<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haber - Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.antalyahaber.net</link>
    <description>Antalya'nın en güncel ve güvenilir haber kaynağı! Son dakika gelişmeleri, ekonomi, spor ve daha fazlası için Antalya Haber.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalyahaber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2010. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 23:38:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Check Up Hakkında Merak Edilenler]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/check-up-hakkinda-merak-edilenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/check-up-hakkinda-merak-edilenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Check up, herhangi bir rahatsızlık olmasa dahi olası hastalıkların erken teşhisi ve risk faktörlerinin belirlenmesi için yapılan kapsamlı bir sağlık taramasıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Check up</strong>, herhangi bir rahatsızlık olmasa dahi olası hastalıkların erken teşhisi ve risk faktörlerinin belirlenmesi için yapılan kapsamlı bir sağlık taramasıdır. Check up randevusu alınarak başlayan süreçte, kişiye özel test ve muayeneler uygulanır. Yapılan tetkikler, hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefler. <strong>Check up fiyatları</strong> ise işlemlerin kapsamına, içeriğine ve kişinin özel sağlık ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterir.</p>

<h2><strong>Check Up Nasıl Yaptırılır?</strong></h2>

<p>Uzman hekim muayenesi ve laboratuvar testlerinden oluşacak süreçte kişinin yaşına, cinsiyetine ve genetik risk faktörlerine göre planlama yapılır. <a href="https://www.medicalpark.com.tr/saglik-rehberi/check-up" rel="dofollow"><span style="color:#1155cc"><u>Check up randevusu</u></span></a> alınarak birçok hastalığın tedavisine erken başlanabilir. Süreç genellikle şu şekilde ilerler:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Kişinin tıbbi geçmişi, ailesinin sağlık öyküsü ve yaşam tarzı ile şikâyetler hakkında ön görüşme yapılır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Doktor tarafından fiziksel bir muayene yapılır. Nabız, tansiyon, kilo ve boy gibi parametreler ölçülür.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kan ve idrar testleri yapılarak kolesterol ve kan şekeri ile vitamin ve mineral gibi biyokimyasal değerlere bakılır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaş ve risk faktörlerine göre ultrason, EKG, akciğer röntgeni, tomografi ve MR gibi görüntüleme tekniklerine başvurularak iç organların durumu öğrenilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kişinin ihtiyaçlarına göre kardiyoloji ya da kadın hastalıkları gibi branşlara yönlendirilebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sonuçlar doktor tarafından incelendikten sonra kişinin genel sağlık durumu hakkında rapor hazırlanır. Gerekli görülürse ileri tetkik, tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Check Up Ne Kadar Sürer?</strong></h2>

<p>Check up süresi, ortalama 1 ile 3 saat arasında sürer. Hastanın şikâyetlerine ve testlerin kapsamına göre değişiklik gösterir. Ancak, hastanın şikâyetleri doğrultusunda uzmana yönlendirilmesi ve ek tetkikler sürecin uzamasına neden olabilir. Uzman hekimin yoğunluğu, muayene, test çeşitliliği ve doktor değerlendirmesi gibi faktörler süre ile doğru orantılıdır.</p>

<h2><strong>Check Up da Nelere Bakılır?</strong></h2>

<p>Check up sürecinde diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol, kalp hastalıkları ve kanser türleri için taramalar yapılır. Ayrıca kemik erimesi, romatizma, vitamin ve mineral eksikliği, anemi, beyin ve damar ile göz gibi birçok organa ait hastalık incelenebilir. Kişilerin genetik olarak yatkın olduğu hastalıklar, düzenli sağlık taraması ile ortaya çıkar.</p>

<h2><strong>Check-Up Hangi Testler Yapılır?</strong></h2>

<p>Check up taraması kan ve idrar testlerinden görüntüleme tetkiklerine kadar pek çok adımdan meydana gelir. Check up randevusu alınarak genel bir sağlık taraması gerçekleştirilir. Düzenli kontrol ile bazı hastalıklara erken tanı konulup tedaviye başlanabilir. Sağlık taraması kapsamında yapılan testler aşağıdaki gibidir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kan ve idrar tahlili</p>
 </li>
 <li>
 <p>Biyokimya testleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Enfeksiyon tarama testleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hormon testleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gaitada gizli kan testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>EKG, akciğer grafisi, ultrasonografi ve MRI gibi görüntüleme teknikleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kemik yoğunluğu ölçümü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kadın ve erkeklere özel testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Görme keskinliği, göz tansiyonu ve işitme fonksiyonları için muayene ve testler</p>
 </li>
</ul>

<p>Test sonuçlarına göre endokrinoloji, kardiyoloji, üroloji ve kadın hastalıkları gibi branşlara yönlendirme yapılabilir.</p>

<h2><strong>Check Up Hangi Bölümde Uygulanır?</strong></h2>

<p><font size="3">Check up, hastanelerde dahiliye olarak bilinen iç hastalıkları bölümü tarafından koordine edilir. Ancak tercih edilen check up paketlerine göre branşlar değişiklik gösterebilir. Örneğin </font><a href="https://www.medicalpark.com.tr/saglik-rehberi/dis-check-up" rel="dofollow"><span style="color:#1155cc"><font size="3"><u>diş check-up paketi</u></font></span></a><font size="3">, ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik olurken sindirim paketi, mide ve bağırsak ile sindirim sisteminin genel sağlık durumunu kontrol etmeyi amaçlar. Check up fiyatları ve paketleri için hastaneden detaylı bilgi alınabilir. </font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/check-up-hakkinda-merak-edilenler</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-28-at-144119.jpeg" type="image/jpeg" length="55248"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya nöbetçi eczaneler 21 Nisan 2026: Güncel liste]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya nöbetçi eczaneler 21 Nisan 2026 listesi yenilendi. Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı ve ilçelerde bugün açık eczaneler. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antalya nöbetçi eczaneler</strong> listesi 21 Nisan 2026 Salı günü için yenilendi. İl genelinde ilaç ihtiyacı duyan vatandaşlar için Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı, Aksu, Alanya, Manavgat, Kemer, Serik, Kaş, Korkuteli, Elmalı, Demre, Finike, Kumluca, Gazipaşa ve Akseki başta olmak üzere nöbet tutan eczanelerin adres ve telefon bilgileri belli oldu. Antalya Eczacı Odası'nın açıkladığı güncel listeye göre nöbetçi eczaneler saat 08.00'de nöbete başladı ve 22 Nisan Çarşamba saat 08.00'e kadar 24 saat hizmet vermeye devam edecek.</p>

<p>Peki <strong>Antalya'da bugün hangi eczaneler nöbetçi</strong>, en yakın nöbetçi eczane hangi mahallede bulunuyor? İl genelinde farklı ilçelerde nöbet tutan eczanelerin tam listesini, adreslerini ve telefon numaralarını aşağıda ilçe ilçe derledik. Acil ilaç ihtiyacı olan vatandaşlar, kendilerine en yakın nöbetçi eczaneye bu listeden ulaşabilir.</p>

<h2><strong>Muratpaşa nöbetçi eczaneler</strong></h2>

<p><strong>YENİ YAPRAK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 334 06 42 Adres: Yıldız Mah. Çakırlar Cad. No:24/A Muratpaşa (Medstar Hastanesi karşısı)</p>

<p><strong>ŞULE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 345 35 28 Adres: Anafartalar Cad. Atatürk Devlet Hastanesi karşısı (SSK otopark karşısı) No:141/B</p>

<p><strong>ÇAĞLA ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 311 13 57 Adres: Cumhuriyet Mah. Fatih Cad. Eski Sanayi İtfaiye Kavşağı Lukoil Petrol güney çaprazı 9 Nolu Sağlık Ocağı karşısı</p>

<p><strong>UĞUR ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 241 18 27 Adres: Cumhuriyet Meydanı Atatürk Anıtı karşısı Eski Valilik yanı No:1</p>

<p><strong>PORTAKAL ÇİÇEĞİ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 311 11 34 Adres: Kırcami Mah. Perge Bulv. Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi yanı Total Benzin İstasyonu yanı</p>

<p><strong>KUMBUL ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 316 00 55 Adres: Şirinyalı Mah. İsmet Gökşen Cad. Ful Apt. No:69/A Muratpaşa</p>

<p><strong>ERDEM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 324 10 20 Adres: Barınaklar Bulv. Çağlayan Opet'i geçince 50 mt sonra solda</p>

<hr />
<h3><strong>Kepez nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>TOPKAYA ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 346 72 81 Adres: Çallı Kavşağı Dokuma yönü Yapı Kredi Bankası arkası 14 Nolu Sağlık Ocağı yanı</p>

<p><strong>NEZİH ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 325 44 76 Adres: Yeni Emek Mah. 2594 Sok. No:33/A Kepez 6 Nolu Sağlık Ocağı karşısı, Kepez Müftülüğü kuzeyindeki Moda Düğün Salonu arkası</p>

<p><strong>TORAMAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 417 77 07 Adres: Varsak-Karşıyaka Mah. Türkoğlu Cad. Varsak Tahtakale'den yukarı 37 Nolu ASM karşısı (A101 ve ŞOK Market arasında) No:44B/1 Kepez</p>

<p><strong>ARPEK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 746 12 35 Adres: Sütçüler Mah. Güneş Cad. 127-A Kepez Devlet Hastanesi karşısı</p>

<p><strong>KÜLTÜR ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 226 02 74 Adres: Kültür Mah. Tıp Fakültesi Hastanesi Oto Çıkış karşısı İller Bankası sırası Çakırlar Yolu</p>

<hr />
<h3><strong>Konyaaltı nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>YAŞAM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 260 60 60 Adres: Liman Mah. Boğaçayı Cad. No:54/B-1 Konyaaltı ATM Parktan sağa doğru döndükten sonra 300 mt ileride sağda Migros Jet karşısı</p>

<p><strong>KONYAALTI ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 502 09 66 Adres: Altınkum Mah. Anadolu Cad. 446 Sok. No:34/A Konyaaltı (Altınkum Kavşağı Marcolama yanı)</p>

<hr />
<h3><strong>Döşemealtı nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>ZEYTİN ECZANESİ</strong> Telefon: 0551 853 99 66 Adres: Yeniköy Mah. 74. Sok. No:53 Döşemealtı (Termessos Hastanesi karşısı)</p>

<hr />
<h3><strong>Aksu nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>ARDA ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 463 10 38 Adres: Güzelyurt Mah. 26203 Sok. No:1/A Aksu</p>

<hr />
<h3><strong>Alanya nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>TEZCAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 513 78 59 Adres: Cuma Pazarı güney girişi Şekerciler Market karşısı 3/B (Ticaret Odası karşısı)</p>

<p><strong>ŞAHİN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 513 49 23 Adres: 25 M. Yol Hacet Köprüsü Hancı Pastanesi yanı</p>

<p><strong>SİNAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 514 29 28 Adres: Oba Mah. Fidanlık Cad. No:88/A Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yanı</p>

<p><strong>ÇİNTAŞ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 504 06 54 Adres: Kargıcak Mah. Gazipaşa Cad. No:34/C Alanya (Kargıcak Shell arkası)</p>

<p><strong>IRMAK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 565 29 97 Adres: Telatiye Mah. Halyolu üzeri İstiklal Cad. No:6/D Konaklı/Alanya</p>

<hr />
<h3><strong>Manavgat nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>ÖZTÜRK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 746 58 31 Adres: Mimar Sinan Mah. Tınaztepe Cad. No:19/B Manavgat Şahin Tepesi Mevki (SGK karşı çaprazı)</p>

<p><strong>EGE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 502 58 07 Adres: Şelale Mah. 3526 Sk. No:17A Manavgat (60. Yıl Ortaokulu alt tarafı, Salkım Evler yolu üzeri)</p>

<hr />
<h3><strong>Korkuteli nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>NAZ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 643 51 11 Adres: Aşağıpazar Mah. Hükümet Cad. No:3</p>

<hr />
<h3><strong>Elmalı nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>EKİCİ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 618 26 26 Adres: Yeni Mah. Antalya Cad. No:67/B (Döner Kavşak) Elmalı</p>

<hr />
<h3><strong>Kaş nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>ÜLKE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 836 14 02 Adres: Atatürk Bulv. No:11/A Kaş</p>

<p><strong>KAŞ DERMAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 845 42 82 Adres: Kınık Mah. Göl Cad. Küçük Sanayi Sitesi E Blok No:30-5/1</p>

<p><strong>BUKET ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 844 33 21 Adres: Menteşe Mah. Cumhuriyet Cad. No:4/A Kalkan</p>

<hr />
<h3><strong>Demre nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>YENİ YAŞAM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 871 44 45 Adres: Gökyazı Mah. Noel Baba Cad. No:24/A-B</p>

<hr />
<h3><strong>Finike nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>İREM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 334 11 41 Adres: Yenimahalle Mah. 520 Sok. No:4 Finike</p>

<p><strong>TURUNÇOVA ECZANESİ</strong> <em>(Gece saat 23.59'a kadar açık)</em> Telefon: 0242 852 12 40 Adres: İnönü Cd. No:15 Turunçova Finike</p>

<p><strong>AVCI ECZANESİ</strong> <em>(Gece saat 23.59'a kadar açık)</em> Telefon: 0553 018 46 88 Adres: Hasyurt Mah. Atatürk Cad. No:1 Finike</p>

<hr />
<h3><strong>Kumluca nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>PARLAMIŞ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 887 17 17 Adres: Meydan Mah. Bosna Sok. No:2C Kumluca</p>

<hr />
<h3><strong>Kemer nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>BERAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0531 943 44 07 Adres: Merkez Mah. Liman Cad. 29/A Kemer</p>

<p><strong>ÖZGE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 821 42 89 Adres: Tekirova Mah. Tekirova Cad. No:16 Kemer</p>

<hr />
<h3><strong>Serik nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>DALIÇ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 722 04 24 Adres: Yeni Mahalle Gülsün Süleyman Süral Cad. No:16/A (Eski Diş Hastanesi yanı)</p>

<p><strong>PINAR ECZANESİ</strong> <em>(Gece saat 02.00'a kadar açık, SGK anlaşması yoktur)</em> Telefon: 0242 715 13 44 Adres: Akdeniz Mah. Uysal Sk. No:10 Belek</p>

<hr />
<h3><strong>Gazipaşa nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>TUNCER ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 572 11 19 Adres: Rasıh Kaplan Cad. Özçelik İşh. No:8/A</p>

<hr />
<h3><strong>Akseki nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>MERKEZ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 678 11 84 Adres: Ömer Durak Cad. No:42/7</p>

