<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haber | Son Dakika, Yerel Haberler ve Güncel Gelişmeler</title>
    <link>https://www.antalyahaber.net</link>
    <description>Antalya Haber, Antalya’nın en güncel ve güvenilir haber kaynağıdır. Son dakika gelişmeleri, gündem, ekonomi, spor ve yerel haberleri takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalyahaber.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2010. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 18 Jun 2026 18:19:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Topuk kanını reddeden aile ikna edildi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/topuk-kanini-reddeden-aile-ikna-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/topuk-kanini-reddeden-aile-ikna-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da yenidoğan bebeğin topuk kanı testini reddeden aile, sağlık ekiplerinin bilgilendirmesi sonrası ikna edilerek taramaya onay verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da yenidoğan bebeğinden topuk kanı alınmasını reddeden aile, sağlık yetkililerinin gerçekleştirdiği ziyaret ve bilgilendirme sonrası kararını değiştirdi. Uzmanlar, topuk kanı taramasının SMA dahil birçok hastalığın erken teşhisinde kritik rol oynadığını vurgulayarak, testin bebeklerin sağlıklı geleceği için büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Antalya'da yenidoğan bebeklerinin topuk kanı tarama testini reddeden aile, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve beraberindeki ekibin ziyaretiyle ikna edildi.</p>

<p>Kentte yaşayan bir ailenin yenidoğan bebeklerinden topuk kanı alınmasını reddetmesi üzerine İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Özkan başkanlığında Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hacer Nur Yüce ve ilgili birimlerin katılımıyla aile ziyareti gerçekleştirildi.</p>

<p>Ziyarette, aileye topuk kanı taramasının yenidoğanlarda erken tanı ve tedavi açısından taşıdığı hayati önem ile tarama yapılmaması durumunda ortaya çıkabilecek geri dönüşü olmayan sağlık sorunları hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı.</p>

<p>Topuk kanı taramasının, çocukların sağlıklı bir geleceğe ulaşmalarını sağlayan en önemli koruyucu sağlık hizmetlerinden biri olduğu vurgulandı.</p>

<p>Gerçekleştirilen bilgilendirme ve değerlendirmeler sonucunda aile topuk kanı alınmasının gerekliliği konusunda ikna oldu, bunun üzerine ekipler kan örneği aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Sağlık Müdürü Özkan, AA muhabirine, birçok hastalığın erken dönemde tespit edilmesini amaçlayan Yenidoğan Tarama Programı'nın bebeklerde oluşabilecek kalıcı sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Topuk kanı vermek istemeyen aileyi ziyaret ettiklerini, bebeklerini sevdiklerini anlatan Özkan, 'Yarım saatlik bir görüşme sonucunda aileyi kan örneği vermeye ikna ettik. Bebekten kan örneği aldık, testlerini yapıp sonucunu aileye bildireceğiz. Topuk kanı taraması, yenidoğanlarda erken tanı ve tedavi açısından hayati önem taşıyor. Spinal Musküler Atrofi (SMA) kalıtsal, nöromüsküler (kas ve sinirlerle ilgili) bir grup hastalığın erken tanınması halinde hastalık yeni tedavi seçenekleriyle kontrol altına alınabilmekte ve hastaların yaşam kalitesi artmaktadır. Topuk kanı tüm bunlar için önemli.' diye konuştu.</p>

<p>Özkan, Yenidoğan Tarama Programı kapsamında alınan testler sayesinde hastalıkların henüz belirti vermeden tespit edildiğini ve gerekli tedavi süreçlerinin zamanında başlatıldığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/topuk-kanini-reddeden-aile-ikna-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-18-174529.png" type="image/jpeg" length="21806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[D vitamini eksikliği belirtileri ve çözüm yolları]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/d-vitamini-eksikligi-belirtileri-ve-cozum-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/d-vitamini-eksikligi-belirtileri-ve-cozum-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[D vitamini eksikliği belirtileri, nedenleri ve doğal çözüm yollarını öğrenin. Eksikliği fark etmenin ve gidermenin yollarını keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>D vitamini eksikliği, yorgunluk, kas ağrıları ve sık hastalanma gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Kemik sağlığı ve bağışıklık sistemi için kritik öneme sahip olan bu vitaminin eksikliği, özellikle güneşe yeterince çıkmayan kişilerde daha sık görülüyor. Erken teşhis ve doğru tedavi, sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde büyük önem taşıyor.</p>

<p>D vitamini, kemik sağlığından bağışıklık sistemine kadar pek çok görevi olan ve vücudun düzgün çalışması için kritik öneme sahip bir besindir. Buna rağmen toplumun büyük bir kesiminde bu vitaminin yeterli düzeyde bulunmadığı bilinmektedir. Eksikliğin sinsi ilerlemesi, belirtilerin çoğu zaman başka nedenlere bağlanmasına yol açar.</p>

<h3><strong>Vücut Sinyalleri Nasıl Okunur</strong></h3>

<p>Yorgunluk, halsizlik ve sürekli uykulu hissetme genellikle ilk işaretlerdir. Kişi yeterince dinlenmesine rağmen enerjisini toparlayamaz. Bunun yanında kas ağrıları, kemiklerde hassasiyet ve sık tekrarlayan enfeksiyonlar da tabloyu tamamlar.</p>

<h2><strong>Belirtileri Nasıl Anlaşılır</strong></h2>

<p>Eksikliğin en yaygın görülen işaretleri şu şekilde sıralanabilir:</p>

<ul>
 <li value="1">
 <p>Sürekli yorgunluk ve enerji düşüklüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kemik ve eklem ağrıları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Saç dökülmesinde artış</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık hastalanma ve geç iyileşme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ruh halinde dalgalanma, isteksizlik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kaslarda kramp ve güçsüzlük</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu belirtiler tek başına kesin tanı koymaz; ancak birkaçının bir arada görülmesi durumunda kan testi yaptırmak yerinde olur.</p>

<h3><strong>Risk Grubundakiler</strong></h3>

<p>Kapalı ortamlarda çalışanlar, güneşe az çıkanlar, koyu tenliler ve ileri yaştaki bireyler eksikliğe daha yatkındır. Ayrıca emziren anneler ve belirli sindirim hastalığı olanlar da risk altındadır.</p>

<h2><strong>Nedenleri ve Tetikleyici Faktörler</strong></h2>

<p>Eksikliğin temelinde çoğunlukla yetersiz güneş ışığı yatar. Cilt, güneşle temas ettiğinde bu vitamini kendi üretir. Kapalı yaşam tarzı bu üretimi azaltır. Beslenme yoluyla alınan miktarın düşük olması da tabloyu ağırlaştırır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr valign="top">
   <td width="197">
   <p><strong>Neden</strong></p>
   </td>
   <td width="198">
   <p><strong>Etki Düzeyi</strong></p>
   </td>
   <td width="197">
   <p><strong>Açıklama</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr valign="top">
   <td width="197">
   <p>Az güneşlenme</p>
   </td>
   <td width="198">
   <p>Yüksek</p>
   </td>
   <td width="197">
   <p>En sık görülen sebep</p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="197">
   <p>Dengesiz beslenme</p>
   </td>
   <td width="198">
   <p>Orta</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td width="197">
   <p>Yetersiz besin alımı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="197">
   <p>İleri yaş</p>
   </td>
   <td width="198">
   <p>Orta</p>
   </td>
   <td width="197">
   <p>Üretim kapasitesi düşer</p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="197">
   <p>Sindirim sorunları</p>
   </td>
   <td width="198">
   <p>Değişken</p>
   </td>
   <td width="197">
   <p>Emilim bozukluğu yaratır</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Çözüm Yolları ve Öneriler</strong></h2>

