ameliyatı oldu. Hastane epikrizine göre 26 Haziran 2025'te gerçekleştirilen operasyonda boyun kısmına 6 vida ve 2 rod yerleştirilen Yüksel Güzel'in omurgası da kemik grefti kullanılarak sabitlendi. Epikriz raporunda ayrıca; servikal disk bozukluğu tanısı bulunduğu, omuriliğe baskı oluşturan geniş boyun fıtıklarının tespit edildiği yer aldı.</p>

<h2><strong>'YOĞUN BAKIMDAYKEN GİTTİ' İDDİASI</strong></h2>

<p>Geçirdiği ameliyatlar ve sağlık sorunları nedeniyle uzun süre hastanede tedavi gördüğünü anlatan Güzel, bu süreçte eşi R.G.,'nin kendisini terk ettiğini öne sürdü. Yüksel Güzel, 'Kalp krizi geçirdim. Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yatıyordum. Komşularımdan eşimin taksi çağırıp gittiğini duydum. O an idrak edemedim. Daha sonra gerçekten gittiğini öğrendim. Bir şey de diyemedim. Ona 25 yılımı verdim, çok emek verdim. Hep kendi ayaklarımın üzerinde durdum' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'BOYNUMU HİÇ ÇEVİREMİYORUM'</strong></h3>

<p>Boyun fıtığı nedeniyle iki kez ameliyat geçirdiğini ancak sağlığına kavuşamadığını söyleyen Güzel, 'Ameliyatlarım başarısız geçti. Hiçbir şekilde boynumu döndüremiyorum. Ben sadece iyileşmek istiyorum. Çocuklarımın başında kalmak istiyorum' ifadelerini kullandı. Şeker hastası olduğunu da belirten Yüksel Güzel, ayağında şeker yarası oluştuğunu, bu nedenle ayağını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>'HASTANEDEYKEN ELEKTRİĞİMİ KESTİLER'</strong></h3>

<p>Yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle çalışamadığını söyleyen Güzel, maddi sıkıntılar yaşadığını da anlattı. Yüksel Güzel, 'Geçimimi sağlayamıyorum. Hastanede yatarken evin elektriğini kestiler. Tek isteğim iyileşmek, eskisi gibi boynumu kullanabilmek. Beni bırakan insan benim için ölmüştür. Ben en çok çocuklarıma üzülüyorum' dedi.</p>

<p>Hem sağlık sorunları hem de ekonomik zorluklarla mücadele eden Yüksel Güzel, tedavisini sürdürebilmek ve yeniden sağlığına kavuşabilmek için destek beklediğini söyledi. Güzel, tek arzusunun yeniden ayağa kalkarak çocuklarıyla birlikte sağlıklı bir yaşam sürmek olduğunu dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/boyun-fitigi-sonrasi-yardim-bekleyen-annenin-yasam-mucadelesi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/agency/dha/boyun-fitigi-sonrasi-yardim-bekleyen-annenin-yasam-mucadelesi.jpg" type="image/jpeg" length="18827"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital göz yorgunluğu nasıl önlenir? Etkili öneriler]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/dijital-goz-yorgunlugu-nasil-onlenir-etkili-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/dijital-goz-yorgunlugu-nasil-onlenir-etkili-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dijital göz yorgunluğunu azaltmak için düzenli mola verin, ekran ayarlarını doğru yapın ve göz kuruluğunu önleyin. İşte göz sağlığını korumanın yolları.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em>Gün boyu bilgisayar, akşam telefon, arada televizyon... Gözleriniz akşama doğru yanıyor, kuruyor, bazen görüntü bulanıklaşıyor. Modern hayatın bu sessiz yorgunluğu tesadüf değil ve önlemek de sandığınızdan çok daha basit birkaç alışkanlığa bağlı.</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Dijital göz yorgunluğu nasıl önlenir? Etkili öneriler</strong></h2>

<p>Sabah işte bilgisayar, molada telefon, akşam evde televizyon ve yine telefon... Modern hayat, gözlerimizi neredeyse gün boyu ekranlara sabitliyor. Akşama doğru gözlerin yanması, kuruması, bazen görüntünün bulanıklaşması ve baş ağrısı tesadüf değil. Bu tabloya <strong>dijital göz yorgunluğu</strong> deniyor ve giderek daha çok kişiyi etkiliyor. İyi haber şu: Alınacak basit önlemlerle gözleri korumak mümkün.</p>