<hr />
<h4><strong>Antalya'da nöbetçi eczane nasıl bulunur?</strong></h4>

<p>Antalya Eczacı Odası'nın belirlediği sisteme göre nöbetçi eczaneler saat 08.00'de nöbete başlıyor ve ertesi gün aynı saatte nöbeti sona erdiriyor. Bu sistem hafta içi, hafta sonu ve resmi tatil günleri için geçerli. Nöbet sırasında eczanenin kapısı kapalı görünse bile, zile basıldığında görevli eczacı vatandaşlara hizmet vermekle yükümlü. Finike ve Serik ilçelerinde bazı eczanelerin belirli saate kadar açık kaldığı, sonrasında acil durumlarda zile basılarak hizmet alınabildiği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaşlar güncel listeyi <a href="http://www.antalyaeo.org.tr/tr/nobetci-eczaneler" rel="nofollow"><strong>Antalya Eczacı Odası'nın resmi internet sitesi</strong></a> üzerinden takip edebiliyor. Ayrıca T.C. Sağlık Bakanlığı'nın e-Devlet üzerindeki nöbetçi eczane sorgulama hizmeti ve 184 SABİM hattı da alternatif kanallar olarak öne çıkıyor. Güncel sağlık ve eczane duyuruları için <a href="http://antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler"><strong>Antalya Haber</strong></a> nöbetçi eczane sayfamızı takip edebilirsiniz.</p>

<h4><strong>Nöbetçi eczaneye giderken nelere dikkat edilmeli?</strong></h4>

<p>Reçeteli ilaçlar için mutlaka geçerli bir reçete veya MEDULA sistemindeki elektronik reçete bilgisinin hazır olması gerekiyor. Acil durumlarda reçetesiz satılan ağrı kesici, ateş düşürücü ve benzeri ilaçlar için ise reçete şartı aranmıyor. SGK kapsamındaki ilaçlar için katılım payı her zamanki gibi tahsil ediliyor.</p>

<p>Nöbetçi eczaneye gitmeden önce telefonla arayıp aradığınız ilacın stokta olup olmadığını öğrenmek zaman kaybının önüne geçiyor. Özellikle gece saatlerinde yola çıkmadan önce adres teyidi yapılması öneriliyor. Haritada görünen konumlar zaman zaman güncel olmayabildiği için, eczaneyi doğrudan arayarak tarif istemek en güvenli yöntem olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste.webp" type="image/jpeg" length="66130"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nöbetçi eczaneden reçetesiz hangi ilaçlar alınır?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alinir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alinir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöbetçi eczaneden reçetesiz alınabilen ilaçların tam listesi. Ağrı kesici, ateş düşürücü, mide ilacı ve daha fazlası. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gece saatlerinde ani bir baş ağrısı, ateş ya da mide bulantısı yaşayan vatandaşların ilk başvurduğu yer <strong>nöbetçi eczaneler</strong> oluyor. Ancak her ilaç reçetesiz satın alınamıyor. Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği kurallara göre bazı ilaç grupları doktor reçetesi olmadan eczaneden temin edilebilirken, bazıları yalnızca hekim kontrolünde veriliyor. Peki nöbetçi eczaneden reçetesiz hangi ilaçlar alınabiliyor, hangi durumlarda mutlaka hekime başvurmak gerekiyor?</p>

<p>Reçetesiz satılan ilaçlar tıp literatüründe "OTC" (Over-The-Counter) ürünler olarak geçiyor. Bu gruptaki ilaçlar, genel olarak hafif şiddetteki belirtilere yönelik ve kısa süreli kullanım için uygun görülen preparatlar. Özellikle Antalya gibi turizm yoğun illerde nöbetçi eczaneler, yerli ve yabancı turistlerin acil ilaç ihtiyaçlarını karşılayan önemli sağlık noktaları olarak öne çıkıyor. Aşağıda reçetesiz alınabilen ilaç gruplarını ve dikkat edilmesi gereken noktaları derledik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Reçetesiz satılan ağrı kesici ve ateş düşürücüler</strong></h2>

<p>Nöbetçi eczanelerden reçetesiz alınabilen en yaygın ilaç grubu ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler. Parasetamol içeren preparatlar (Parol, Minoset, Tamol gibi), ibuprofen içeren ilaçlar (Advil, Nurofen gibi) ve asetilsalisilik asit içeren ürünler (Aspirin gibi) bu gruba örnek olarak verilebiliyor. Bu ilaçlar baş ağrısı, adale ağrıları, diş ağrısı, regl sancısı ve ateş gibi yaygın şikayetlerde kullanılıyor.</p>

<p>Ancak bu ilaçların reçetesiz satılıyor olması güvenli oldukları anlamına gelmiyor. Özellikle mide rahatsızlığı olanlar, kan sulandırıcı kullananlar, böbrek veya karaciğer hastalığı bulunanlar bu ilaçları kullanmadan önce eczacıya danışmalı. Günlük doz sınırının aşılması ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<h3><strong>Soğuk algınlığı ve grip ilaçları</strong></h3>

<p>Mevsim geçişlerinde en çok talep gören reçetesiz ilaç grubu soğuk algınlığı ve grip preparatları. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük ve halsizlik gibi belirtileri hafifletmeye yönelik kombinasyon ilaçlar eczanelerden reçetesiz temin edilebiliyor. Pastil, şurup, efervesan tablet ve sprey formunda pek çok seçenek bulunuyor.</p>

<p>Bu ürünlerin büyük kısmı parasetamol ya da ibuprofenin yanına antihistaminik ve dekonjestan içeriklerle kombine ediliyor. 12 yaş altı çocuklara verilecek ürünler için mutlaka eczacıya danışmak gerekiyor. Tansiyon hastalarının dekonjestan içeren ürünleri kullanmadan önce hekim onayı alması öneriliyor.</p>

<h4><strong>Mide ve sindirim sistemi ilaçları</strong></h4>

<p>Mide yanması, hazımsızlık, gaz ve ishal gibi sindirim sistemi problemlerinde kullanılan bazı ilaçlar da reçetesiz satılıyor. Antasit preparatlar (Rennie, Talcid, Gaviscon gibi), sindirim kolaylaştırıcılar ve oral rehidratasyon solüsyonları bu grupta yer alıyor. Bu ilaçlar genellikle hafif şikayetlerin kısa süreli giderilmesi için uygun bulunuyor.</p>

<p>Ancak şikayetler 3 günden uzun sürüyorsa veya karın ağrısı, kusma, kan görülmesi gibi ek belirtiler varsa mutlaka hekime başvurmak gerekiyor. Ülser, reflü gibi kronik rahatsızlıkların ilaçları reçeteli kategoriye giriyor. İshal durumunda da özellikle küçük çocuklarda ve yaşlılarda kendi kendine ilaç kullanımı yerine doktor kontrolü öneriliyor.</p>

<h3><strong>Cilt bakım ve yara sağlığı ürünleri</strong></h3>

<p>Küçük kesik, sıyrık, yanık ve böcek ısırıklarında kullanılan antiseptik ve yara iyileştirici ürünler de nöbetçi eczanelerden reçetesiz alınabiliyor. Batikon, rivanol, povidon iyot solüsyonları, yara bandı, gazlı bez ve sargı malzemeleri eczanelerin standart stoğunda yer alıyor. Güneş yanığı kremi, serinletici jel ve alerji merhemleri de bu gruba dahil.</p>

<p>Daha ciddi yaralar, derin kesikler ya da yanıklarda eczaneden temin edilecek malzemeler yalnızca geçici çözüm niteliği taşıyor. Bu gibi durumlarda mutlaka acil servise başvurulması gerekiyor. Antalya Haber üzerinden yayımlanan <a href="http://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler"><strong>nöbetçi eczane listemize</strong></a> göz atarak size en yakın eczaneyi bulabilirsiniz.</p>

<h4><strong>Reçete zorunlu olan ilaçlar ve dikkat edilmesi gerekenler</strong></h4>

<p>Antibiyotikler, psikiyatrik ilaçlar, kan sulandırıcılar, tansiyon ve şeker ilaçları, hormon preparatları ve uyku ilaçları reçete olmadan kesinlikle satılmıyor. Bu ilaçların hekim kontrolü dışında kullanılması ciddi sağlık risklerine yol açabiliyor. Antibiyotik kullanımının bilinçsiz yapılması, bakteri direnci gelişmesi gibi halk sağlığı sorunlarına da neden oluyor.</p>

<p>Reçetesiz ilaç kullanımında en önemli kural prospektüsün dikkatle okunması ve belirtilen dozun aşılmaması. Kronik hastalığı olanların, hamilelerin, emziren annelerin ve sürekli ilaç kullananların eczacıya danışmadan yeni bir ilaç almamaları öneriliyor. Resmi bilgi için T.C. <a href="http://www.saglik.gov.tr" rel="nofollow"><strong>Sağlık Bakanlığı</strong></a> kaynakları takip edilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alinir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alini.jpg" type="image/jpeg" length="44121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da en yakın nöbetçi eczane nasıl bulunur?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalyada-en-yakin-nobetci-eczane-nasil-bulunur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalyada-en-yakin-nobetci-eczane-nasil-bulunur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da en yakın nöbetçi eczaneyi bulmanın pratik yolları. Online sorgulama, 184 SABİM hattı ve harita kullanımı. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acil ilaç ihtiyacı doğduğunda <strong>Antalya'da en yakın nöbetçi eczaneyi</strong> bulmak hayati önem taşıyor. İl genelinde 2 binden fazla eczane hizmet verirken, akşam ve gece saatlerinde yalnızca nöbet tutan eczaneler açık kalıyor. Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı gibi merkez ilçelerin yanı sıra Alanya, Manavgat, Kemer ve Kaş gibi tatil bölgelerinde de her gün farklı eczaneler 24 saat hizmet veriyor. Peki bulunduğunuz konuma en yakın açık eczaneyi en hızlı şekilde nasıl tespit edebilirsiniz?</p>

<p>Antalya'da nöbetçi eczane bulmak için farklı dijital ve telefon kanalları mevcut. Resmi kurumların sunduğu sorgulama hizmetleri, harita tabanlı uygulamalar ve yerel haber portalları sayesinde saniyeler içinde en yakın eczaneye ulaşmak mümkün. Bu rehberde Antalya'da en yakın nöbetçi eczane sorgulamasının en pratik yöntemlerini, hangi platformun hangi avantajı sunduğunu ve acil durumlarda izlenmesi gereken adımları bulabilirsiniz.</p>

<h2><strong>Antalya Eczacı Odası resmi sitesi üzerinden sorgulama</strong></h2>

<p>Antalya'daki nöbetçi eczane bilgilerinin birincil ve en güvenilir kaynağı, Antalya Eczacı Odası'nın resmi internet sitesi. <a href="https://www.antalyaeo.org.tr/tr/nobetci-eczaneler" rel="nofollow"><strong>antalyaeo.org.tr</strong></a> adresindeki nöbetçi eczaneler sayfasında ilçe ilçe ayrılmış tam liste her gün sabah 08.00 itibarıyla güncelleniyor. Sistem, eczane adı, telefon numarası, açık adres ve harita konumu gibi tüm bilgileri tek bir sayfada sunuyor.</p>

<p>Sitenin mobil uyumlu olması sayesinde telefondan yapılan aramalarda da sorunsuz görüntüleme sağlanıyor. Eczane adresinin yanındaki harita ikonuna tıklandığında telefon Google Maps veya Apple Haritalar uygulamasını otomatik açıyor ve navigasyon başlatıyor. Bu özellik özellikle gece saatlerinde bilmediğiniz bir mahalleye giderken büyük kolaylık sağlıyor.</p>

<h3><strong>e-Devlet üzerinden nöbetçi eczane sorgulama</strong></h3>

<p>T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun (TİTCK) e-Devlet üzerinden sunduğu resmi nöbetçi eczane sorgulama hizmeti de alternatif bir kanal. Vatandaşlar e-Devlet şifreleriyle sisteme giriş yaparak il ve ilçe seçimi ile Antalya genelindeki tüm nöbetçi eczanelere ulaşabiliyor. Sorgulama tamamen ücretsiz ve 7/24 erişilebilir durumda.</p>

<p>e-Devlet sisteminin avantajı, Türkiye genelindeki tüm illerin aynı platformdan sorgulanabilmesi. Özellikle Antalya dışından gelen turistler veya il değiştiren vatandaşlar için pratik bir çözüm sunuyor. Ancak sistem bazen yoğun saatlerde yavaşlayabiliyor, bu durumda doğrudan Antalya Eczacı Odası'nın sitesini kullanmak daha hızlı sonuç veriyor.</p>

<h4><strong>Telefonla sorgulama: 184 SABİM hattı</strong></h4>

<p>Dijital erişim imkânı bulunmayan vatandaşlar için en pratik yöntem T.C. Sağlık Bakanlığı'nın 184 numaralı SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi) hattı. 7 gün 24 saat hizmet veren hat tamamen ücretsiz arama imkânı sunuyor. Arayan kişi bulunduğu il ve ilçeyi belirttiğinde operatör o bölgedeki nöbetçi eczanelerin isim ve adreslerini sözlü olarak iletiyor.</p>

<p>184 SABİM hattı özellikle akıllı telefon kullanmayan yaşlı vatandaşlar için önemli bir sağlık hizmeti. Hat aynı zamanda nöbetçi eczane dışında hastane randevuları, sağlık hakları ve ilaç bilgileri gibi konularda da yardımcı oluyor. Gece saatlerinde kısa süreli bekleme yaşanabilse de genel olarak hızlı bir hizmet sağlıyor.</p>

<h3><strong>Harita ve navigasyon uygulamalarıyla en yakın eczane</strong></h3>

<p>Google Maps ve Yandex Haritalar gibi popüler navigasyon uygulamalarına "nöbetçi eczane" yazıldığında bulunulan konuma en yakın nöbet tutan eczaneler sıralanıyor. Ancak bu uygulamalardaki bilgiler bazen güncel olmayabiliyor, çünkü eczane sahiplerinin kendi işletme profillerini güncellemesine bağlı çalışıyor. Bu nedenle harita uygulamalarından bulunan eczaneyi doğrudan aramak ve nöbetçi olup olmadığını teyit etmek önemli.</p>