<p>En etkili yöntem, haftada birkaç kez kısa süreli güneşlenmektir. Sabah ya da öğleden sonra, kolların ve yüzün 15-20 dakika güneşle teması üretimi destekler. Beslenmede yağlı balık, yumurta sarısı, mantar ve takviye edilmiş süt ürünlerine yer vermek de katkı sağlar.</p>

<p>Eksikliğin ileri seviyede olduğu durumlarda takviye kullanımı gündeme gelir. Ancak takviyenin dozu ve süresi kişiden kişiye değişir; bilinçsiz kullanım fazlalığa yol açabilir.</p>

<p><em>Uzman uyarısı: Belirtilerin sürmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurun ve takviye kullanımına ancak kan testi sonrası, doktor önerisiyle başlayın. Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, tıbbi tavsiye yerine geçmez.</em></p>

<p>Düzenli kontroller, dengeli beslenme ve yeterli güneş ışığı kombinasyonu, eksikliği gidermenin en sağlıklı yoludur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/d-vitamini-eksikligi-belirtileri-ve-cozum-yollari</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/d-vitamini-eksikligi-belirtileri-ve-cozum-yollari.jpg" type="image/jpeg" length="23387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vücut tipine göre beslenme nasıl olmalı?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/vucut-tipine-gore-beslenme-nasil-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/vucut-tipine-gore-beslenme-nasil-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ektomorf, mezomorf ve endomorf vücut tipleri için beslenme önerileri. Vücut yapınıza uygun diyet ve yaşam tarzı ipuçlarını keşfedin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ektomorf, mezomorf ve endomorf olarak sınıflandırılan vücut tipleri, bireylerin beslenme ihtiyaçları ve kilo yönetimi süreçlerinde önemli rol oynuyor. Vücut tipine göre beslenme yaklaşımı, kişilerin metabolizma hızına ve fiziksel özelliklerine uygun planlar oluşturarak daha verimli sonuçlar elde edilmesine yardımcı oluyor.</p>

<p><font size="3">Aynı diyet programının her bireyde farklı sonuç vermesinin nedeni vücut yapısındaki farklılıklardır. Vücut tipleri olarak adlandırılan somatotipler, kişinin genetik olarak sahip olduğu fiziksel özellikleri tanımlar. 1940'larda psikolog William Sheldon tarafından geliştirilen bu sınıflandırma, kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımının temelini oluşturur.</font></p>

<p><font size="3">Vücut tiplerine göre beslenme stratejisi geliştirmek, hem kilo yönetimini hem de spor performansını belirgin şekilde iyileştirebilir. Üç temel somatotip bulunur: ektomorf, mezomorf ve endomorf. Çoğu kişi saf bir tipte değil, iki veya üç tipin karışımındadır. Aşağıda her tipin özellikleri ve uygun beslenme yaklaşımları ele alınmaktadır.</font></p>

<h2><strong>Ektomorf Vücut Tipi</strong></h2>

<p><font size="3">Ektomorf vücut tipi ince yapılı, uzun kemikli ve hızlı metabolizmaya sahip bireyleri tanımlar. Bu yapıdaki kişiler çoğunlukla kilo almakta zorlanır, kas kütlesi geliştirme süreci ise daha yavaş ilerler. Omuzları dar, bilek ve bacakları ince olma eğilimindedir.</font></p>

<p><font size="3">Ektomorf bireyler için beslenme stratejisi yüksek kalorili ve karbonhidrat ağırlıklı bir model gerektirir. Günlük kalori ihtiyacı diğer tiplere göre daha yüksek olabilir. Sık aralıklarla beslenmek, atıştırmalıkları öğünlere eklemek ve toplam günlük alımı artırmak öncelikli hedeflerdir.</font></p>

<p><font size="3">Karbonhidrat alımı toplam kalorinin yüzde 50-60'ını oluşturmalıdır. Pirinç, makarna, ekmek, patates ve tam tahıllar enerji ihtiyacını karşılar. Protein günlük kalorinin yüzde 25-30'u, yağ ise yüzde 15-20'si olarak planlanabilir. Egzersiz sonrası protein-karbonhidrat kombinasyonu kas gelişimini destekler.</font></p>

<h2><strong>Mezomorf Vücut Tipi</strong></h2>

<p><font size="3">Mezomorf yapı, atletik ve doğal olarak dengeli bir vücut görünümüne sahiptir. Kas geliştirme ve yağ yakma sürecinde diğer tiplere göre avantajlıdırlar. Geniş omuzlar, dar bel, doğal olarak şekilli kaslar bu tipin belirgin özellikleridir.</font></p>

<p><font size="3">Mezomorflar için dengeli bir beslenme yaklaşımı en uygun olanıdır. Toplam kalorinin yüzde 40'ı karbonhidrat, yüzde 30'u protein, yüzde 30'u yağ şeklinde bir dağılım iyi sonuç verir. Bu denge hem kas gelişimini hem de yağ kontrolünü destekler.</font></p>

<p><font size="3">Mezomorflar hedeflerine göre kalori ayarlaması yapabilir. Kas kütlesi artırmak isteyenler kalori fazlası (günlük ihtiyaçtan 300-500 kalori fazla), yağ azaltmak isteyenler kalori açığı (300-500 kalori eksik) ile beslenebilir. Bu tip beslenme değişikliklerine en hızlı yanıt veren yapıdır.</font></p>

<h2><strong>Endomorf Vücut Tipi</strong></h2>

<p><font size="3">Endomorf vücut tipi yumuşak hatlı, daha geniş yapılı ve doğal olarak daha fazla yağ depolama eğiliminde olan bireyleri tanımlar. Kilo verme süreci diğer tiplere göre daha zorlu olabilir. Bel çevresinde yağlanma yaygındır.</font></p>

<p><font size="3">Endomorflar için karbonhidrat alımı kontrollü olmalıdır. Toplam kalorinin yüzde 25-30'u karbonhidrat, yüzde 35'i protein, yüzde 35-40'ı yağ şeklinde bir dağılım önerilir. Düşük glisemik indeksli karbonhidratlar tercih edilmeli, basit şekerlerden kaçınılmalıdır.</font></p>

<p><font size="3">Sebze tüketimi endomorflar için özellikle önemlidir. Yeşillikler, brokoli, karnabahar, salatalık gibi düşük kalorili ve doyurucu sebzeler toklığı uzatır ve kalori kontrolü sağlar. Protein her öğünde mutlaka bulunmalı; egzersiz sonrası tatmin edici tokluk için protein-yağ kombinasyonu tercih edilebilir.</font></p>