<h3><strong>Ekran gözü neden yorar?</strong></h3>

<p>Ekrana bakarken, farkında olmadan <strong>daha az göz kırparız</strong>. Normalde göz kırpma, gözü nemlendirir ve temizler. Ekran karşısında bu oran belirgin biçimde düştüğü için, gözler kurur ve yanmaya başlar.</p>

<p>Ayrıca gözler, ekrana uzun süre <strong>sabit bir mesafede odaklanmak</strong> için sürekli çalışır; bu da göz kaslarını yorar. Yetersiz ışık, ekran parlaması ve yanlış mesafe de yorgunluğu artırır. Yani sorun sadece 'ekrana bakmak' değil, bunu nasıl yaptığımızdır. Bu faktörleri düzeltmek, yorgunluğu büyük ölçüde azaltır.</p>

<h3><strong>Altın kural: Düzenli mola</strong></h3>

<p>Göz sağlığını korumanın en etkili ve en kolay yöntemi, <strong>düzenli molalar vermektir</strong>. Yaygın bir öneri, belirli aralıklarla ekrandan uzaklaşıp <strong>uzağa bakmaktır</strong>; bu, sürekli yakına odaklanan göz kaslarını dinlendirir.</p>

<p>Kısa süreliğine bile olsa uzaktaki bir noktaya bakmak, gözün 'nefes almasını' sağlar. Ayrıca bu molalarda <strong>bilinçli olarak birkaç kez göz kırpmak</strong>, gözü nemlendirir. Bu basit alışkanlık, hiçbir masraf gerektirmez ama göz yorgunluğunu belirgin biçimde azaltır. Molayı hatırlamak için bir hatırlatıcı kurmak faydalı olabilir.</p>

<h3><strong>Doğru ortam ve ekran ayarları</strong></h3>

<p>Çalışma ortamı, göz sağlığını doğrudan etkiler. Ekranın <strong>göz hizasında ve uygun mesafede</strong> olması, boyun ve göz yükünü azaltır. Ekranın çok parlak ya da çok karanlık olmaması, ortam ışığıyla dengeli olması önemlidir.</p>

<p>Ekrana vuran <strong>yansıma ve parlamayı</strong> önlemek (pencereye ya da ışığa göre konumlandırmak), gözleri rahatlatır. Ekran parlaklığını ortama göre ayarlamak ve yazı boyutunu rahat okunacak şekilde büyütmek de yardımcı olur. Loş bir odada parlak ekrana bakmak, gözü en çok yoran durumlardan biridir; ortam aydınlatması dengeli olmalıdır.</p>

<h3><strong>Kuru göz ve nemlendirme</strong></h3>

<p>Ekran kullanımının en sık sonucu <strong>göz kuruluğudur</strong>. Az göz kırpma ve klimalı, kuru ortamlar bunu artırır. Bilinçli olarak daha sık göz kırpmak, en doğal çözümdür.</p>

<p>Ortamın <strong>nemini korumak</strong> (özellikle kışın ve klimalı ortamlarda) ve yeterli su içmek de gözlere yardımcı olur. Şiddetli ve sürekli kuruluk durumunda, bir göz hekiminin önerdiği <strong>suni gözyaşı damlaları</strong> kullanılabilir; ancak bu, kendi kararıyla değil hekim önerisiyle olmalıdır. Klima ve vantilatörün doğrudan yüze gelmemesi de kuruluğu azaltır.</p>

<h3><strong>Ne zaman göz doktoruna gidilmeli?</strong></h3>

<p>Göz yorgunluğu çoğu zaman basit önlemlerle geçse de bazı durumlar değerlendirme gerektirir: <strong>sürekli ve geçmeyen bulanık görme</strong>; sık baş ağrısı, gözde şiddetli ağrı, kızarıklık ya da ışığa aşırı hassasiyet; görme kalitesinde belirgin değişiklik.</p>

<p>Bu belirtiler, gözlük ihtiyacı ya da başka bir göz sorununun işareti olabilir. Ayrıca düzenli göz muayenesi, sorunları erken yakalamak açısından önemlidir; özellikle uzun süre ekran kullananlar için. Gözlerinizi zorladığınızı hissediyorsanız, bunu görmezden gelmemek gerekir. Bu yazı genel bir bilgilendirmedir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez; şikâyetleriniz için bir göz hekimine başvurun. Sağlık gündemini <a href="https://www.antalyahaber.net/"><strong>Antalya Haber</strong></a> üzerinden takip edebilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/dijital-goz-yorgunlugu-nasil-onlenir-etkili-oneriler</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 18:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/08/dijital-goz-yorgunlugu-nasil-onlenir-etkili-oneriler.jpg" type="image/jpeg" length="29207"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