<p>En güvenilir yöntem, önce Antalya Eczacı Odası sitesinden resmi nöbet listesini kontrol etmek, ardından seçilen eczanenin adresini harita uygulamasına girerek yol tarifi almak. Bu iki adımlı yaklaşım hem doğruluk hem de hızlı ulaşım sağlıyor. Antalya'da güncel nöbetçi eczane listesine ulaşmak için <strong><a href="http://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler">Antalya nöbetçi eczane</a></strong> sayfamızı da ziyaret edebilirsiniz.</p>

<h4><strong>Nöbetçi eczaneye gitmeden önce dikkat edilmesi gerekenler</strong></h4>

<p>Nöbetçi eczaneye yola çıkmadan önce mutlaka telefonla arayıp aradığınız ilacın stokta olup olmadığını öğrenmek gerekiyor. Özellikle nadir kullanılan ya da reçeteye tabi ilaçlar her eczanede bulunmayabiliyor. Bu küçük adım, gece saatlerinde boşu boşuna yol gitmekten ve zaman kaybetmekten koruyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reçeteli ilaçlar için yanınızda geçerli bir reçete veya MEDULA sistemindeki elektronik reçete bilgisinin bulunması şart. Acil durumlarda reçetesiz satılabilen ağrı kesici, ateş düşürücü, soğuk algınlığı ilaçları ve benzeri ürünler için reçete aranmıyor. SGK kapsamındaki ilaçlar için ise katılım payı her zamanki gibi tahsil ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalyada-en-yakin-nobetci-eczane-nasil-bulunur</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/antalyada-en-yakin-nobetci-eczane-nasil-bulunur.jpg" type="image/jpeg" length="59962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[36 yıllık diyabet pankreas nakliyle sona erdi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/36-yillik-diyabet-pankreas-nakliyle-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/36-yillik-diyabet-pankreas-nakliyle-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da pankreas nakli olan 42 yaşındaki kadın, 36 yıllık diyabetten kurtuldu. Zorlu süreç sonrası artık insülin kullanmıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da, şeker hastalığı nedeniyle böbrek nakli ve açık kalp ameliyatı olmak zorunda kalan 42 yaşındaki kadın, pankreas nakliyle 36 yıllık rahatsızlığından kurtuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara'da oturan Özlem Güngör'e 7 yaşındayken diyabet teşhisi konuldu. O yaştan itibaren insülin iğnesi yapılan Güngör'ün bir süre sonra protein kaçağına bağlı kronik böbrek yetmezliği başladı.</p>

<p>Damarlarında diyabete bağlı ciddi sorunlar yaşayan Güngör, kalp rahatsızlıkları da artınca açık kalp ameliyatı oldu. Böbrekleri iflas edince damar yapısı dolayısıyla diyalize de giremeyen Güngör'e iki yıl önce donör olan eşi Muhammed Ali'den böbrek nakli gerçekleştirildi.</p>

<p>Gözlerinde büyük oranda görme kaybı olan Güngör'e, başvurduğu Antalya'daki Yaşam Organ Nakli Merkezinde diyabetin hasarlarından kurtulması için pankreas nakli önerildi.</p>

<p>Nakil listesine alınan Güngör'ün hayatı gece çalan telefonla değişti. Bağış çıktığını öğrenince eşi ile Ankara'dan gece yola çıkarak, 6 saate Antalya'ya ulaşan Güngör'e Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı başkanlığındaki ekip tarafından pankreas nakledildi.</p>

<p>Yeniden yaşama sarılan Güngör, AA muhabirine, çocukluğundan beri böbrek yetmezliği, görme kabı, kalple ilgili sorunlar başta olmak üzere ciddi rahatsızlıklar yaşadığını söyledi.</p>

<p>Kalbini besleyen üç damarın değiştiğini anlatan Güngör, 'Damarlarım saç teli gibi ince. Vücudum bir anjiyoyu daha kaldırabilecek durumda değildi. Gözümün birinde katarakt var, diğeri 1 metre uzaklığı göremiyor. O yüzden bir an önce pankreas nakline karar verildi.' dedi.</p>

<p>Herkesin bir gün bağış bekleyen hasta konumuna gelebileceğini belirterek bağış çağrısında bulunan Güngör, böbrek nakli olduktan sonra da insülin yapmaya devam ettiğini dile getirdi.</p>

<p>Güngör, bağış çıktığına dair telefon gelince heyecan yaşadığını ifade ederek, şunları kaydetti:</p>

<p>'O heyecanla evden ne alabildiysek yanımıza alıp hemen yola çıktık. Hatta haberi ilk duyduğumda bayılmışım. Umudumu kaybettiğim süreçte o haber geldi. Tarifi olmayan bir duygu. Pankreas nakli oldum. 36 yıl sonra ilk kez insülin kullanmıyorum. Normal hayata adapte olmakta zorlanıyorum, bir şey yediğim zaman hala 'şekerim yükseliyor, insüline ihtiyacım var' diye düşünüyorum. Korkusuzca bir şeyleri tüketmeyi çok özlemişim.'</p>

<p>Eşi Muhammed Ali Güngör ise zorlu bir süreçten sonra eşinin yüzü gülünce mutlu olduğunu anlattı.</p>

<h2><strong>- 'Pankreas nakli nadir yapılan ameliyatlardan'</strong></h2>

<p>Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Aydınlı da Tip1 diyabet hastası kadının, insülin kullanmaya devam ettiği için nakledilen böbreğin bir süre sonra iflas edilebileceğini söyledi.</p>

<p>Bağışın ardından ekibinin Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine giderek organı çıkardığını, o süreçte hastanın da Ankara'dan geldiğini belirten Aydınlı, 'Çok uzun zamandır şeker hastalığına maruz kaldığından damarları ciddi sıkıntılıydı. Zorlu ama başarılı operasyon oldu. Pankreas naklinden bu yana hiç insülin kullanmıyor. Herhangi bir diyabet belirtisi yok. Pankreası iyi çalışıyor.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Pankreas naklinin dünyada nadir yapılan operasyonlardan olduğuna dikkati çeken Aydınlı, 'Bu ülkemizdeki 2026'nın ilk pankreas nakli olabilir. Yılda 3-4 pankreas nakli yapılıyor. Sadece bizim merkezde 15 hasta pankreas nakli bekliyor.' dedi.</p>

<p>Aydınlı, pankreas nakledilecek hastaların böbreğini sol kasığa koyduklarını ancak bu hastanın Ankara'da yapılan nakilde böbreği sağ tarafa konduğu için pankreas naklinin zorlu geçtiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/36-yillik-diyabet-pankreas-nakliyle-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/agency/aa/36-yillik-diyabet-pankreas-nakliyle-sona-erdi.jpg" type="image/jpeg" length="70876"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pelvik variste yarım saatlik çözüm]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/pelvik-variste-yarim-saatlik-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/pelvik-variste-yarim-saatlik-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Peynircioğlu, kadınlarda sık atlanan pelvik konjesyon sendromunun yarım saatlik işlemle tedavi edilebildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bora Peynircioğlu, alt karın ağrısıyla hastaneye başvuran kadın hastaların bir kısmında genelde göz ardı edilen karın içi varisler görüldüğünü belirterek, 'Pelvik varisin adı konduktan sonra tedavi çok kolay. Hastalar ömür boyu taşıdığı bu varis yükünden girişimsel radyolojiyle yarım saatlik bir işlemle tamamen kurtuluyor.' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Peynircioğlu, '2026 Ulusal Kongresi-EVIS Uluslararası Ortak Toplantısı'na katılmak için geldiği Antalya'da, 'iğne deliğinden' gerçekleştirilen girişimsel radyoloji uygulamalarının tanı ve tedavideki avantajlarına ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miyomu olan kadınların, şişkinlik, kanama, çok sık idrara gitme ve bazen de kabızlık şikayetiyle doktora başvurduğunu bildiren Peynircioğlu, bu şikayetleri olan hastaların genellikle kadın doğum bölümüne başvurduğunu söyledi.</p>

<p>Miyom, çikolata kisti tanısı alan kadınlara tetkiklerin yapıldığı sırada farklı hastalıkların tanısının da konduğunu dile getiren Peynircioğlu, bazı hastaların bu tanılara eşlik eden karın içi varis tanısı da aldığını ifade etti.</p>

<p>Genellikle miyom ve endometriozise yönelik tedavilerin standart olarak kadın hastalıkları ve doğum doktorları tarafından sunulurken, pelvik, karın içi varislere yönelik tedavilerin pek sunulmadığını, göz ardı edildiğini belirten Peynircioğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>'Dolayısıyla hastalarımız bir kısım şikayetlerini tedavi ettirirken bir kısmını ettiremiyor. Bu grup hastada girişimsel radyolojiye danışmanın önemi bu noktada ortaya çıkıyor. Her miyom hastası değil ama alt karın ağrısıyla hastaneye başvuran kadın hastaların bir kısmında karın içi varisler görülüyor. Buna 'pelvik konjesyon' sendromu diyoruz. Bu çok göz ardı edilen, çok atlanan bir hastalık. Kadınlar bununla ilgili şikayetlerini yıllar boyu taşıyıp, maalesef derman bulamıyor.'</p>

<p>- 'Hastanede yatışı olmadan, ameliyat ihtiyacı olmadan tedaviyi yapabiliyoruz'</p>

<p>Peynircioğlu, pelvik varislerin, kadın hastalıkları ve doğum doktorlarının direkt tedavi sunabildiği bir hastalık olmadığına dikkati çekti.</p>

<p>Hastalara, önce kadın hastalıkları ve doğum doktorlarını görmeleri, şikayetleri çözülemediğinde karın içi varis şüphesiyle girişimsel radyolojiye başvurmaları önerisinde bulunan Peynircioğlu, 'Pelvik varisin adı konulduktan sonra tedavi çok kolay. Hastalar ömür boyu taşıdıkları bu varis yükünden yarım saatlik bir işlemle tamamen kurtuluyor. Hastanede yatışı olmadan, ameliyat ihtiyacı olmadan, anestezi bile almadan bu işin tedavisini yapabiliyoruz.' diye konuştu.</p>

<p>Miyom tedavisinde el bileğindeki atardamardan girip miyomun içine ulaştıklarını anlatan Peynircioğlu, karın içi pelvik varislerde ise toplardamardan girip varisin içine ulaştıklarını ve aynı bacak varisinde olduğu gibi yarım saatlik basit anjiyo işlemiyle tedavi ettiklerini anlattı.</p>

<p>Karın içi varislerin bacak varislerinde olduğu gibi çok farklı sebeplerle ortaya çıktığını kaydeden Peynircioğlu, 'Önemli olan şey kişisel yatkınlık. Genetik sebepler, fazla kilo, toplardamar kapaklarının zayıf olması, çok ayakta kalma, çok doğum yapma özellikle normal doğum sayısının iki ve daha fazla olması karın içi varis ihtimalini arttırıyor.' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Peynircioğlu, karın içi varisleri olan bir hastanın tanı alana kadar adeta doktor doktor gezdiğini belirterek, 'Çünkü çok bilinen bir hastalık grubu değil. Bizimle tanışana kadar işleri çok zor. Bizimle tanıştıktan sonra işleri çok kolay.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/pelvik-variste-yarim-saatlik-cozum</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/agency/aa/pelvik-variste-yarim-saatlik-cozum.jpg" type="image/jpeg" length="88005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da kapalı baypas yöntemiyle üç damar değişimi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalyada-kapali-baypas-yontemiyle-uc-damar-degisimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalyada-kapali-baypas-yontemiyle-uc-damar-degisimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da kapalı yöntemle üç damar değişimi yapılan ameliyatta, baypas damarı da minimal invaziv yöntemle çıkarıldı. İki teknik ilk kez birlikte uygulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da Sıtkı Aksoy'un (54) kalbinde, kapalı yöntemle üç damar değişimi yapıldı. Göğüs altından yaklaşık 5 santimlik kesi ile gerçekleştirilen ameliyatta, baypas için kullanılan damar ise bacaktan küçük bir kesi ile çıkarıldı. Bu iki yöntemin aynı hastada birlikte uygulanması, Antalya'da ilk kez gerçekleştirildi.</p>

<p>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Birkan Akbulut ve ekibi, kapalı koroner baypas ameliyatı ile minimal invaziv endoskopik yöntemle bacak damarı çıkarma işlemini ilk kez aynı hastada uyguladı. Başarılı geçen ameliyatta Sıtkı Aksoy'un kalbindeki üç koroner damar, göğüs altından yapılan 5 santimlik kesiyle ve hiçbir kemik kesilmeden değiştirilirken, bacaktan alınan yaklaşık 25 santimlik damar ise yalnızca 2 santimlik kesi ile endoskopik yöntemle çıkarıldı.</p>

<p>Doç. Dr. Akbulut, Aksoy'un daha önce kalp problemleri nedeniyle kardiyolojiye başvurduğunu, yapılan anjiyografi sonrasında koroner baypas ameliyatı olması gerektiği kararıyla kendilerine müracaat ettiğini belirtti. Hastanın muayene, tetkik ve değerlendirmeleri sonucunda halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen minimal invaziv koroner baypas ameliyatını gerçekleştirdiklerini kaydeden Doç. Dr. Birkan Akbulut, operasyonun başarılı geçtiğini söyledi.</p>

<h2><strong>GEÇMİŞ YILLARDA GÖĞÜS KEMİĞİ KESİLİRDİ</strong></h2>

<p>Koroner baypas ameliyatlarının geçmiş yıllarda 'iman tahtası' olarak bilinen göğüs ön duvarındaki kemiğin kesilmesiyle yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Akbulut, 'Artık gelişen teknolojiyle biz bunu halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen minimal invaziv kalp cerrahisi tekniği ile yapıyoruz' dedi. Kapalı ameliyatların genellikle meme altından yapılan 4 ile 6 santim arasında bir kesi ile gerçekleştirildiğini ifade eden Doç. Dr. Birkan Akbulut, şöyle devam etti:</p>

<p>'Bu ameliyatlar iman tahtası kesilmeden yapılıyor. Bu yöntemle tüm damarlara baypas yapılabiliyor. Yani hastanın ihtiyacı üç damarsa üç, tek damarsa tek damar değiştiriliyor. Kalbin kanlanması için ne kadar damar değişmesi gerekiyorsa hepsine müdahale etme şansımız var.'</p>