<h2><strong>Vücut Tipini Belirleme</strong></h2>

<p><font size="3">Hangi vücut tipinde olduğunuzu anlamak için bazı temel gözlemler yapılabilir. El bileği çevresi, kalça ve omuz oranı, doğal kilo kontrolü gibi göstergeler ipucu verir. Ancak çoğu insan saf bir tipte değildir; ektomezomorf veya endomezomorf gibi karışık yapılar daha yaygındır.</font></p>

<ul>
 <li value="1">
 <p><font size="3">Ektomorf: İnce yapı, dar omuz, kilo almakta zorluk</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Mezomorf: Atletik yapı, geniş omuz, kolay kas gelişimi</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Endomorf: Yumuşak hat, geniş yapı, kolay yağ tutma</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Ektomezomorf: İnce-atletik karışım</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Endomezomorf: Atletik-dolgun karışım</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Ektoendomorf: İnce-dolgun bir karışım (nadir)</font></p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Vücut Tiplerine Göre Beslenme Önerileri Tablosu</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2"><strong>Özellik</strong></font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2"><strong>Ektomorf</strong></font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2"><strong>Mezomorf</strong></font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2"><strong>Endomorf</strong></font></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2">Karbonhidrat oranı</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">%50-60</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">%40</font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2">%25-30</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2">Protein oranı</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">%25-30</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">%30</font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2">%35</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2">Yağ oranı</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">%15-20</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">%30</font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2">%35-40</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2">Öğün sıklığı</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Sık (5-6 öğün)</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Orta (4-5 öğün)</font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2">Az ve büyük (3-4 öğün)</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2">Egzersiz odağı</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Direnç antrenmanı</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Karışık</font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2">Yüksek tempo kardiyo + direnç</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2">Tipik metabolik hız</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Hızlı</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Orta</font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2">Yavaş</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="141">
   <p><font size="2">Kilo verme zorluğu</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Düşük</font></p>
   </td>
   <td width="142">
   <p><font size="2">Orta</font></p>
   </td>
   <td width="141">
   <p><font size="2">Yüksek</font></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Egzersiz Yaklaşımları</strong></h2>

<p><font size="3">Ektomorflar için ağır direnç egzersizleri ve kompound hareketler (squat, deadlift, bench press) öncelikli olmalıdır. Uzun süreli kardiyodan kaçınılması ve kısa-yoğun antrenmanların tercih edilmesi kas gelişimini destekler. Antrenman sıklığı haftada 3-4 gün arasında olmalıdır.</font></p>

<p><font size="3">Mezomorflar antrenman çeşitliliğine en iyi yanıt veren yapıdır. Direnç çalışmaları, kardiyo, interval antrenmanlar ve esneklik egzersizleri bir arada planlanabilir. Hedefe göre programlama yapmak kolaydır; kas büyütme, yağ yakma veya fonksiyonel fitness her biri verimli ilerler.</font></p>

<p><font size="3">Endomorflar için kardiyovasküler aktivite öncelikli olmalıdır. HIIT (yüksek yoğunluklu interval antrenmanı), uzun yürüyüşler ve metabolik antrenmanlar yağ yakımını destekler. Direnç çalışmaları da ihmal edilmemeli; kas kütlesi metabolizmayı artırır.</font></p>

<h2><strong>Esneklik ve Kişiselleştirme</strong></h2>

<p><font size="3">Vücut tipi sınıflandırması bir başlangıç noktasıdır ancak mutlak değildir. Genetik faktörler, yaşam tarzı, hormon dengesi, yaş ve aktivite seviyesi gibi pek çok değişken beslenme ihtiyaçlarını etkiler. Tek bir kalıba sıkışıp esneklik göstermemek hatalı olabilir.</font></p>

<p><font size="3">Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar ve ektomorf bir genç ileri yaşta endomorf eğilimler gösterebilir. Hormonal değişiklikler, özellikle kadınlarda menopoz dönemi, vücut yapısını etkiler. Bu nedenle beslenme planı düzenli olarak gözden geçirilmelidir.</font></p>

<p><font size="3">Önemli olan vücudun verdiği geri bildirimleri dinlemektir. Belirli bir beslenme şekli enerji veriyor, performansı artırıyor ve kilo dengesini koruyorsa o yaklaşım kişiye uygundur. Vücut tipi şablonları bireysel deneyimin yerine geçmez.</font></p>

<p><font size="3">Vücut tipine göre beslenme, kişiselleştirilmiş beslenmenin değerli bir başlangıç noktasıdır. Ektomorf, mezomorf ve endomorf yapılar farklı makro besin dağılımları, öğün sıklıkları ve egzersiz yaklaşımları gerektirir. Ancak çoğu birey saf bir tip değil, karışım bir yapıdır ve plan buna göre kişiselleştirilmelidir. Beslenme yaklaşımınızı belirlemeden önce bir diyetisyen ile görüşmek, vücut analizinizi yaparak en uygun planı oluşturmanız açısından değerli olacaktır. Kilo yönetimi ve sağlıklı yaşam sürdürülebilir alışkanlıklarla mümkündür; mucize tek bir formül bulunmaz.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/vucut-tipine-gore-beslenme-nasil-olmali</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/vucut-tipine-gore-beslenme-nasil-olmali.jpg" type="image/jpeg" length="45321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolesterolü düşürmenin doğal yolları nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/kolesterolu-dusurmenin-dogal-yollari-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/kolesterolu-dusurmenin-dogal-yollari-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksek kolesterol kalp ve damar hastalıkları riskini artırıyor. Kolesterolü düşürmeye yardımcı besinler ve yaşam tarzı önerileri haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek kolesterol, kalp krizi ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, düzenli sağlık kontrolleriyle takip edilen kolesterol değerlerinin doğru beslenme, fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini belirtiyor.</p>

<p><font size="3">Kalp ve damar sağlığını belirleyen en önemli kan parametrelerinden biri olan kolesterol, vücudun normal işleyişi için gerekli bir yağ türüdür. Hücre zarlarının yapımından hormonların üretimine kadar pek çok yaşamsal süreçte rol oynar. Ancak kanda fazla miktarda bulunması damar sertliği, kalp krizi ve inme gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlar.</font></p>

<p><font size="3">Yüksek kolesterol genellikle belirti vermeden ilerleyen sessiz bir tehdittir. Düzenli kan tahlilleri olmadan fark edilmesi zordur. Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kolesterol değerleri büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Aşağıda kolesterol türleri, riskleri ve doğal yöntemlerle düşürme yolları ele alınmaktadır.</font></p>

<h2><strong>Kolesterol Türleri ve Anlamları</strong></h2>

<p><font size="3">Kolesterol kanda farklı taşıyıcı proteinlerle taşınır ve bu yapılar farklı kolesterol türlerini oluşturur. LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) halk arasında 'kötü kolesterol' olarak bilinir; damar duvarlarında birikerek tıkanıklığa yol açabilir.</font></p>

<p><font size="3">HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein) ise 'iyi kolesterol' olarak adlandırılır. Damarlardaki fazla kolesterolü karaciğere taşıyarak vücuttan atılmasını sağlar. HDL seviyesinin yüksek olması kalp sağlığı için koruyucudur.</font></p>

<p><font size="3">Trigliserit ise enerji deposu olarak vücutta bulunan başka bir yağ türüdür. Yüksek trigliserit seviyeleri kolesterol gibi damar sorunlarına neden olabilir. Toplam kolesterol değeri tek başına yeterli bir gösterge değildir; LDL, HDL ve trigliserit oranları birlikte değerlendirilmelidir.</font></p>

<h2><strong>Kolesterolü Yükselten Faktörler</strong></h2>

<p><font size="3">Doymuş yağ ve trans yağ tüketimi yüksek kolesterolün en yaygın nedenlerinden biridir. Tereyağı, iç yağ, palmiye yağı, kırmızı et ve tam yağlı süt ürünleri yüksek doymuş yağ içerir. Margarin, kızartmalar, paketli atıştırmalıklar ve hazır pastane ürünleri ise trans yağ açısından zengin gıdalardır.</font></p>

<ul>
 <li value="1">
 <p><font size="3">Doymuş yağdan zengin beslenme</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Trans yağ içeren işlenmiş gıdalar</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Hareketsiz yaşam tarzı</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Fazla kilo ve obezite</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Sigara kullanımı</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Aşırı alkol tüketimi</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Genetik yatkınlık (ailesel hiperkolesterolemi)</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Tiroid bezi hastalıkları</font></p>
 </li>
 <li>
 <p><font size="3">Tip 2 diyabet ve metabolik sendrom</font></p>
 </li>
</ul>

<p><font size="3">Hareketsiz yaşam, kolesterol üzerinde belirgin olumsuz etki yaratır. Düzenli egzersiz yapmayan bireylerde HDL seviyesi düşük, LDL ve trigliserit seviyeleri ise yüksek olma eğilimindedir. Kilo fazlalığı bu süreci hızlandırır.</font></p>

<h2><strong>Kolesterolü Düşüren Yiyecekler</strong></h2>

<p><font size="3">Çözünür lif kolesterolü düşürmede en etkili besin öğelerinden biridir. Bağırsakta safra asitlerini bağlayarak vücuttan atılmasını sağlar ve karaciğerin yeni safra yapmak için kandan kolesterol kullanmasını teşvik eder. Yulaf, arpa, mercimek, fasulye ve elma çözünür lif açısından zengin kaynaklardır.</font></p>

<p><font size="3">Omega-3 yağ asitleri trigliserit seviyelerini düşürür ve HDL'yi artırır. Somon, sardalya, uskumru ve ringa balığı haftada iki kez tüketildiğinde önemli faydalar sağlar. Bitkisel omega-3 kaynakları arasında ceviz, keten tohumu ve chia tohumu bulunur.</font></p>

<p><font size="3">Sert kabuklu yemişler kalp sağlığı için değerlidir. Günde bir avuç badem, ceviz veya antep fıstığı LDL seviyesini düşürebilir. Tuzlanmamış ve kavrulmamış formlar tercih edilmelidir.</font></p>

<h3><strong>Kolesterol Düşürücü Gıdalar Tablosu</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2"><strong>Gıda Grubu</strong></font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2"><strong>Örnekler</strong></font></p>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2"><strong>Etken Maddesi</strong></font></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2">Tam tahıllar</font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2">Yulaf, arpa, esmer pirinç</font></p>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2">Çözünür lif (beta-glukan)</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2">Baklagiller</font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2">Mercimek, nohut, fasulye</font></p>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2">Lif ve bitkisel protein</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2">Yağlı balıklar</font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2">Somon, sardalya, uskumru</font></p>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2">Omega-3 yağ asitleri</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2">Sert kabuklu yemişler</font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2">Badem, ceviz, antep fıstığı</font></p>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2">Tekli doymamış yağ</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2">Avokado ve zeytinyağı</font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2">Sızma zeytinyağı, avokado</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2">Tekli doymamış yağ</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2">Soya ürünleri</font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2">Tofu, edamame, soya sütü</font></p>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2">İzoflavon ve bitkisel protein</font></p>
   </td>
  </tr>
  <tr valign="top">
   <td width="193">
   <p><font size="2">Sebze ve meyve</font></p>
   </td>
   <td width="194">
   <p><font size="2">Ispanak, brokoli, elma, narenciye</font></p>
   </td>
   <td width="193">
   <p><font size="2">Lif ve antioksidan</font></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Yaşam Tarzı Değişiklikleri</strong></h2>

<p><font size="3">Düzenli aerobik egzersiz HDL seviyesini yükseltir ve LDL'yi düşürür. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta yürüyüş, yüzme, bisiklet veya dans yapmak kolesterol değerlerinde belirgin iyileşme sağlar. Yoğun yaşam temposuna sahip bireyler bu süreyi günde 30 dakikalık seanslara bölebilir.</font></p>

<p><font size="3">Direnç egzersizleri kas kütlesini artırarak bazal metabolizmayı destekler ve dolaylı yoldan kolesterol yönetimine katkı sağlar. Haftada iki gün ağırlık çalışması veya vücut ağırlığıyla yapılan egzersizler önerilir. Egzersiz programına başlarken kalp rahatsızlığı olanların doktora danışması şarttır.</font></p>

<p><font size="3">Sigara bırakmak kolesterol yönetiminin en önemli adımlarından biridir. Sigara HDL seviyesini düşürür ve damar duvarlarına zarar vererek tıkanıklık riskini büyük ölçüde artırır. Bırakıldıktan sonra haftalar içinde HDL seviyesinde iyileşme gözlenir.</font></p>

<h2><strong>Stres Yönetimi ve Uyku</strong></h2>

<p><font size="3">Kronik stres kortizol hormonu seviyesini yükselterek dolaylı yoldan kolesterol metabolizmasını olumsuz etkiler. Meditasyon, nefes egzersizleri ve hobi aktiviteleri stres yönetiminde yardımcı olur.</font></p>

<p><font size="3">Kaliteli uyku da kolesterol için önemlidir. Gecede yedi-dokuz saat uyumayan bireylerde kötü kolesterol seviyeleri daha yüksek olma eğilimindedir. Uyku düzeninin korunması ve uyku öncesi ekran kullanımının azaltılması faydalıdır.</font></p>

<h2><strong>Tıbbi Takip ve Uzman Desteği</strong></h2>

<p><font size="3">20 yaşından itibaren her beş yılda bir kolesterol kontrolü önerilir; risk grubunda olanlarda bu sıklık artırılmalıdır. Kan tahlili sonuçları total kolesterol, LDL, HDL ve trigliserit değerleriyle birlikte değerlendirilmelidir.</font></p>

<p><font size="3">Yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınamayan vakalarda doktorun statin veya başka kolesterol düşürücü ilaç önermesi gerekebilir. Bu ilaçlar etkili olmakla birlikte düzenli takip gerektirir; kendi kararıyla ilaç kullanmak veya bırakmak risklidir.</font></p>