<h3><strong>KABURGALARIN ARASINDAN KALBE ULAŞILIYOR</strong></h3>

<p>Göğüs altındaki kesiden kaburgaların arasından kalbe ulaşıldığını anlatan Doç. Dr. Akbulut, 'Hastanın herhangi bir kemiği kesilmiyor. Dolayısıyla iyileşme süresi de daha kısa oluyor' diye konuştu. Kapalı ameliyatta hastanın işine ve sosyal hayatına daha erken dönebildiğini belirten Doç. Dr. Birkan Akbulut, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>'Bu yöntemle ameliyat edilen hasta taburcu olduktan sonra yatağında sağa sola dönmek gibi hareket özgürlüğüne sahip olabiliyor. Dolayısıyla hem hayatına hem işine daha erken dönebiliyor. Ameliyat kesisi daha küçük olduğu ve kemik kesilmediği için enfeksiyon oranı da daha düşük oluyor. Bu nedenle hem hastalar hem biz hekimler tarafından giderek daha fazla tercih edilen bir yöntem haline geliyor.'</p>

<p>Hastanın 10 gün sonra işine dönebileceğini ifade eden Doç. Dr. Akbulut, önceki yıllarda yapılan koroner baypas ameliyatlarında iman tahtasının kesilmesi nedeniyle istirahat süresinin yaklaşık 2 ay olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>25 SANTİMLİK DAMAR, 2 SANTİMLİK KESİDEN ÇIKARILDI</strong></h3>

<p>Önceki yıllarda koroner baypas ameliyatlarında kullanılacak damarın bacak boyunca yapılan uzun bir kesi ile çıkarıldığını söyleyen Doç. Dr. Birkan Akbulut, 'Biz bu hastamızda bacaktaki yaklaşık 20-25 santim uzunluğundaki damarı, endoskopik yöntemle yalnızca 2 santimlik kesiden çıkararak aldık. Böylece kapalı yöntemle yapılan koroner baypas ameliyatı ile minimal invaziv endoskopik damar çıkarma işlemi aynı hastada Antalya'da ilk kez birlikte uygulanmış oldu' ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Akbulut, ekibiyle birlikte yaklaşık 1,5 yıldır minimal invaziv yöntemle kalp kapak ve koroner baypas ameliyatları gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'KENDİMİ ÖNCE ALLAH'A SONRA HOCAMA EMANET ETTİM'</strong></h3>

<p>Ameliyattan önce ara ara göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurduğunu anlatan Sıtkı Aksoy, son başvurusunda fenalaştığı için anjiyoya alındığını söyledi. Tıkalı kalp damarlarının anjiyoda açılamaması üzerine kalp ve damar cerrahisine yönlendirildiğini ifade eden Aksoy, Doç. Dr. Birkan Akbulut'a başvurduğunda özellikle kapalı ameliyat istediğini anlattı. Sıtkı Aksoy, 'Hocam bunu yapabileceğini söyledi. Ben de kendimi hocama emanet ettim. Allah razı olsun. Sanki yeniden doğmuş gibiyim' dedi.</p>

<h3><strong>'SIKINTILARIM BİTTİ, ŞÜKÜRLER OLSUN'</strong></h3>

<p>Ameliyatın ardından yaşadığı sıkıntıların sona erdiğini belirten Aksoy, 'Her şey bitti, Allah'ıma şükürler olsun' ifadelerini kullandı. Ameliyattan önce tansiyonunun yüksek olduğunu ve ilaç kullandığını da söyleyen Aksoy, 'Daha önce tansiyon hapı kullandığım halde tansiyonum 17-18 civarındaydı. Şu anda 11-12. Ameliyattan sonra tansiyonum da düştü. Baş ağrım kalmadı. Herhangi bir sıkıntım yok' diye konuştu.</p>

<p>Ameliyata girmeden önce Doç. Dr. Birkan Akbulut'a 'Önce Allah, sonra size güveniyorum' dediğini anlatan Aksoy, 'Hocam sağ olsun elinden geleni fazlasıyla yaptı. İlgi, alaka, güler yüz, her gün takip etme. Allah razı olsun. Çok memnunum. Açık baypas olanlarda ameliyat sonrası ağrı olduğunu duymuştum. Allah'a şükür bende ağrı yok. Bacağım da fazla açılmadı' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Eşi Halime Aksoy da Doç. Dr. Birkan Akbulut'a teşekkür ederen Aksoy, 'Allah hocamızdan razı olsun bize bu mutluluğu yaşattı' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalyada-kapali-baypas-yontemiyle-uc-damar-degisimi</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/agency/dha/antalyada-kapali-baypas-yontemiyle-uc-damar-degisimi.jpg" type="image/jpeg" length="46851"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde CAR-T tedavi merkezi kuruldu]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesinde-car-t-tedavi-merkezi-kuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesinde-car-t-tedavi-merkezi-kuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tedavisinde kullanılan CAR-T hücre tedavisi için ileri araştırma merkezi kuruldu. Türkiye dünyada 8’inci merkez oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi'nde (AÜ) kanser tedavisinde kullanılan ileri teknoloji CAR-T hücre tedavilerinin yerli üretimi için 'İleri Sağlık Araştırma Merkezi' kuruldu. Dünyada 7 merkezde bu tedavinin uygulandığını belirten AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, 'Programlanarak kanser hücrelerini hedef almasını sağlayan, özellikle dirençli ve nükseden lösemi ve lenfoma hastalarında umut verici sonuçlar veren son derece yenilikçi bir tedavi yaklaşımıdır' dedi.</p>

<p>AÜ'de, kanser tedavisinde kullanılan ileri teknoloji CAR-T yönteminin uygulanacağı İleri Sağlık Araştırma Merkezi kuruldu. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, basın toplantısıyla merkezi ve tedaviyi tanıttı. Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi'nin tıp alanındaki başarılarına değinerek, 'Dünyanın ilk rahim nakli, Türkiye'nin ilk yüz ve çift kol nakli gibi tıp tarihinde iz bırakan başarılara imza atan Akdeniz Üniversitesi olarak bugün ülkemiz ve üniversitemiz adına tarihi bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaşmanın gururunu yaşıyoruz. Akdeniz Üniversitesi CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi'nin kurulumunu tamamladık. Böylece bu alanda uluslararası düzeyde kabul gören en yüksek kalite ve güvenlik standartlarında yerli üretim sürecini başlatıyoruz' diye konuştu.</p>

<p>Klinik araştırmalarda her hastanın tedavisinin kendisine özel olacağını belirten Özkan, 'Bu gelişme, ileri hücresel tedaviler alanında dışa bağımlılığın azaltılması açısından da stratejik bir dönüm noktası. Merkezimiz, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T yaklaşımları arasında öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet gösterecek şekilde tasarlanmıştır. Projeye desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a da çok teşekkür ederiz' dedi.</p>

<h2><strong>'KANSER HÜCRELERİNİ HEDEF ALIP YOK ETMEYE BAŞLIYOR'</strong></h2>

<p>Akıllı bir ilaç gibi sadece kanser hücreleriyle savaşacak olan hücrelerin güçlendirildiğini kaydeden Prof. Dr. Özkan, 'CAR-T teknolojisi, hastaya ait T hücrelerinin yeniden programlanarak kanser hücrelerini hedef almasını sağlayan, özellikle dirençli ve nükseden lösemi ve lenfoma hastalarında umut verici sonuçlar veren, son derece yenilikçi bir tedavi yaklaşımı. Bu teknoloji bir 'yaşayan ilaç' yaklaşımıdır. Hastanın kendi bağışıklık hücreleri alınıyor, laboratuvar ortamında genetik olarak güçlendiriliyor ve adeta kanseri tanıyacak 'akıllı askerler' haline getirilerek yeniden hastaya veriliyor. Böylece vücudun kendi savunma sistemi, kanser hücrelerini hedef alıp yok etmeye başlıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>'TÜRKİYE DÜNYADA 8'İNCİ MERKEZ OLDU'</strong></h3>

<p>Tedavinin sadece dünyada 7 merkezde yapılabildiğini kaydeden Özkan, 'Bizim merkezimiz 8'inci merkez haline geldi. Bugün dünyada bu tedaviye erişim son derece sınırlı. ABD'de onay almış birden çok CAR-T tedavisi bulunmakla birlikte, bu ileri tedavilerin maliyeti bazı analizlerde 400 ila 500 bin dolar bandına ulaşabilmektedir. Bu nedenle CAR-T ve benzeri hücresel tedaviler, pek çok hasta için hala erişimi çok güç bir alan olmaya devam etmektedir. Bizler daha düşük maliyetle başlayacağız tedaviye' diye konuştu.</p>

<h3><strong>YERLİ ÜRETİM TEDAVİSİ OLACAK</strong></h3>

<p>Tedavinin detaylarından bahseden AÜ Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, 'Bugün itibarıyla tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi yapılmış ve Ar-Ge için gerekli altyapı hazır hale getirilmiştir. Bu tedavi yöntemi bugüne kadar ülkemizde yapılmıyordu. Hastalar daha çok yurt dışına gönderiliyor ya da kanları yurt dışına gönderilerek işlem görüyordu. Burada hastanın kanı alınacak. Laboratuvar ortamında bu hücreler akıllı hücrelere dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, çeşitli işlemlerden geçirilecek, çoğaltılacak ve daha sonra hastaya geri verilecek. Bu yaklaşık 10 gün süren bir süreç. Bu kısım laboratuvar, yani mutfak kısmıdır. Diğer bölümde ise arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>BAŞARI ORANI YÜZDE 95'İN ÜZERİNDE</strong></h3>

<p>Son teknolojiyle tedaviyi gerçekleştireceklerini belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, 'Tedavinin başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25'ini kapsıyor. Diğer bölümlerde farklı üretim ve çalışma alanları yer alacak. Bu dönemde maalesef seyri çok kötü olan bazı kanser türleri için de çalışmalar yürütülecek. Örneğin beyin tümörleri gibi hastalıklar için de kısa zaman içerisinde protein transferi ve Ar-Ge çalışmalarını yapmayı planlıyoruz. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'15 NİSAN İTİBARIYLA İLK TEDAVİYİ UYGULAMAYI PLANLIYORUZ'</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Ömer Özkan, 5 yıllık çalışmanın bugün meyvesini verdiğini kaydederek şunları söyledi:</p>

<p>'5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibarıyla tüm ekipmanlar yerleştirildi. 1 Nisan itibarıyla ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan itibarıyla ilk tedaviyi uygulamayı planlıyoruz. Şu anda bize en yakın merkez İsrail'de. Ancak Orta Doğu ve çevre ülkelerden de hastaların buraya gelme imkanı olacak. Günlük 4 üretim kapasitesine sahibiz ve bunun şimdilik yeterli olduğunu düşünüyoruz. Bu hücreler milyonlarca kez çoğaltıldıktan sonra yeterli sayıya ulaştığında uygun koşullarda hastaya veriliyor. Bu tedavinin önemli özelliklerinden biri de hücrelerin taze olarak, dondurulmadan hastaya uygulanması. Çok az miktarda kemoterapi gerektirir. Talep arttıkça kapasiteyi artırmayı planlıyoruz. Şu an yıllık yaklaşık 100 hastaya hizmet verebilecek durumdayız. Bu sayı 150'ye kadar çıkarılabilir.'</p>

<h3><strong>CAR-T YÖNTEMİ</strong></h3>

<p>CAR-T yöntemi, hastanın bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda genetik olarak güçlendirilip yeniden vücuda verilmesiyle kanser hücrelerini hedef alan yenilikçi bir tedavi olarak tanımlanıyor. Kurulan merkezle birlikte Türkiye'de hastaların bu ileri tedavilere erişiminin artırılması ve biyoteknoloji alanında yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesinde-car-t-tedavi-merkezi-kuruldu</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/69b3f5738c3f68b010b685b4.webp" type="image/jpeg" length="10005"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde kanser için yeni tedavi merkezi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesinde-kanser-icin-yeni-tedavi-merkezi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesinde-kanser-icin-yeni-tedavi-merkezi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi’nde lösemi ve lenfoma hastaları için CAR-T yöntemi uygulanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesinde Türkiye'de ilk olarak açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi'nde, en yaygın kanser türlerinden lösemi ve lenfoma kanser hastalarının tedavisi yapılacak.</p>

<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, İleri Sağlık Araştırma Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğiyle kurulan merkezde, lösemi ve lenfoma kanser hastalarının tedavisi için gerekli altyapıyı tamamladıklarını söyledi.</p>

<p>Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman ilklere imza attıklarını belirten Özkan, 'Lösemi ve lenfoma kanserlerinde artık yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8'inci ülke olma şerefine nail olacak.' dedi.</p>

<p>Hem hastalara başarı oranı yüksek tedavi uygulanacağını hem de hastaların yurt dışına gitmesinin önleneceğini belirten Özkan, yurt dışında pahalı olan uygulamanın devlet ve üniversite imkanlarıyla Türkiye'de yapılabileceğini ifade etti.</p>

<h2><strong>- Kanserle savaşan hücrelerin sayısı artırılacak</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise kanser tedavisinde dünyada en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin üniversite bünyesinde yapılabileceğini kaydetti.</p>

<p>Merkezin ekipmanları, teknoloji transferleri ve Ar-Ge için tüm altyapısının tamamlandığını vurgulayan Özkan, şöyle konuştu:</p>

<p>'Bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, bir şekilde laboratuvarda savaşan akıllı hücreleri dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu, bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım, mutfak kısmı olacak. Klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak. Başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını bekliyoruz.'</p>

<p>İnsan vücudunda kanserle savaşan hücrelerin bulunduğunu ancak bu hücrelerin bazen yetersiz geldiğini belirten Özkan, laboratuvarda gerçekleştirecekleri tedavi yöntemiyle kanserle savaşan hücrelerin sayısını artırarak hastalara dondurma işlemi yapmadan taze olarak geri vereceklerini dile getirdi.</p>

<p>Bu yöntemle kişileştirilmiş bir tedavi uygulanacağını ifade eden Özkan, kemoterapi miktarının da azaltılacağını söyledi.</p>

<p>Kemoterapinin sağlıklı hücrelere de zarar verebildiğine işaret eden Özkan, 'Buradaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa yan etkileri var. Onlar için de önlemleri almamız gerekiyor. Çünkü çok kuvvetli, sağlam askerler veriyorsunuz. Sağlıklı yerlere, okullara, hastanelere saldırmasın diye. Yani vücudun diğer organlarına saldırmasın diye.' diye konuştu.</p>

<h3><strong>- Tedaviler 15 Nisan'da başlayacak</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Özkan, şu anda laboratuvarda 4 makinenin bulunduğunu ve gerekirse sayının artırılabileceğini aktardı.</p>