<p><font size="3">Yüksek kolesterol sessiz bir kardiyovasküler risk faktörüdür ancak doğru yaklaşımla büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Çözünür lifle zengin beslenme, yağlı balık tüketimi, sağlıklı yağlara geçiş ve düzenli egzersiz kolesterol değerlerinde belirgin iyileşme sağlar. Sigarayı bırakmak, stres yönetimi ve kaliteli uyku da bütüncül bir yaklaşımın parçalarıdır. Kolesterol değerleri yaşam tarzı değişiklikleriyle hedeflenen seviyelere inmiyorsa mutlaka bir kardiyoloji ya da iç hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.</font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/kolesterolu-dusurmenin-dogal-yollari-nelerdir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/kolesterolu-dusurmenin-dogal-yollari-nelerdir.jpg" type="image/jpeg" length="92587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk cerrah İngiltere’de canlı kanser ameliyatı yaptı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/turk-cerrah-ingilterede-canli-kanser-ameliyati-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/turk-cerrah-ingilterede-canli-kanser-ameliyati-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere’deki Portsmouth Kolorektal Kongresi’nde dünyanın takip ettiği canlı robotik kanser ameliyatını başarıyla gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Robotik kanser cerrahisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere’de düzenlenen 10’uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi’nde canlı ameliyat gerçekleştirdi. Dünyanın birçok ülkesinden cerrahların takip ettiği operasyon, Türk cerrahisinin uluslararası alandaki görünürlüğü açısından önem taşıyor.</p>

<p>Uluslararası alanda robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de düzenlenen 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde dünyanın birçok noktasındaki hekimlerin izlediği canlı ameliyat gerçekleştirdi.</p>

<p>Uluslararası alanda kanser hastalıkları ve robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de 9-13 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde Türk tıp dünyası adına bir ilke imza attı. Kolorektal cerrahinin dünya çapında tanınan isimlerinin, cerrahi tekniklerin gelişimine yön veren araştırmacıların buluştuğu 10'uncu Portsmouth Kolorektal Kongresi'nde, eşzamanlı canlı ameliyatlar yapıldı. Bu cerrahi oturumların moderatörlüğünü ise modern rektum kanseri cerrahisinin mimarı olarak kabul edilen Sir Bill Heald yaptı.</p>

<p>Kongre merkezinden ayrı olarak, Queen Alexandra Hastanesi'nde belirlenen 3 ayrı ameliyathanede aynı anda yapılan 3 robotik kanser cerrahi ameliyatlarını Avrupa'nın önde gelen kolorektal cerrahlarından Norveçli Prof. Lars Thomas Seeberg, kendi alanında küresel otorite kabul edilen Güney Koreli Prof. Gyu-Seog Choi ve Türkiye'den alanındaki önemli isimlerden Prof. Dr. Oktar Asoğlu gerçekleştirdi.</p>

<h2><strong>AMELİYATLAR BAŞARIYLA SONUÇLANDI</strong></h2>

<p>Katılımcı ve moderatörlerin bir yandan sorular sorduğu, değerlendirmelerde bulunduğu robotik ameliyatlar 2,5 saat sürdü. Farklı tekniklerle rektum kanseri hastalarına yapılan eş zamanlı 3 ameliyat başarıyla sonuçlandı. Kongrenin canlı ameliyatlar kısmını kongre merkezinde yüzlerce, online olarak da dünya çapında binlerce cerrah izledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alanındaki en prestijli toplantılardan biri olan kongreye, İngiltere'nin önemli cerrahlarından ve kongre başkanı Prof. Jim Khan tarafından davet edildiğini belirten Prof. Dr. Asoğlu, 'Canlı ameliyat, bir cerrah için mesleki güvenin en önemli göstergelerinden biridir. Çünkü ameliyatınızı dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce meslektaşınız canlı izlerken, aynı zamanda soru sorar ve değerlendirir' dedi.</p>

<p>Meslek hayatı boyunca Avrupa, Asya ve Rusya başta olmak üzere çok sayıda kongrede konuşmacı, moderatör ve canlı cerrah olarak katılan ve bugüne kadar onlarca kongrede canlı ameliyat gerçekleştiren Oktar Asoğlu, 'Ancak Portsmouth Kolorektal Kongresi'nin ayrı bir yeri var. Çünkü bu kongre yalnızca bir bilimsel toplantı değil, alanının en seçkin platformlarından biri. Ayrıca bu yıl kongrenin 10'uncu yılıydı ve cerrahinin en önemli isimleri bir araya gelmişti. Bill Heald'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen canlı cerrahi programında yer almak benim için ayrıca anlamlıydı' dedi.</p>

<p>Online ve canlı ameliyat sırasında konsantrasyonun önemine dikkati çeken Prof. Dr. Asoğlu, 'Hissettiğim şey heyecandan çok konsantrasyondu. Çünkü karşınızda bir kanser hastası var ve önceliğiniz her zaman hastanın güvenliğidir. Ben robotik intersfinkterik rezeksiyon gerçekleştirdim. Aynı anda diğer iki ameliyathanede Prof. Lars Thomas Seeberg abdominoperineal rezeksiyon (APR), Prof. Gyu-Seog Choi ise lateral pelvik lenf nodu diseksiyonu yapıyordu. Farklı merkezlerde üç ileri rektum kanseri yaklaşımı ameliyatları eş zamanlı canlı yayınlandı.'</p>

<p>Prof. Dr. Asoğlu, ameliyat sonrası farklı ülkelerden doktorların operasyonun kalitesi ve robotik cerrahinin uygulanışı konusunda olumlu geri bildirimlerde bulunduğunu, bu bildirimlerin çok değerli olduğunu kaydetti.</p>

<h3><strong>TÜRK CERRAHİSİ ADINA ÖNEMLİ</strong></h3>

<p>Portsmouth Kolorektal Kongresi'nin canlı cerrahi programında rektum ve kolorektal kanser ameliyatı gerçekleştirmek üzere davet edilen ilk Türk cerrah olan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, şu bilgiyi verdi:</p>

<p>'Bildiğim kadarıyla yabancı bir ülkede düzenlenen bir kongrede, yabancı bir hasta üzerinde canlı kolorektal kanser cerrahisi gerçekleştiren başka Türk cerrah olmadı. Bunun için son derece yüksek düzeyde mesleki güven gerektirir. Bu nedenle dünyada çok az sayıda cerrah böyle bir sorumluluğu üstlenebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında bunun hem şahsım hem de Türk cerrahisi adına önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum.'</p>