<p>Lösemi ve lenfoma kanser hastaları için umut verici bir çalışma olduğunu belirten Özkan, 'Beş yıllık emeğin meyvesini alacağız. Bugün itibarıyla tüm ekipmanlar yerleşti, 1 Nisan itibarıyla validasyonun ve ruhsatlandırmasının tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibarıyla da ilk tedavimizi almayı planlıyoruz.' dedi.</p>

<p>Kan kanserinin yaygın gözüken bir hastalık olduğunu kaydeden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Maalesef bazen hem komplikasyonlar hem tedavinin yetersizliği nedeniyle kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabi ki acı bir olay. Bu önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah. Şu anda hastalardan çok fazla talep var, hem ülkemizden hem de yurt dışından. Şu ana kadar biz hastaları yurt dışına gönderirken artık yurt dışından da hastaları kabul etme imkanımız olacak.'</p>

<h3><strong>- Yıllık minimum 100 hasta kabul edilecek</strong></h3>

<p>Tedavi için sırada bekleyen hastaların olduğuna işaret eden Özkan, 'Şu andaki hedefimiz yıllık 100 hasta minimum ki bu 150 hastaya kadar çıkartılabilir. Ama bunların reaktörlerde hücrenin çoğaltılması ve işlemin tamamlanması 7 gün gibi planlanıyor, bazı hastalarda 9-10 güne kadar çıkabilir.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özkan, aylık 10-12 hasta alabileceklerini ama bunu 4 katına kadar çıkartma potansiyellerinin de bulunduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu merkezin diğer kanser türleri için de bir umut olacağını ifade eden Prof. Dr. Özkan, şunları kaydetti:</p>

<p>'İleriki dönemde çok kötü bir seyri olan beyin kanseri gibi tümörler için de inşallah kısa zamanda o proteinlerin transferini, Ar-Ge'sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarı daha da geliştirmeye devam edeceğiz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesinde-kanser-icin-yeni-tedavi-merkezi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/agency/aa/akdeniz-universitesinde-kanser-icin-yeni-tedavi-merkezi.jpg" type="image/jpeg" length="35458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da 2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi düzenlenecek]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalyada-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresi-duzenlenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalyada-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresi-duzenlenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği, 2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’ni 26-29 Mart’ta Antalya Kemer’de genç onkologların katılımıyla düzenleyecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Uğur Coşkun, genç onkologların katılımıyla '2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi'ni Antalya'da düzenleyeceklerini bildirdi.</p>

<p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Coşkun, AA muhabirine, kongrenin ikincisini Kemer ilçesinde 26-29 Mart'ta gerçekleştireceklerini söyledi.</p>

<p>Kongreyi normal sağlık kongrelerinden farklı bir konseptte düzenleyeceklerini anlatan Coşkun, 'Normal kongrelerde hocalar sunum yapar, asistan ve uzmanlar sunumları dinler. Bizim kongremizde yeni uzman olan geleceğin onkologları sunum yapacak, konuları tartışacak. Salonda konuşan da sunum yapan da genç onkologlarımız olacak. Bu yönüyle ilk olacak.' dedi.</p>

<p>Coşkun, kongreye 100'ün üzerinde katılım olacağını, Avrupa Onkoloji Derneğinden 2 konuşmacının da sunum yapacağını ifade etti.</p>

<p>Etkinlikte ilaç ödemeleriyle ilgili konuların da ele alınacağını dile getiren Coşkun, kongrede Danıştaydan ve bölge adliye mahkemesinden katılımcıların bilirkişilikle ilgili sunumlarının olacağını aktardı.</p>

<h2><strong>- 'Kanserin toplumda görülme sıklığı artıyor'</strong></h2>

<p>Coşkun, kongrede tedavi seçenekleri, akıllı ilaçlar, immünoterapi, kişiselleştirilmiş tedaviler başta olmak üzere onkoloji alanında önemli konuların ele alınacağını belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>'Kanserin toplumda görülme sıklığı artıyor. Akciğer, meme, bağırsak ve mide kanserlerini sık görüyoruz. Sigara tüketimine bağlı akciğer kanseri sık görülüyor. Çok fazla akıllı ilaçlar, immünoterapilere yönelik tedaviler var. Akciğer kanserinde bazı ilaçların geri ödenmesine başlandı. 'Hangi durumlarda ödeniyor?' bunları konuşacağız. Gençlerde kanser sıklığı çok arttı, 20'li yaşlarda meme kanseri tanısı koymaya başladık. Genetik yatkınlık da önemli. Artık genetik taramalar gelişti.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Poster sunumlarının yapılacağı kongrede sonuç bildirgesi hazırlanacağını dile getiren Coşkun, dereceye girenlere ödüller vereceklerini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalyada-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresi-duzenlenecek</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/antalyada-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresi-duzenlenecek.jpeg" type="image/jpeg" length="23250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da susuzluk riskine karşı su tüketimi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/ramazanda-susuzluk-riskine-karsi-su-tuketimi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/ramazanda-susuzluk-riskine-karsi-su-tuketimi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz, Ramazan’da iftar ile sahur arasında dengeli su tüketilmemesinin dehidratasyon ve sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İftar ile sahur arasında yeterli ve dengeli su tüketimi sağlıklı bir ramazan geçirmek için oldukça önemli olduğunu belirten Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, 'Gün boyunca su tüketilmediğinde vücut terleme, solunum ve idrar yoluyla sıvı kaybetmeye devam eder. Bu kayıplar yerine konmadığında hafif dehidratasyon dediğimiz sıvı eksikliği ortaya çıkabilir' dedi.</p>

<p>Medicana Sağlık Grubu'ndan Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, ramazanda su içmenin faydalarına yönelik bilgi verdi. Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Vücudun yaklaşık yüzde 55-60'ı sudan oluşuyor. Su; vücut sıcaklığının düzenlenmesi, hücrelerin çalışması, besinlerin taşınması, sindirim, metabolizma ve toksinlerin atılması gibi birçok yaşamsal görevde rol oynuyor. Gün içinde uzun süre su içilemediğinde vücut sıvı dengesini korumak için bazı mekanizmalar devreye giriyor. Ramazanda da gün içinde yeterli sıvı alınmadığında halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, kabızlık ve tansiyon düşüklüğü gibi sorunlara yol açabiliyor' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'KAFEİN SUSUZLUK HİSSİNİ ARTIRABİLİR'</strong></h2>

<p>Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Gün boyunca su tüketilmediğinde vücut terleme, solunum ve idrar yoluyla sıvı kaybetmeye devam eder. Bu kayıplar yerine konmadığında hafif dehidratasyon dediğimiz sıvı eksikliği ortaya çıkabilir. Özellikle yoğun fiziksel aktivite, kafein tüketimi veya tuzlu yiyecekler susuzluk hissini artırabilir. Ramazan ayında yapılan en yaygın hatalardan biri, iftar sırasında hızlı bir şekilde çok fazla su içmeye çalışmaktır. Oysa vücut kısa sürede yüksek miktarda sıvıyı verimli şekilde kullanamaz. Bu nedenle su tüketiminin iftar ile sahur arasında dengeli şekilde dağıtılması çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'GÜNLÜK SU MİKTARI 2- 2.5 LİTRE'</strong></h3>

<p>Sağlıklı yetişkin bireyler için günlük ortalama su ihtiyacının 2-2,5 litre civarında olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Bu miktar kişinin kilosuna, yaşına, fiziksel aktivitesine ve hava sıcaklığına göre değişebilir. Ramazan ayında bu miktarı karşılamak için iftar ile sahur arasında su tüketimini planlamak önemlidir. İftar sırasında 1-2 bardak, iftar sonrasında 4-5 bardak, sahurda 2-3 bardak su içilerek denge sağlanabilir. Bu şekilde toplamda yaklaşık 8-10 bardak su tüketmek mümkündür. Su içmenin yanı sıra çorba, ayran, kefir, süt ve yüksek su içeren sebze-meyveler de günlük sıvı alımına katkı sağlar' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'KISA SÜREDE ÇOK SU İÇMEK MİDEYİ RAHATSIZ EDEBİLİR'</strong></h3>

<p>Sahur öğününün gün boyunca susuzluğu azaltmada önemli rol oynadığına değinen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Sahurda yeterli su içilmemesi gün içinde daha hızlı susamaya neden olabilir. Ancak burada da aşırı su tüketimi önerilmez. Çok kısa sürede fazla miktarda su içmek mideyi rahatsız edebilir ve sık idrara çıkmaya yol açabilir. Sahurda ayrıca tuzlu ve aşırı baharatlı yiyeceklerden kaçınmak gerekir. Salamura ürünler, turşu, tuzlu peynirler ve işlenmiş gıdalar gün içinde susuzluk hissini artırabilir. Bunun yerine yumurta, yoğurt, tam tahıllar ve sebzeler içeren dengeli bir sahur tercih edilmelidir' dedi.</p>

<h3><strong>'MİDEYİ YORMAMAK İÇİN SUYU YAVAŞ VE KONTROLLÜ İÇMEK ÖNEMLİDİR'</strong></h3>

<p>'İftar anında uzun süreli açlık ve susuzluk sonrası mideyi yormamak için suyu yavaş ve kontrollü içmek önemlidir' diyen Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Geleneksel olarak orucun su ile açılması hem mideyi rahatlatır hem de vücuda hızlı enerji sağlar. İftarda önce 1-2 bardak su içmek, ardından sebzeli veya tavuk suyu çorba ile hafif bir başlangıç yapmak sindirim sisteminin daha rahat çalışmasına yardımcı olur. Ana yemek sırasında ise aşırı su tüketmek yerine öğün aralarında su içmek daha doğru bir yaklaşımdır. Ramazan ayında bazı besinler susuzluk hissini artırabilir. Aşırı tuzlu gıdalar, baharatlı yemekler, kızartmalar, şekerli içecekler, fazla çay ve kahve susuzluk oluşturabilir. Kafein içeren içecekler idrar söktürücü etkiye sahip olduğu için vücuttan sıvı kaybını artırabilir. Bu nedenle iftar sonrası çay ve kahve tüketimi sınırlı tutulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>'SUSUZLUK BELİRTİLERİNİ TANIMAK ÖNEMLİ'</strong></h3>

<p>Baş ağrısı, ağız kuruluğu, koyu renkli idrar, halsizlik ve baş dönmesi vücudun susuz kaldığının işaretleri olabildiğini kaydeden Uzm. Dyt. Yılmaz, 'Bu tür belirtiler yaşandığında iftar ile sahur arasında sıvı tüketimine daha fazla dikkat edilmesi gerekir. Gün içinde kaybedilen sıvının iftar ile sahur arasında düzenli şekilde yerine konması hem enerji seviyesinin korunmasına hem de metabolizmanın sağlıklı çalışmasına yardımcı olur' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/ramazanda-susuzluk-riskine-karsi-su-tuketimi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/agency/dha/ramazanda-susuzluk-riskine-karsi-su-tuketimi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="52625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Az pişmiş et çocuklarda böbrek yetmezliğine yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/az-pismis-et-cocuklarda-bobrek-yetmezligine-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/az-pismis-et-cocuklarda-bobrek-yetmezligine-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, az pişmiş kıyma ve hamburgerin çocuklarda kanlı ishal ve böbrek yetmezliği riskini artırdığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların severek tükettiği hamburger ve köfte gibi kıyma ürünlerinin, yeterince pişirilmediğinde ölümcül sonuçlar doğurabildiğini söyleyen Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, 'Az pişmiş etteki bakterilerin salgıladığı toksinler, çocuklarda kanlı ishalden böbrek yetmezliğine uzanan ağır bir tabloya yol açıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeterince pişirilmeyen et ürünlerinin özellikle küçük çocuklarda ağır sağlık sorunlarını tetiklediğini aktaran Medipol Sağlık Grubu'ndan Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cihangir Akgün, 'Az pişmiş etle alınan bakteriler vücutta çoğalarak toksin salgılar. Bu süreç önce kanlı ishal ve kusmayla başlar, ilerleyen durumlarda böbrek yetmezliğine kadar gidebilir' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'KIYMA DAHA BÜYÜK RİSK TAŞIYOR'</strong></h2>

<p>Et ve kıyma tüketiminde ailelere uyarılarda bulunan Prof. Dr. Akgün, 'Etin bütün halde pişirilip mühürlenmesi durumunda bakteriler büyük ölçüde ölür. Kıyma tüketiminde risk daha da artırıyor. Bakteri kıymanın iç kısımlarına kadar yerleşebilir. Özellikle az pişmiş hamburger ve kıyma ürünlerinde risk çok daha yüksektir. Bakteriler vücutta çoğalarak toksin salgılıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>'KANLI İSHALDEN BÖBREK YETMEZLİĞİNE'</strong></h3>

<p>Bu toksinlerin önce kanlı ishal ve kusmaya neden olduğunu belirten Prof. Dr. Akgün, 'Süreç ilerlediğinde kan hücreleri zarar görebilir, ciddi kansızlık gelişebilir. Ardından böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir ve ağır vakalarda tablo ölümle sonuçlanabilir. Hastalık yalnızca böbreği değil, beyin dahil birçok sistemi etkileyebilir. Kanlı ishal ve kusma şikayeti olan hastalar acil servise başvurduklarında yapılan tetkiklerde bazı hastalarda böbrek yetmezliği geliştiğini gördük. Bu hastaları yoğun bakımda takip etmek ve bazı durumlarda diyaliz tedavisi uygulamak zorunda kalabiliyoruz' dedi.</p>

<h3><strong>72 DERECE UYARISI</strong></h3>

<p>Et tüketiminde pişirme derecesinin hayati önem taşıdığını aktaran Prof. Dr. Akgün, 'Kıyma ve et ürünlerinin iç ısısı en az 72 dereceye ulaşmalıdır. Çiğ ete temas eden maşa ya da tabağın pişmiş ete değdirilmemesi gerekir. Etin güvenilir yerlerden temin edilmesi ve özellikle kıyma ürünlerinin iyi pişirilmesi gerekiyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/az-pismis-et-cocuklarda-bobrek-yetmezligine-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/agency/dha/az-pismis-et-cocuklarda-bobrek-yetmezligine-yol-acabilir.jpg" type="image/jpeg" length="67908"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Su diyeti nasıl yapılır? Su diyeti yaparken nelere dikkat edilmeli?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/su-diyeti-nasil-yapilir-su-diyeti-yaparken-nelere-dikkat-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/su-diyeti-nasil-yapilir-su-diyeti-yaparken-nelere-dikkat-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemin popüler yöntemi su diyeti nedir nasıl yapılır ve kaç gün uygulanır soruları gündeme geldi. Peki, su diyeti tedavisi nasıl yapılır ve riskleri neler?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern dünyanın hızla değişen beslenme alışkanlıkları ve artan kilo sorunları, insanları daha hızlı ve etkili zayıflama yöntemleri aramaya itiyor. Bu yöntemler arasında son yıllarda en çok konuşulan ve tartışılan başlıkların başında <strong>su diyeti nedir nasıl yapılır</strong> sorusu geliyor. Su diyeti, temel olarak belirli bir süre boyunca sadece su ve bazen de bitki çayları gibi kalorisiz sıvıların tüketildiği, katı gıda alımının tamamen durdurulduğu bir beslenme modelidir. Bu yöntemin savunucuları, vücudun toksinlerden arındığını, hücrelerin yenilendiğini ve hızlı yağ yakımının gerçekleştiğini iddia etmektedir. Ancak, bu kadar radikal bir kısıtlamanın vücut üzerindeki etkileri oldukça derindir ve mutlaka uzman kontrolünde gerçekleştirilmesi gereken bir süreçtir.</p>

<p>İnternet üzerinde <strong>su diyeti nasıl yapılır</strong> araştırması yapan pek çok kişi, bu yöntemi sadece bir zayıflama aracı olarak görse de aslında kökeni antik çağlardaki oruç ritüellerine kadar dayanmaktadır. Günümüzde ise bu yöntem, vücudu dinlendirmek ve metabolizmayı şaşırtmak amacıyla tercih ediliyor. Peki, bu süreçte vücutta neler değişiyor? Katı gıda alımı durduğunda metabolizma nasıl bir tepki veriyor? İşte tüm detaylarıyla su diyetinin fizyolojisi ve uygulama aşamaları.</p>

<h2><strong>SU DİYETİ NEDİR NASIL YAPILIR?</strong></h2>

<p>Birçok kişi için <strong>su diyeti nedir nasıl yapılır</strong> konusu, sadece su içmekten ibaret gibi görünse de işin aslı çok daha karmaşıktır. Bu diyete başlamadan önce vücudun hazırlık sürecine girmesi gerekir. Bir anda tüm gıdayı kesmek, vücutta şok etkisi yaratarak bayılma, tansiyon düşüklüğü ve şiddetli baş ağrılarına neden olabilir. Diyete başlamadan önceki 2-3 gün boyunca porsiyonların küçültülmesi ve sebze ağırlıklı beslenilmesi, geçişi kolaylaştıracaktır.</p>

<p>Diyetin aktif uygulama aşamasında günlük ortalama 2,5 ile 3 litre su tüketilmesi önerilir. Tüketilen suyun oda sıcaklığında olması, sindirim sisteminin yorulmaması açısından önemlidir. Bazı uzmanlar, suyun içine limon, taze nane veya tarçın çubuğu ekleyerek alkali dengesinin korunabileceğini ve tatlı krizlerinin engellenebileceğini belirtmektedir. Ancak <strong>su diyeti nasıl yapılır</strong> sorusunun en kritik yanıtı, vücudun verdiği sinyalleri doğru okumaktır. Eğer şiddetli çarpıntı, mide bulantısı veya kararma gibi durumlar yaşanıyorsa diyete derhal son verilmelidir.</p>

<h2><strong>SU DİYETİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</strong></h2>

<p>Tıbbi literatürde "terapötik oruç" olarak da adlandırılan <strong>su diyeti tedavisi nasıl yapılır</strong> sorusu, genellikle kronik hastalıklara sahip bireylerin veya vücudundaki toksik yükü azaltmak isteyenlerin merak konusudur. Bu tedavi yöntemi, standart bir zayıflama diyetinden farklı olarak klinik bir ortamda veya doktor gözetiminde uygulanmalıdır. Tedavi sürecinde vücudun elektrolit dengesi (sodyum, potasyum, magnezyum) düzenli olarak kan tahlilleriyle kontrol edilir.</p>

<p><strong>Su diyeti tedavisi nasıl yapılır</strong> aşamasında, vücudun "otofaji" denilen sürece girmesi hedeflenir. Otofaji, hücrelerin kendi içindeki hasarlı yapıları temizlemesi ve yenilenmesi anlamına gelir. Bu tedavi genellikle 24 ile 72 saat arasında sınırlandırılır. Uzun süreli tedavilerde böbrek fonksiyonları ve kalp ritmi yakından izlenir. Tedavi sonlandırılırken de birdenbire ağır gıdalara geçilmez; önce meyve suları, sonra sebze çorbaları ile sistem yavaşça uyandırılır.</p>

<h2><strong>SU DİYETİ NASIL YAPILIR KAÇ GÜN YAPILIR?</strong></h2>

<p>Yeni başlayanlar için en çok merak edilen nokta <strong>su diyeti nasıl yapılır kaç gün yapılır</strong> sorusudur. Uzmanlar, vücudu bu denli kısıtlayıcı bir sürece sokmanın süresi konusunda oldukça temkinlidir. Genel kabul gören güvenli süreler şu şekildedir:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>24 Saatlik Su Diyeti</strong>: Haftada bir gün vücudu dinlendirmek için uygulanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>3 Günlük Su Diyeti</strong>: Vücudun otofaji sürecini başlatması için tercih edilen en yaygın süredir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>7 Günlük Su Diyeti</strong>: Sadece ileri seviye kullanıcılar ve tıbbi gözetim altındakiler için uygundur.</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>Su diyeti nasıl yapılır kaç gün yapılır</strong> sorusuna verilen cevap, kişinin sağlık geçmişine göre değişir. Diyabet, tansiyon, böbrek yetmezliği olanlar veya hamileler için 1 gün dahi riskli olabilir. Sağlıklı bir birey için 3 günlük süre genellikle "detoks" etkisi yaratmak için yeterli görülmektedir.</p>

<h2><strong>30 GÜNLÜK SU DİYETİ NASIL YAPILIR?</strong></h2>

<p>Sosyal medyada popülerleşen <strong>30 günlük su diyeti nasıl yapılır</strong> başlığı, aslında tıbbi olarak oldukça riskli bir alanı temsil eder. Bir insanın 30 gün boyunca sadece su içerek hayatta kalması teknik olarak mümkün olsa da (vücut yağ depolarını kullanarak), bu süreçte kas kayıpları, kemik erimesi ve organ yetmezliği riskleri tavan yapar.</p>

<p>Eğer biri <strong>30 günlük su diyeti nasıl yapılır</strong> diye yola çıkacaksa, bu kesinlikle "aralıklı oruç" (intermittent fasting) yönteminin çok katı bir formuyla, vitamin ve mineral takviyeleri eşliğinde, her gün doktor kontrolüyle yapılmalıdır. 30 gün boyunca hiçbir kalori almamak, kalbin kas dokusuna zarar verebilir. Bu nedenle, 30 gün gibi uzun vadeli hedefler yerine, 3 günlük periyotlar halinde haftalık döngüler oluşturmak çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır.</p>

<h3><strong>SU DİYETİNİN VÜCUTTAKİ EVRELERİ</strong></h3>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>Glikojen Tüketimi (İlk 24 Saat)</strong>: Vücut önce karaciğer ve kaslardaki şeker depolarını kullanır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Ketozis Başlangıcı (2. ve 3. Gün)</strong>: Şeker bitince vücut yağları yakmaya başlar. Ağızda aseton kokusu hissedilebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Otofaji Zirvesi (3. Günden Sonra)</strong>: Hücresel temizlik en üst seviyeye çıkar. Enerji seviyesinde geçici bir yükselme görülebilir.</p>
 </li>
</ol>

<h3><strong>SU DİYETİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Elektrolit Takviyesi</strong>: Sadece saf su içmek sodyum seviyesini çok düşürebilir. Suyunuza az miktarda kaya tuzu eklemek dengenizi koruyabilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hafif Egzersiz</strong>: Ağır sporlardan kaçınılmalı, sadece kısa yürüyüşler yapılmalıdır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zihinsel Hazırlık</strong>: Açlık ataklarıyla başa çıkmak için meditasyon veya okuma gibi sakin aktiviteler tercih edilmelidir.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>KİMLER SU DİYETİ YAPAMAZ?</strong></h3>

<p><strong>Su diyeti nasıl yapılır</strong> sorusundan önce "Ben yapabilir miyim?" sorusu sorulmalıdır. Aşağıdaki gruplar için bu diyet kesinlikle yasaktır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Tip 1 diyabet hastaları.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gelişim çağındaki çocuklar ve gençler.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebe ve emziren anneler.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vücut kitle indeksi çok düşük (zayıf) olanlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yeme bozukluğu (anoreksiya, bulimia) geçmişi olanlar.</p>
 </li>
</ul>

<p>Özetle; <strong>su diyeti nedir nasıl yapılır</strong> sorusu zayıflamadan öte bir sağlık yönetimi meselesidir. Hızlı kilo vermek uğruna vücudun temel mekanizmalarını bozmak, kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu diyeti bir "tedavi" veya "detoks" olarak görüp, süreyi kısa tutmak ve mutlaka bir diyetisyen veya doktor onayı almak başarının anahtarıdır. Unutmayın, en sağlıklı diyet sürdürülebilir olandır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/su-diyeti-nasil-yapilir-su-diyeti-yaparken-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/su-diyeti-nasil-yapilir-su-diyeti-yaparken-nelere-dikkat-edilmeli.jpeg" type="image/jpeg" length="16068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da uzmandan aile içi şiddet uyarısı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalyada-uzmandan-aile-ici-siddet-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalyada-uzmandan-aile-ici-siddet-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nden Doç. Dr. Tuba Mutluer, aile içi şiddetin çocukları suça sürükleyebileceğini belirterek ebeveynleri uyardı. İşte detaylar…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuba Mutluer, aile içi şiddet ortamında büyüyen çocukların suça yönelme riskinin yüksek olduğunu belirterek, ebeveynleri çocuklardaki ani davranış değişimlerine karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Mutluer, AA muhabirine, şiddetin yoğun olduğu bir ortamda yetişmenin tek başına ciddi bir risk faktörü olduğunu söyledi.</p>

<p>Şiddete tanıklık eden çocukların bu durumu zamanla normalleştirdiğine dikkati çeken Mutluer, 'Şiddeti gören çocuk bunu normalize edip, sanki herkesin uyguladığı bir yöntemmiş gibi algısal olarak öğrenilmiş bir yanlışlık kazanabiliyor.' dedi.</p>

<p>12-15 yaş aralığının beynin en esnek olduğu ancak kontrol mekanizmalarının henüz yeterince gelişmediği bir dönem olduğunu vurgulayan Mutluer, 'O dönemde beyin frene basamıyor, tam tersine ödül sağlayan beyin bölgelerimiz fazlaca aktif oluyor. Risk alıcı davranışlar gibi. Aslında şiddet bir yandan bu sistemi iyice bozuyor ve çocuğu suça ve suç işlemeye açık hale getiriyor.' diye konuştu.</p>

<h2><strong>- Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken işaretler</strong></h2>

<p>Ebeveynlere çocuklarının davranışlarını yakından gözlemlemeleri çağrısında bulunan Mutluer, uyarı işaretlerini şöyle sıraladı:</p>

<p>'Çocukta ani davranış değişimleri oluyorsa, içine kapanıyorsa, durup dururken odasına kapanmaya başlıyorsa ya da arkadaş ilişkileri bozuluyor, okula devamsızlık yapmaya başlıyorsa, nereden geldiği belli olmayan para, hediyeler ya da bir kıyafet alıyor ama kaynağını bilmiyorsanız... Ayrıca uygunsuz arkadaş grupları içine giriyor, size karşı geliyor, söylediklerinizi yapmıyor ve sanki bambaşka birine dönüşüyor gibi olabiliyor.'</p>

<p>Aşırı internet kullanımı ile kendine ya da başkalarına zarar verme düşüncelerinin de önemli risk göstergeleri olduğunu belirten Mutluer, bu durumlarda mutlaka çocuk ve ergen psikiyatristine başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Mutluer, suça sürüklenen çocukların önemli bir bölümünün ailevi sorunlar yaşadığına dikkati çekti.</p>

<p>Bu çocuklarda travmatik deneyimlerin ve psikiyatrik sorunların yaygın olduğuna işaret eden Mutluer, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>'Adli cezaların yeterli olmadığını, aksine bu çocukları daha profesyonel suçlara ittiğini görüyoruz. Tedavisiz bırakılan, henüz beyin gelişimi tamamlanmamış çocukların suçlularla aynı ortama konulması, onları adeta bir suç okuluna göndermek etkisi yaratıyor.'</p>

<h3><strong>- Rehabilitasyon ceza sürecine entegre edilmeli</strong></h3>

<p>Rehabilite edici sistemlerin ceza sürecine entegre edilmesi gerektiğini belirten Mutluer, 'Bu, çocuğun ceza almaması anlamına kesinlikle gelmiyor ancak ceza süreci planlanırken rehabilitasyonu da içeren, çocuğun biyolojik, psikolojik ve sosyal risk faktörlerini ele alan yaklaşımlarla sistemin bu çocukları desteklemesi gerekiyor.' diye konuştu.</p>

<p>Beynin özellikle 20'li yaşlara kadar esnek olduğunu anlatan Mutluer, '12-15 yaş arası dönem ve hatta erken 20'li yaşlara kadar olan süreç, bizim için erken dönem rehabilitasyon açısından çok önemli. Bu dönemde çocukların travmatik deneyimlerinin iyileştirilmesi, varsa psikiyatrik tanılarının ilaç ya da terapi yöntemleriyle tedavi edilmesiyle geri kazanılmalarının mümkün olduğunu bilimsel çalışmalarda görüyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mutluer, hapishaneden çıktıktan sonraki ilk bir ayın kritik bir fırsat penceresi olduğuna dikkati çekerek, bu süreçte çocuğun mutlaka destek almasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalyada-uzmandan-aile-ici-siddet-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/agency/aa/antalyada-uzmandan-aile-ici-siddet-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="68119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sabah yorgun uyanma sebepleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/sabah-yorgun-uyanma-sebepleri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/sabah-yorgun-uyanma-sebepleri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabahları yorgun uyanma sebepleri nelerdir? Uyku apnesi, stres, beslenme ve uyku kalitesinin sabah yorgunluğu üzerindeki etkilerini nelerdir? İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güne enerjik bir başlangıç yapmak, genel yaşam kalitesinin en önemli göstergelerinden biridir. Ancak pek çok kişi, yatakta geçirdiği sürenin yeterli olduğunu düşünse de <strong>sabahları yorgun uyanma sebepleri</strong> nedeniyle güne halsiz başlamaktadır. Bu durum sadece basit bir uykusuzluk problemi değil; biyolojik ritimden psikolojik faktörlere, uyku ortamından kronik sağlık sorunlarına kadar uzanan geniş bir yelpazenin sonucudur. Dinlenmiş hissetmek yerine bitkin bir halde uyanmak, gün içindeki iş performansınızı, sosyal ilişkilerinizi ve zihinsel berraklığınızı doğrudan olumsuz etkiler.</p>