<h3><strong>GENÇ CERRAHLARA TAVSİYELER</strong></h3>

<p>Yeni yetişen genç cerrahlara da seslenen Asoğlu, 'Genç meslektaşlarıma tavsiyem, cerrahiyi yalnızca ameliyat yapmak olarak görmemeleridir. İyi bir cerrah olabilmek için ameliyat yapmak gerekir. Daha iyi bir cerrah olabilmek için ise araştırmak, yayın yapmak, öğretmek ve dünyayı takip etmek gerekir. Genç cerrahların bilimsel üretimden uzak kalmamalarını ve mutlaka güncel literatürün içinde yer almalarını öneriyorum' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/turk-cerrah-ingilterede-canli-kanser-ameliyati-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/6a2fc0328214d109ca358a78-1.webp" type="image/jpeg" length="22611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde ek gıdaya geçiş: Ayına göre beslenme rehberi]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/bebeklerde-ek-gidaya-gecis-ayina-gore-beslenme-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/bebeklerde-ek-gidaya-gecis-ayina-gore-beslenme-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bebeklerde ek gıdaya ne zaman başlanır? Ayına göre beslenme tablosu, önerilen ve kaçınılması gereken gıdalarla kapsamlı rehber.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerde ek gıdaya geçiş süreci, yaşamın ilk yılında beslenme alışkanlıklarının şekillendiği kritik bir dönem olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, altı aydan itibaren anne sütüne ek olarak kontrollü şekilde ek gıdaya başlanmasını önerirken, bu sürecin bebeğin gelişimsel özelliklerine uygun ilerlemesinin sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<p>Bebeklerin yaşamının ilk yılı, hem fiziksel hem de bilişsel gelişim açısından son derece kritik bir dönemdir. Dünya Sağlık Örgütü ve Türkiye Sağlık Bakanlığı, ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmeyi, altıncı aydan itibaren ek gıdaya geçilmesini öneriyor. Bu geçiş dönemi, doğru ilerlenmediğinde hem beslenme sorunlarına hem de yeme güçlüklerine yol açabiliyor.</p>

<p>Ek gıda sürecinde atılacak adımlar, bebeğin hem sağlıklı büyümesini hem de sonraki yıllardaki yeme alışkanlıklarını şekillendirir. Aşağıda ek gıdaya başlangıç zamanı, ayına göre beslenme önerileri ve pratik bir beslenme tablosu bir arada sunulmuştur.</p>

<h2><strong>Ek Gıdaya Ne Zaman Başlanmalı?</strong></h2>

<p>Ek gıdaya geçiş için önerilen yaş altı aydır; ancak her bebeğin hazır olma durumu farklılık gösterebilir. Uzmanlara göre bebeğin ek gıdaya hazır olduğunu gösteren bazı belirtiler vardır. Boyun kontrolü sağlamış ve desteksiz oturabiliyor olması ilk koşuldur.</p>

<p>Bebeğin dili itme refleksinin azalması, ağzına götürülen kaşığı kabul edebilmesi ek gıdaya geçiş için önemli bir göstergedir. Ayrıca yetişkinlerin yediği yiyeceklere ilgi göstermesi, ağzını açma ve uzanma davranışları da hazır olduğunun işaretleridir.</p>

<p>Dördüncü ayda başlamak bazı durumlarda önerilebilir ancak bu karar mutlaka çocuk doktoru ile birlikte verilmelidir. Altı aydan önce başlayan ek gıda, sindirim sorunları ve alerji riskini artırabilir.</p>

<h3><strong>İlk Ay: 6-7 Aylık Bebeğin Beslenmesi</strong></h3>

<p>Ek gıdaya başlarken altın kural, bir seferde tek yeni gıda denemektir. Her yeni gıdadan sonra üç gün beklenmeli ve olası alerji veya sindirim belirtileri gözlemlenmelidir. Kızarıklık, kusma, ishal veya huzursuzluk görülürse o gıda birkaç hafta sonra tekrar denenebilir.</p>

<p>İlk tercih edilecek gıdalar genellikle sebze püreleridir. Havuç, kabak, patates ve brokoli haşlanıp püre hâline getirilerek sunulabilir. Tuz, şeker ve baharat eklenmemelidir. Başlangıçta çay kaşığı ölçüleriyle başlanır, miktar kademeli olarak artırılır.</p>

<p>Meyve püreleri de bu ayda denemeye uygundur. Elma, armut, muz ve avokado tatlı tatlarıyla bebeklerin beğeneceği ilk meyvelerdir. Turunçgiller ve çilek gibi potansiyel alerjen meyveler daha ileri aylara bırakılmalıdır.</p>

<h3><strong>7-9 Aylık Dönem: Çeşitliliğin Artırılması</strong></h3>

<p>Yedinci aydan itibaren bebeğin beslenmesine yumurta sarısı, iyi pişmiş tavuk ve balık eklenebilir. Yumurta sarısı önce dörtte bir olarak denenmeli, alerji belirtisi görülmezse miktar artırılmalıdır. Yumurta beyazı bir yaşından sonra verilmelidir.</p>

<p>Mercimek, nohut ve fasulye gibi baklagiller iyice yumuşatılıp ezilerek sunulabilir. Bu gıdalar hem demir hem protein bakımından zengindir. Yulaf, pirinç unu ve bulgur gibi tahıllar da çorbalara ve pürelere eklenebilir.</p>

<p>Yoğurt bu dönemde eklenebilecek önemli bir gıdadır. Kalsiyum ve probiyotik içeriği bebeğin hem kemik gelişimini hem de bağırsak sağlığını destekler. Şekersiz ve tam yağlı yoğurt tercih edilmelidir.</p>

<h3><strong>9-12 Aylık Dönem: Aile Yemeklerine Yaklaşım</strong></h3>

<p>Dokuzuncu aydan sonra bebek giderek aile sofrasındaki yemeklere benzer öğünler tüketmeye başlar. Tuzsuz ve baharatsız pişirilen yemekler küçük parçalara ezilerek sunulabilir. Parmak yemekleri (ısırılabilecek pişmiş sebzeler, küçük peynir parçaları) bebeğin kendi kendine yeme becerisini geliştirir.</p>

<p>Sıvı gıdalardan yavaş yavaş katı gıdalara geçiş bu dönemin özelliğidir. Pürelerin yerini ezilmiş yemekler, ardından küçük parçalı yemekler alır. Bu süreç bebeğin çiğneme kaslarının gelişimi için kritiktir.</p>

<h3><strong>Ayına Göre Bebek Beslenme Tablosu</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Ay</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Ana Beslenme</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Eklenebilecek Gıdalar</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>0-6 ay</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Sadece anne sütü</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Ek gıdaya geçiş önerilmez</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>6-7 ay</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Anne sütü + ek gıda</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Sebze-meyve püresi, yoğurt</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>7-9 ay</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Anne sütü + 2-3 öğün</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Yumurta sarısı, tavuk, balık, baklagiller</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>9-12 ay</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Anne sütü + 3 öğün</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Aile yemekleri (tuzsuz, baharatsız), peynir</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>12-24 ay</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Anne sütü + tam aile sofrası</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Bal, inek sütü, çeşitlendirilmiş yemekler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3><strong>İlk Yılda Kaçınılması Gereken Gıdalar</strong></h3>

<p>Bir yaşından önce bal verilmemelidir. İçerdiği Clostridium botulinum sporları bebeklerde bebek botulizmi adı verilen ciddi bir hastalığa yol açabilir. Bir yaş sonrası bağışıklık sistemi bu sporlarla başa çıkabilir.</p>

<p>İnek sütü bir yaşından önce ana içecek olarak verilmemelidir. Bebeğin sindirim sistemi inek sütünün ağır protein yapısına uygun değildir ve demir emilimini bozabilir. Yoğurt ve peynir küçük miktarlarda verilebilir.</p>