<p><strong>Sabahları yorgun uyanma sebepleri</strong> üzerine yapılan araştırmalar, bu sorunun altında yatan temel faktörlerin başında yaşam tarzı alışkanlıklarının geldiğini göstermektedir. Yanlış yastık seçiminden geç saatte tüketilen ağır akşam yemeklerine, stres yönetimindeki eksikliklerden ortamdaki ışık kirliliğine kadar her detay uykunun evrelerini bozabilir. Vücudun gece boyunca kendisini onaramaması, sabah saatlerinde yataktan çıkmak istememe ve kronik yorgunluk hissiyle sonuçlanır. Bu makalede, sabahları neden bitkin uyandığınızı ve bu durumu nasıl değiştirebileceğinizi detaylarıyla ele alacağız.</p>

<h2><strong>SABAH LARI YORGUN UYANMA SEBEPLERİ NELERDİR?</strong></h2>

<p><strong>Sabahları yorgun uyanma sebepleri</strong> denildiğinde akla ilk gelen fiziksel yorgunluk olsa da, aslında uykunun yapısındaki bozulmalar temel etkendir. Sağlıklı bir uyku, birbirini takip eden döngülerden oluşur. Eğer bu döngüler gürültü, sıcaklık veya içsel huzursuzluk nedeniyle sık sık bölünürse, kişi 8 saat uyusa bile dinlenemez. Kalitesiz uyku, beynin "onarım" moduna geçmesini engeller ve bu da sabahları zihinsel bir sis bulutuyla uyanmanıza yol açar.</p>

<p>Ayrıca, <strong>sabahları yorgun uyanma sebepleri</strong> arasında gizli kalmış tıbbi durumlar da bulunabilir. Örneğin kansızlık (anemi), vitamin eksiklikleri (özellikle B12 ve D vitamini) veya tiroid bezinin az çalışması gibi durumlar, uyku süresinden bağımsız olarak kronik bir yorgunluk kaynağıdır. Eğer tüm yaşam tarzı değişikliklerine rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, bir uzman görüşü alarak altta yatan fizyolojik nedenleri araştırmanız oldukça önemlidir.</p>

<h3><strong>STRES VE UYKUSUZLUK SABAH YORGUNLUĞUNU NASIL ETKİLER?</strong></h3>

<p>Günlük yaşamın getirdiği yoğun tempo ve <strong>stres</strong>, vücudun "savaş ya da kaç" tepkisini sürekli aktif tutar. Bu durum, uyku hormonu olan melatonin yerine stres hormonu kortizolün yüksek kalmasına neden olur. <strong>Stres ve uykusuzluk</strong>, birbirini besleyen bir kısır döngü yaratarak derin uykuya geçişi zorlaştırır. Zihnin gece boyunca ertesi günün planlarıyla veya geçmişin kaygılarıyla meşgul olması, uykunun en dinlendirici evrelerinin kısalmasına ve sabah bitkin uyanmaya sebep olur.</p>

<h3><strong>UYKU APNESİ SABAH YORGUNLUĞUNU NASIL ETKİLER?</strong></h3>

<p>Ciddi bir sağlık sorunu olan <strong>uyku apnesi</strong>, uykuda solunumun durmasına yol açarak kandaki oksijen seviyesini düşürür. Beyin, nefes alamadığını fark ettiğinde kişiyi mikro uyanışlarla uyarır. Bu bölünmeler çoğu zaman hatırlanmaz ancak uykunun bütünlüğünü tamamen bozar. <strong>Uyku apnesi</strong> sorunu yaşayan kişiler, sabahları şiddetli baş ağrısı, ağız kuruluğu ve gün boyu süren ağır bir uyku haliyle mücadele etmek zorunda kalırlar.</p>

<h3><strong>UYKU KALİTESİNİN DÜŞÜK OLMASI</strong></h3>

<p>Bir uykunun süresi kadar <strong>uyku kalitesi</strong> de kritiktir. Yatak odasının yeterince karanlık olmaması, ortamın çok sıcak olması veya uyumadan hemen önce mavi ışığa (telefon, tablet) maruz kalmak melatonin üretimini baskılar. Düşük kaliteli bir uyku, kasların tam olarak gevşemesini engeller ve sinir sisteminin yenilenme sürecini yarıda keser.</p>

<h3><strong>DÜZENSİZ UYKU SAATLERİ VE BİYOLOJİK RİTİM</strong></h3>

<p>Vücudumuzun içindeki sirkadiyen ritim, yani biyolojik saat, düzeni sever. Her gün farklı saatlerde yatıp kalkmak bu ritmi bozar. <strong>Düzensiz uyku saatleri</strong>, vücudun ne zaman dinlenmeye geçeceğini şaşırmasına neden olur. Hafta içi erken, hafta sonu çok geç uyanmak "sosyal jetlag" denilen duruma yol açarak pazartesi sabahlarının çok daha yorgun geçmesine neden olur.</p>

<h3><strong>SABAH LARI YORGUN VE AĞRILI UYANMAK NE İFADE EDER?</strong></h3>

<p>Bazı durumlarda yorgunluğa fiziksel acılar da eşlik eder. <strong>Sabahları yorgun ve ağrılı uyanmak</strong>, genellikle kas-iskelet sistemindeki bir gerginliğe veya yanlış uyku pozisyonlarına işaret eder. Eğer sabahları bel, boyun veya sırt ağrısıyla uyanıyorsanız, vücudunuz gece boyunca ihtiyaç duyduğu desteği alamıyor demektir. Bu durum zamanla kronik ağrı eşiğinin düşmesine ve genel yaşam kalitesinin azalmasına yol açabilir.</p>

<h3><strong>KAS VE EKLEM TUTUKLUĞU</strong></h3>

<p>Hareketsiz bir yaşam tarzı veya kalsiyum-magnezyum gibi minerallerin eksikliği <strong>kas ve eklem tutukluğu</strong> oluşmasına zemin hazırlar. Gece boyunca kan dolaşımının yavaşlamasıyla birleşen bu durum, sabahları vücudun "paslanmış" gibi hissedilmesine neden olur. Yataktan kalktıktan sonra yapılan hafif esneme hareketleri bu tutukluğu gidermede yardımcı olabilir.</p>

<h3><strong>YANLIŞ UYKU POZİSYONLARI</strong></h3>

<p>Herkesin kendine has bir tarzı olsa da <strong>yanlış uyku pozisyonları</strong> omurga sağlığını tehdit eder. Örneğin, çok yüksek yastıkla yatmak veya yüz üstü uyumak boyun ve bel kaslarını gece boyu gergin tutar. Omurganın doğal eğrisini desteklemeyen pozisyonlar, sabahları dayak yemiş gibi uyanmanın en temel nedenlerinden biridir.</p>

<h3><strong>YATAK VE YASTIK SEÇİMİ</strong></h3>

<p>Kullanım ömrünü tamamlamış veya vücut tipine uygun olmayan <strong>yatak ve yastık seçimi</strong>, uykuyu bir dinlenme sürecinden ziyade bir eziyete dönüştürebilir. Çok sert veya çok yumuşak yataklar, vücut ağırlığını dengeli dağıtmadığı için belirli noktalarda baskı oluşturur. Bu da gece boyunca dönüp durmanıza ve uykunuzun kalitesizleşmesine neden olur.</p>

<h3><strong>YAŞAM TARZI VE BESLENME ALIŞKANLIKLARININ ETKİSİ</strong></h3>

<p>Uykudan önceki birkaç saatte yaptıklarınız, sabahki enerjinizi belirler. <strong>Yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının etkisi</strong>, uykuya geçiş sürecini doğrudan yönetir. Akşam yemeğinde aşırıya kaçmak veya uyarıcı maddeler tüketmek, vücudu dinlenmek yerine sindirimle uğraşmaya zorlar. Bu da sabahları ağırlaşmış bir vücutla uyanmanıza sebep olur.</p>

<h3><strong>DÜZENSİZ GÜNLÜK RUTİN VE HAREREKETSİZLİK</strong></h3>

<p>Gündüz yeterince hareket etmemek, vücudun fiziksel olarak yorulmamasına ancak zihinsel olarak tükenmesine yol açar. <strong>Düzensiz günlük rutin ve hareketsizlik</strong>, uyku derinliğini azaltır. Gün içinde açık havada yapılan kısa bir yürüyüş bile sirkadiyen ritminizi düzenleyerek sabahları daha dinç uyanmanıza yardımcı olabilir.</p>

<h3><strong>GEÇ SAATLERDE VE AĞIR BESLENME</strong></h3>

<p>Mideniz dolu olduğunda vücudunuz tüm enerjisini sindirime harcar. <strong>Geç saatlerde ve ağır beslenme</strong>, gece boyunca kalp hızının yüksek kalmasına ve vücut ısısının düşmemesine neden olur. Oysa kaliteli bir uyku için vücut ısısının bir miktar düşmesi gerekir. Yatmadan en az 3 saat önce yemek yemeyi kesmek, sabah yorgunluğunu azaltabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>KAFEİN VE UYARICI MADDELERİN ETKİSİ</strong></h3>

<p>Kahve ve çay tutkunları için <strong>kafein ve uyarıcı maddelerin etkisi</strong> bazen 10 saate kadar sürebilir. Akşam içilen "keyif kahvesi", uykunun en önemli evresi olan derin uykuyu bloke edebilir. Bu da uyuduğunuzu sanmanıza rağmen beyninizin aslında tam olarak dinlenemediği anlamına gelir.</p>

<h3><strong>YETERSİZ SIVI TÜKETİMİ VE ALKOLÜN ETKİSİ</strong></h3>

<p>Vücudun susuz kalması (dehidrasyon) kan volümünü düşürerek kalbin daha fazla çalışmasına neden olur. <strong>Yetersiz sıvı tüketimi</strong>, sabahları baş ağrısı ve halsizlikle uyanmanın yaygın bir sebebidir. Öte yandan, alkol tüketimi uykuya dalmayı hızlandırsa da uykunun REM evresini paramparça eder. Alkol sonrası uyanılan sabahların bu kadar bitkin olmasının sebebi, vücudun toksinlerle savaşırken uykuyu feda etmesidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/sabah-yorgun-uyanma-sebepleri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/03/sabah-yorgun-uyanma-sebepleri-nelerdir.webp" type="image/jpeg" length="91637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaş Devlet Hastanesinde kapalı mide fıtığı ameliyatı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/kas-devlet-hastanesinde-kapali-mide-fitigi-ameliyati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/kas-devlet-hastanesinde-kapali-mide-fitigi-ameliyati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaş Devlet Hastanesinde kapalı yöntemle mide fıtığı ameliyatı yapıldı. Operasyonda reflü cerrahisi de uygulanırken hasta kısa sürede taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaş Devlet Hastanesinde kapalı yöntemle mide fıtığı ameliyatı gerçekleştirildi.</p>

<p>Genel Cerrahi uzmanları Doç. Dr. Umut Gündüz ve Dr. Saim Berçin tarafından gerçekleştirilen ameliyatla hastanın göğüs boşluğuna ilerlemiş olan mide, yeniden karın boşluğuna alınarak diyaframdaki fıtık onarıldı.</p>

<p>Hastaya aynı seansta reflü cerrahisi uygulandı. Böylece hem anatomik bozukluk giderildi hem de hastanın reflü şikayetlerinin önüne geçildi.</p>

<p>Başarılı geçen ameliyatın ardından hasta, operasyon sonrası ilk gün sorunsuz şekilde beslenmeye başladı. Genel durumu iyi olan hasta, kısa sürede taburcu edildi.</p>

<p>Başhekim Opr. Dr. Ömer Erkam Arslan, ameliyatın Kaş Devlet Hastanesinde ilk kez gerçekleştirildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arslan, ameliyatı yapan Doç. Dr. Umut Gündüz, Dr. Saim Berçin ve ekibine teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/kas-devlet-hastanesinde-kapali-mide-fitigi-ameliyati</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/02/agency/aa/kas-devlet-hastanesinde-kapali-mide-fitigi-ameliyati.jpg" type="image/jpeg" length="20135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da 7 santimlik kitle robotla alındı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalyada-7-santimlik-kitle-robotla-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalyada-7-santimlik-kitle-robotla-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da karaciğerinde 7 santimetreden büyük kitle tespit edilen 27 yaşındaki kadın, robotik cerrahiyle sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da hipertansiyon ve nefes darlığı şikayetiyle başvurduğu hastanede karaciğerinde 7 santimetreden büyük bir kitle tespit edilen kadın, robotik cerrahiyle yapılan operasyonla sağlığına kavuştu.</p>

<p>Alanya ilçesinde bir giyim markasının şubesinde çalışan 27 yaşındaki Özlem Korkusuz, tansiyonu düşmeyince hastaneye başvurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk incelemelerde böbrek rahatsızlığından şüphelenilen Korkusuz'un yapılan testlerinde karaciğerinde kitle tespit edildi. Doktorların önerisiyle Antalya'ya yönlendirilen Korkusuz'a, konforlu ve hızlı iyileşme sağladığı için robotik cerrahi uygulandı.</p>

<p>Yaşam Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı ve ekibi, robot kolları aracılığıyla küçük kesilerden girerek karaciğerdeki kitlenin tamamını başarıyla temizledi.</p>

<p>Korkusuz, AA muhabirine, kilosundan dolayı kendisine robotla yapılacak ameliyatın daha konforlu olacağı söylenince bunu tercih ettiğini söyledi.</p>

<p>Operasyon sürecinin kısa sürdüğünü belirten Korkusuz, 'Acı çekeceğim, ağrım olacak, operasyon uzun sürecek gibi bir psikolojiye hiç girmedim. Çünkü süreçle ilgilenen ekip, her aşamayı ayrıntılı şekilde anlattı, sürekli bilgilendirildim.' dedi.</p>

<p>Ameliyat sonrası tansiyon ilaçlarını bıraktığını ve nefes darlığının geçtiğini söyleyen Korkusuz, şunları kaydetti:</p>