<p>Tuz, şeker, bal, inek sütü dışında boğulma riski taşıyan gıdalar da kaçınılması gereken kategoriye girer. Bütün üzüm, sert meyve parçaları, sert ceviz-badem ve patlamış mısır gibi gıdalar bebek için tehlikelidir.</p>

<p>Bebekte ek gıdaya geçiş, sabır ve sistematik bir yaklaşım gerektiren önemli bir süreçtir. Tek gıda kuralı, kademeli geçiş ve bebeğin gelişim belirtilerini takip etmek sağlıklı bir beslenme alışkanlığının temelini oluşturur. Her bebek farklı tempoda ilerler; karşılaştırma yerine bebeğin kendi sinyallerini dinlemek en sağlıklı yaklaşımdır. Beslenmede kararsız kalınan durumlarda çocuk doktoru veya bir pediatrik beslenme uzmanına danışmak, bebeğin sağlıklı büyümesi için değerli bir adımdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/bebeklerde-ek-gidaya-gecis-ayina-gore-beslenme-rehberi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/bebeklerde-ek-gidaya-gecis-ayina-gore-beslenme-rehberi.jpg" type="image/jpeg" length="87569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Duygusal zeka nedir ve nasıl geliştirilir?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/duygusal-zeka-nedir-ve-nasil-gelistirilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/duygusal-zeka-nedir-ve-nasil-gelistirilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Duygusal zeka nedir, neden önemlidir ve nasıl geliştirilir? Empati, öz farkındalık ve iletişim becerileriyle EQ artırma yöntemleri.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Duygusal zeka, bireylerin kendi duygularını tanıma, yönetme ve başkalarının duygularını anlama becerilerini ifade eden önemli bir yetkinlik olarak öne çıkıyor. Psikoloji alanındaki araştırmalar, duygusal zekanın iş hayatından sosyal ilişkilere kadar birçok alanda başarıyı etkilediğini gösterirken, EQ’nun öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri olması dikkat çekiyor.</p>

<p>İş hayatında başarıyı belirleyen tek faktörün akademik zekâ (IQ) olmadığı fikri son otuz yılda bilimsel araştırmalarla desteklendi. Psikolog Daniel Goleman'ın 1995 yılında popülerleştirdiği duygusal zekâ kavramı, kendi duygularını tanıma, başkalarının duygularını anlayabilme ve bu bilgileri etkili davranışa dönüştürebilme yeteneğini tanımlar.</p>

<p>Yapılan araştırmalar liderlik başarısının, takım uyumunun ve hatta yaşam memnuniyetinin önemli bir bölümünün duygusal zekâyla açıklanabildiğini ortaya koyuyor. Duygusal zekânın IQ'dan farklı olarak öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri olması, her yaştan bireye yeni fırsatlar sunar.</p>

<h2><strong>Duygusal Zekânın Beş Temel Bileşeni</strong></h2>

<p>Duygusal zekâ, bilinen modele göre beş temel bileşenden oluşur. İlki öz farkındalıktır; bireyin kendi duygularını, güçlü yanlarını ve sınırlarını tanıması anlamına gelir. Öz farkındalığı yüksek olan kişiler tepkisel değil, bilinçli kararlar alır.</p>

<p>İkinci bileşen öz yönetimdir. Duyguları bastırmak değil, onları uygun şekilde yönlendirmek ve zor durumlarda soğukkanlılığı koruyabilmek öz yönetimin özüdür. Üçüncü bileşen olan motivasyon ise bireyin iç kaynaklardan beslenerek hedeflerine yönelme kapasitesidir.</p>

<p>Dördüncü bileşen empati, başkalarının duygularını anlayabilme ve perspektiflerine girebilme yeteneğidir. Beşincisi sosyal beceriler, yani kurulan ilişkileri sağlıklı yürütme, çatışmaları çözme ve takım içinde etkin iletişim kurma kapasitesidir.</p>

<h3><strong>Duygusal Zekânın Günlük Yaşama Etkileri</strong></h3>

<p>Yüksek duygusal zekâ, iş yerinde liderlik pozisyonuna yükselme olasılığını artırır. Takım üyelerinin motivasyonunu anlayan, çatışmaları yapıcı şekilde yöneten liderler daha verimli ekipler oluşturur. Müşteri ilişkilerinde de empatik yaklaşım, memnuniyet oranını doğrudan etkiler.</p>

<p>Aile ilişkilerinde duygusal zekâ, partnerle ve çocuklarla sağlıklı bağ kurmanın temelidir. Duygularını ifade edebilen ve karşısındakinin duygularına alan açabilen bireyler, daha az çatışmalı ve daha tatmin edici ilişkiler yaşar.</p>

<p>•      İş hayatında: Liderlik ve takım çalışması performansı</p>

<p>•      Aile ilişkilerinde: Daha az çatışma, derin bağ</p>

<p>•      Arkadaşlık ilişkilerinde: Güven ve dayanışma</p>

<p>•      Kişisel yaşamda: Düşük stres, yüksek yaşam memnuniyeti</p>

<p>•      Kariyer gelişiminde: Müzakere ve ikna becerisi</p>

<h3><strong>Duygusal Zekâyı Geliştirmek İçin Pratik Egzersizler</strong></h3>

<p>Duygusal zekâyı geliştirmenin ilk adımı duygu günlüğü tutmaktır. Her akşam gün içinde yaşanan duyguları, tetikleyici olayları ve verilen tepkileri yazmak öz farkındalığı güçlendirir. Bu alışkanlık iki-üç hafta içinde duygusal örüntülerin fark edilmesini sağlar.</p>

<p>Mindfulness yani bilinçli farkındalık uygulamaları, duyguları bastırmadan gözlemleme kapasitesini artırır. Günde on dakikalık nefes odaklı meditasyon bile uzun vadede öz yönetim becerisini belirgin şekilde yükseltir. Aktif dinleme pratiği ise karşıdakini kesmeden, yargılamadan dinleme alışkanlığı kazandırır ve empatiyi besler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir başka etkili egzersiz, zor bir durumda tepki vermeden önce 'dur, düşün, tepki ver' kuralını uygulamaktır. Altı saniyelik duraklama anında beyindeki duygusal merkezden mantıksal merkeze geçiş sağlanır ve daha yapıcı yanıtlar verilir.</p>

<h3><strong>Duygusal Zekâ Gelişim Egzersizleri Tablosu</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Bileşen</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Önerilen Egzersiz</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Süre</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Öz farkındalık</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Akşam duygu günlüğü</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>10 dakika/gün</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Öz yönetim</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Altı saniye duraklama kuralı</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Anlık</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Motivasyon</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Hedef kartı oluşturma</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Haftalık</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Empati</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Aktif dinleme pratiği</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Her konuşma</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Sosyal beceri</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Haftalık geri bildirim isteme</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Haftada 1 kez</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3><strong>Duygusal Zekâ Gelişiminde Sık Yapılan Hatalar</strong></h3>

<p>Duygusal zekâyı artırmak için duyguları bastırmaya çalışmak en yaygın yanılgılardan biridir. Amaç duyguyu görmezden gelmek değil, onu tanımak ve uygun şekilde ifade edebilmektir. Öfkeyi dile getirmek başlı başına olumsuz değildir; olumsuz olan, kontrolsüz ve zarar verici biçimde dışa vurulmasıdır.</p>