<p>'Robotla yapılan ameliyat gerçekten büyük konfor sağlıyor. Çok acı çekmedim, kısa sürede normal hayatıma döndüm. Karın bölgemde inanılmaz bir hafifleme hissi var. Nefes alışverişim düzeldi ve uyurken artık zorlanmıyorum. Tansiyonum 25-27 seviyesindeydi, üç ilaç kullanıyordum. Ameliyattan sonra problemim çözüldü, ilaçları bıraktım.'</p>

<h2><strong>- 'Robotla karaciğer ameliyatı belirli merkezlerde yapılabiliyor'</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Bülent Aydınlı da müdahale edilmediğinde karaciğerdeki kitlenin büyüyüp yayılabileceğini, tümöre de çevirebileceğini söyledi.</p>

<p>Hastaya kapalı veya robotik ameliyat önerdiklerini dile getiren Aydınlı, 'Hastamızın kilosu nedeniyle robotik yöntem daha uygundu. Karaciğerin sol tarafını robotik cerrahiyle çıkardık. Robotik yöntem, küçük kesiden girip karnın içini 360 derece, üç boyutlu görmemizi sağlıyor ve robot kolları insan elinden daha fazla manevra yapabiliyor. Operasyon 1,5 saatte başarıyla tamamlandı ve iyileşme çok hızlı oldu. Karaciğerin damarsal yapısı nedeniyle bu ameliyat özellikli bir müdahale gerektiriyor.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Robotun karaciğer ameliyatlarında kullanımının sınırlı olduğuna dikkati çeken Aydınlı, bu yöntemin yalnızca belirli merkezlerde uygulanabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalyada-7-santimlik-kitle-robotla-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/02/orta-aa-20260227-40679507-40679502-antalyada-genc-kadinin-karacigerindeki-7-santimetrelik-kitle-robotik-cerrahiyle-alindi.jpeg" type="image/jpeg" length="61110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İki kız kardeş aynı gün meme kanserini yendi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/iki-kiz-kardes-ayni-gun-meme-kanserini-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/iki-kiz-kardes-ayni-gun-meme-kanserini-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’de yaşayan iki kız kardeş, genetik meme kanserinden aynı gün yapılan operasyonlarla kurtuldu. Uzmanlar erken teşhise dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkalede'de yaşayan Hatice Özkan (61) ile kardeşi Nurten Korkmaz (54), 4 yıl arayla meme kanserine yakalandı. İki kız kardeş genetik olduğu tespit edilen hastalıktan, hastanede aynı gün gerçekleşen operasyonla kurtuldu.</p>

<p>Çanakkale'de yaşayan Hatice Özkan'a 4 yıl önce meme kanseri teşhisi konuldu. Tedavisinin ardından Özkan'ın sol memesindeki kist temizlendi. Ancak 2 yıl önce hastalık nüksedince, Bursa'da Doruk Nilüfer Hastanesi'nde Genel Cerrahi Uzmanı Doktor Coşkun Özer tarafından yapılan operasyonla Özkan'ın sol memesi alındı. Yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonucu, hastalığın genetik olduğu tespit edilip, Özkan'ın kız kardeşi Nurten Korkmaz'da da meme kanseri saptandı. İki kız kardeş yeniden hastaneye başvurdu. Hastanede ileri düzeyde yapılan tetkik ve incelemelerde, kardeşlerin meme dokusunun tamamen alınması ve sonrasında fonksiyonel kayıp olmaması için, Genel Cerrahi uzmanı doktor Coşkun Özer ve Plastik Cerrahi uzmanı doktor Kemal Karaca tarafından operasyon gerçekleştirildi. Hatice ve Nurten kardeşler, aynı gün art arda gerçekleşen operasyonlarla meme kanserinden tamamen kurtuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'EN CİDDİ KANSERİ BERABER YENDİLER'</strong></h2>

<p>Kadınların 20 yaşından sonra kendi kendine meme muayenesi ile 40 yaşından sonra da yıllık mamografi taramalarını yaptırmaları ve en ufak farklılıkta doktorlarına başvurması gerektiğini vurgulayan doktor Özer, 'Hatice teyzemize 2 yıl önce sol memenin tamamen alınması (sol mastektomi) yapılmış, şimdi ise sağ memenin tamamen alınması (sağ mastektomi), kız kardeşi Nurten hanıma ise iki memenin iç kısmındaki dokuların tamamen alınması ve boşalan alana silikon konulması ameliyatı uygulandı. Koridorlarda beraber yürüyerek kadınlar için en ciddi kanserlerden olan meme kanserini yendiler. Şimdi hastalığı geçmişte bırakarak sevdiklerine vakit ayırabilmekteler' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/iki-kiz-kardes-ayni-gun-meme-kanserini-yendi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/02/69a150e0f54a18c0d0f98661.webp" type="image/jpeg" length="62357"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kardeşinden aldığı böbrekle hayata tutundu]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/kardesinden-aldigi-bobrekle-hayata-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/kardesinden-aldigi-bobrekle-hayata-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kumluca’da böbrek yetmezliği yaşayan hasta, kardeşinin bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu. Başarılı nakil umut verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'nın Kumluca ilçesinde yaklaşık 6 yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle tedavi gören Yaşar Y. (56), kardeşi İsmail Y.'nin (48) bağışladığı böbrekle kurtuldu. Yaşar Y., 'Kardeşimin böbreğini vermesi benim için tarif edilmesi zor bir duygu. Bu gerçekten ömür boyu unutamayacağım bir hediye' dedi. Çevresinde ünlü oyuncu Jason Statham'a benzerliği nedeniyle 'Kumlucalı Jason' olarak da tanınan İsmail Y. ise ağabeyinin donörü olmaktan mutluluk duyduğunu anlattı.</p>

<p>Kumluca'da yaşayan 4 çocuk babası Yaşar Y.'nin böbrek rahatsızlığı 2020 yılında Covid-19 şüphesiyle yapılan tetkikler sırasında ortaya çıktı. İncelemede, böbrek kanalında 6 milimetrelik taş tespit edilerek müdahale edildi ancak ilerleyen süreçte böbrek fonksiyonlarında bozulma görüldü. Yaklaşık 6 yıl boyunca diyalize girmeden takip edilen hasta, böbrek değerlerinin yükselmesi sonrası nakil programına alındı. Kardeşi İsmail Y.'nin donör olmasıyla geçen hafta gerçekleştirilen böbrek nakli operasyonu, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Arif Aslaner ve ekibi tarafından başarıyla tamamlandı. Her 2 hasta da taburcu olma aşamasına geldi. Çevresinde ünlü oyuncu Jason Statham'a benzerliği nedeniyle 'Kumlucalı Jason' olarak da anılan İsmail Y., bu kez ağabeyine yaptığı örnek bağışıyla gündeme geldi.</p>

<h2><strong>'PSİKOLOJİK OLARAK ZORLANMAYA BAŞLADIM'</strong></h2>

<p>Rahatsızlığının 2020 yılında başladığını belirten Yaşar Y., 'Covid-19'a yakalandığımı zannettim. Doktorlar önce o yönde değerlendirme yaptılar ve bir gün karantinaya alındım. Ancak kan değerlerime bakıldığında böbreklerimde sorun olduğu ortaya çıktı. Böbrek kanallarından birinin tıkalı olduğunu öğrendik. 6 milimetre kalınlığında bir taş varmış. Müdahale edilerek taş alındı. Sonrasında tedavi sürecim devam etti. Ancak böbreklerim tekrar taş üretmeye başladı. Bu süreçte böbrek değerlerim yavaş yavaş yükselmeye başladı. Diyalize girmeden, 6 yıl boyunca idare ettim. Ancak zamanla psikolojik olarak zorlanmaya başladım. 'Artık diyalize gireceğim, haftada 3 gün makineye bağlanacağım' düşüncesi beni çok yıprattı' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'O SÖZ, BUGÜN GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ'</strong></h3>

<p>Organ naklinin öneminden bahseden Yaşar Y., 'Aslında böbrek yetmezliğim ilk ortaya çıktığında da kardeşim bana, 'Bizde 2 tane var, birini veririz' demişti. O söz, bugün gerçeğe dönüştü. Kardeşimin böbreğini vermesi benim için tarif edilmesi zor bir duygu. Aramızda 9 yaş var. Bu gerçekten ömür boyu unutamayacağım bir hediye. Moral olarak da kendimi daha güçlü hissediyorum. Zaman zaman duygulanıyorum, ameliyatın ve yaşananların etkisi hala üzerimde. Kardeş, akraba, anne, baba ya da evlat; hasta olan yakınınıza yardımcı olmak çok kıymetli bir şey. İnsan gerçekten yeniden doğmuş gibi hissediyor. Uygunlukları varsa, gerekli sağlık kontrollerinden geçtikten sonra yakınlarına destek olmaktan çekinmesinler. Bu hem hayat kurtaran hem de manevi olarak çok büyük bir iyilik' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'HER ŞEYE DEĞER'</strong></h3>

<p>Nakil öncesinde tedirgin olduğunu ancak ağabeyi için elinden geleni yaptığını kaydeden İsmail Y., 'Ağabeyime, 'Yaradan bize 2 tane vermiş, birini paylaşırız' dedim. Son 2 aydır tetkikler için hastaneye gelip gittikçe buradaki ekibi, sistemi ve nasıl çalıştıklarını gördüm. Böbreği verdikten sonra bir sorun yaşamayacağımı her yönüyle anlattılar ve bunu bilimsel olarak da ortaya koydular. Operasyonu geçirdik, benim iyileşme sürecim de neredeyse tamamlandı. Şu an gayet rahat ve huzurlu bir şekilde bu süreci atlattık. Sadece ağabeyim olduğu için değil, bir başkasına da faydası olacaksa yine aynı şekilde düşünürdüm. Onun sağlığına kavuşmaya başladığını görmek her şeye değer. Sonuçta bir insana yeniden hayat veriyorsunuz. Daha önce bağış yapan insanları da gördüm, hiç pişmanlık yaşayanına rastlamadım' dedi.</p>

<h3><strong>'NAKİLLERDE AİLENİN ÖNEMİ ÇOK BÜYÜK'</strong></h3>

<p>Nakilin başarıyla gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Arif Aslaner de şöyle dedi: 'Böbrek yetmezliğinde en altın standart tedavi yöntemi böbrek naklidir. Sağ olsun kardeşi de böbrek vericisi olmayı kabul etti. Gerekli tetkikleri hızlı bir şekilde tamamlayarak hem vericiyi hem de alıcıyı ameliyata hazır hale getirdik ve geçen hafta nakil ameliyatını gerçekleştirdik. Her 2 hastamız da taburculuk aşamasına geldi. Verici hastamız İsmail Bey'in sol böbreğini kapalı yöntemle aldık. Aynı ameliyat sürecinde böbreği Yaşar Bey'e, abisine naklettik. Böbreği yerine yerleştirir yerleştirmez idrar çıkışı başladı. Nakillerde ailenin önemi gerçekten çok büyük. Günümüzde aile bağlarının zaman zaman zayıfladığı bir dönemde, böyle örnekler bizi hem mutlu ediyor hem de duygulandırıyor. Abi ve kardeş olmaları önemli bir avantaj ancak biz yine de tüm doku uyumu ve gerekli diğer testleri detaylı şekilde yapıyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/kardesinden-aldigi-bobrekle-hayata-tutundu</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/02/agency/dha/kardesinden-aldigi-bobrekle-hayata-tutundu.jpg" type="image/jpeg" length="93754"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Yerli Jason” kardeşine böbreğini verdi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/yerli-jason-kardesine-bobregini-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/yerli-jason-kardesine-bobregini-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da Jason Statham’a benzerliğiyle tanınan İsmail Yıldırım, böbrek yetmezliği yaşayan ağabeyine böbreğini bağışlayarak hayat kurtardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da Hollywood yıldızı Jason Statham'a benzerliğiyle dikkati çeken otomobil tamircisi İsmail Yıldırım, kardeşini verdiği böbrekle hayata bağladı.</p>

<p>Kumluca ilçesi Adrasan Mahallesi'nde yaşayan ve 'Taşıyıcı' serisi filmleriyle ünlenen Statham'a benzerliği nedeniyle 'Yerli Jason' olarak tanınan 40 yaşındaki Yıldırım, 6 yıldır böbrek yetmezliği çeken 56 yaşındaki ağabeyi Yaşar Yıldırım'a böbreğini vermek için gönüllü oldu.</p>

<p>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde Yıldırım'ın böbreğinin ağabeyine uyumlu olduğu tespit edildi.</p>

<p>Yapılan hazırlıkların ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Merkezi sorumlu hekimi ve mesul müdürü Prof. Dr. Arif Aslaner yönetimindeki ekip tarafından gerçekleştirilen ameliyatla Yıldırım'dan alınan böbrek ağabeyine nakledildi.</p>

<p>Naklin ardından sağlığına kavuşan ağabey Yıldırım, taburcu edildi.</p>

<h2><strong>- 'Ben de Jason Statham gibi cesur davrandım'</strong></h2>

<p>İsmail Yıldırım, AA muhabirine, ağabeyine 2 yıl önce 'Hiç üzülme, Allah 2 böbrek vermiş. Birini sana vereceğim.' diye söz verdiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Verdiği sözü tutmanın mutluluğunu yaşadığını dile getiren Yıldırım, 'Ağabeyimin sağlığına kavuşmasına vesile olduğum için çok mutluyum. Doktorlarımıza çok teşekkür ediyorum. Her şey çok yolunda gitti.' dedi.</p>

<p>Kendisinin Jason Statham'a benzetildiğini anımsatan Yıldırım, 'Jason Statham, filmlerde hayat kurtarıyor. Ben de gerçek yaşamda bir hayat kurtardım. O hep filmlerde cesurdu. Ben de Jason Statham gibi cesur davrandım. Ağabeyime böbreğimi verdim.' diye konuştu.</p>

<h3><strong>- 'Kardeşim artık benim kahramanım oldu'</strong></h3>

<p>Ağabey Yıldırım da nakil olduğu için mutlu olduğunu söyledi.</p>

<p>Kendisini çok iyi hissettiğini ve moralinin nakilden sonra yerine geldiğini anlatan Yıldırım, 'Kardeşime çok minnettarım. O benden küçüktü ama artık onu ikizim sayıyorum. Ona borcumu asla ödeyemem. Kardeşimi film yıldızına benzetiyorlar ama kardeşim artık benim kahramanım oldu.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/yerli-jason-kardesine-bobregini-verdi</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/02/agency/aa/yerli-jason-kardesine-bobregini-verdi.jpg" type="image/jpeg" length="94087"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