<p>Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak da gerçek bir duygusal zekâ göstergesi değildir. Sağlıklı sınırlar koymak ve gerektiğinde 'hayır' diyebilmek olgun bir duygu yönetiminin göstergesidir. Empati eksikliğinden kurtulmak için başkalarının perspektifine girmeye çalışmak kadar, kendi duygularına da aynı özenle yaklaşmak gerekir.</p>

<p>Duygusal zekâ, doğuştan belirlenmeyen ve hayat boyu geliştirilebilen bir beceri grubudur. Küçük ama tutarlı pratikler, günlük yaşam kalitesini, iş performansını ve ilişkileri belirgin şekilde iyileştirir. Duygu günlüğü tutmaktan aktif dinleme pratiklerine kadar basit adımlarla başlamak, zaman içinde derin ve kalıcı değişim sağlar. Kişisel gelişim sürecinde sabır ve süreklilik en kritik unsurdur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/duygusal-zeka-nedir-ve-nasil-gelistirilir</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/duygusal-zeka-nedir-ve-nasil-gelistirilir.jpg" type="image/jpeg" length="31653"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reflü belirtileri ve beslenme ile hafifletme yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/reflu-belirtileri-ve-beslenme-ile-hafifletme-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/reflu-belirtileri-ve-beslenme-ile-hafifletme-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Reflü belirtileri, tetikleyici gıdalar ve reflü diyetiyle şikayetleri azaltma yöntemleri. Beslenme ve yaşam tarzı önerileriyle pratik rehber.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Reflü belirtileri, mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu ortaya çıkan ve göğüste yanma, ağıza ekşi tat gelmesi gibi şikayetlerle kendini gösteren yaygın bir sindirim sorunu olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre reflü diyeti kapsamında beslenme düzeninin değiştirilmesi, tetikleyici gıdalardan uzak durulması ve yaşam tarzı alışkanlıklarının düzenlenmesi şikayetlerin hafifletilmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p>Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanan reflü, Türkiye'de yetişkin nüfusun önemli bir bölümünü etkileyen yaygın bir rahatsızlıktır. Uzmanlar, göğüste yanma hissi ve ekşi tat gibi reflü belirtilerinin çoğu zaman beslenme alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle tedavi sürecinin temeli, gıda seçimlerini gözden geçirmekten geçiyor.</p>

<p>Son yıllarda yapılan araştırmalar, doğru gıda tercihleri ve yaşam tarzı değişikliklerinin reflü şikayetlerini ilaç kullanımına gerek kalmadan belirgin ölçüde azaltabildiğini ortaya koyuyor. Aşağıda reflünün temel belirtilerini, bu rahatsızlığı tetikleyen yiyecekleri ve beslenme düzenlemesiyle şikayetleri hafifletmenin yollarını ele alıyoruz.</p>

<h2><strong>Reflü Belirtileri Nelerdir ve Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?</strong></h2>

<p>Tipik reflü belirtileri arasında göğüs kemiğinin arkasında hissedilen yanma, ağza gelen ekşi ya da acı tat ve özellikle yemeklerden sonra artan şişkinlik sayılabilir. Bu şikayetler öğün sonrasında sırt üstü yatıldığında veya öne eğildiğinde belirgin şekilde artar.</p>

<p>Reflünün atipik belirtileri ise çoğu zaman gözden kaçar. Geçmeyen kuru öksürük, ses kısıklığı, boğazda sürekli bir şey takılıyormuş hissi ve gece uyku kalitesinin bozulması atipik belirtiler arasındadır. Diş minesinde erime ve kronik boğaz ağrısı da uzun süreli reflü şikayetlerinin sonucu olabilir.</p>

<p>Haftada iki veya daha fazla tekrar eden göğüs yanmasının bir sağlık uzmanına başvurmayı gerektirdiği belirtiliyor. Uzman kontrolü atlanan kronik vakalarda yemek borusunda iltihaplanma ve daralma gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.</p>

<h3><strong>Reflüyü Tetikleyen Yiyecek ve İçecekler</strong></h3>

<p>Bazı yiyecekler alt yemek borusu sfinkterini gevşetip mide asidinin yukarı kaçmasını kolaylaştırır. Reflü diyetinde sınırlandırılması önerilen başlıca gıdalar şunlardır:</p>

<p>•      Baharatlı ve acılı yemekler</p>

<p>•      Domates bazlı soslar, ketçap ve çiğ domates</p>

<p>•      Çikolata, kakao ve türevi ürünler</p>

<p>•      Kızartılmış ve yüksek yağlı yemekler</p>

<p>•      Kafein içeren içecekler: kahve, koyu çay ve kola</p>

<p>•      Nane, naneli şekerler ve naneli çay</p>

<p>•      Alkol ve gazlı-asitli içecekler</p>

<p>•      Turunçgiller: portakal, limon ve greyfurt</p>

<p>Bu gıdaların hepsini birden kesmek yerine belirtiler yoğunken sıkı şekilde sınırlamak, şikayetler dindikçe küçük porsiyonlar halinde denemek daha sürdürülebilir bir yaklaşım sağlar. Kişisel tetikleyicileri belirlemek için bir haftalık beslenme günlüğü tutmak faydalı bir yöntemdir.</p>

<h3><strong>Reflüyü Hafifleten Beslenme Düzeni ve Alışkanlıklar</strong></h3>

<p>Porsiyon kontrolü, reflü yönetiminin temelidir. Üç büyük öğün yerine beş küçük öğün modeli midenin aşırı dolmasını engeller ve asidin yukarı kaçma olasılığını azaltır. Her öğünde yavaş yemek ve lokmaları iyi çiğnemek sindirim sürecini hafifletir.</p>

<p>Yatmadan önceki üç saat içinde yemek tüketmemek reflü diyetinin en kritik kurallarından biridir. Sindirim sürecinin dik pozisyonda tamamlanması, mide içeriğinin yemek borusuna ulaşmasını güçleştirir. Uyku sırasında yatağın baş kısmını 15-20 cm yükseltmek de geceleri rahat etmek için önerilen bir uygulamadır.</p>

<p>Fazla kilolu bireylerde karın içi basıncı artacağı için reflü şikayetleri daha sık yaşanır. Düzenli egzersiz ve dengeli beslenme ile sağlıklı kilo aralığına ulaşmak, ilaç ihtiyacını belirgin şekilde azaltır.</p>

<h3><strong>Tüketilebilir ve Kaçınılması Gereken Gıdalar Tablosu</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Tüketilebilir Gıdalar</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Kaçınılması Gereken Gıdalar</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Yulaf ezmesi, tam buğday ekmeği</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Beyaz un ürünleri, pasta, kek</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Muz, elma, armut, kavun</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Portakal, greyfurt, limon</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Tavuk göğsü, hindi, haşlama balık</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kızartılmış etler, sosis, sucuk, salam</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Yeşil yapraklı sebzeler, havuç, kabak</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Soğan, sarımsak, domates sosu</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Düşük yağlı yoğurt, ayran</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Tam yağlı peynir, krema, tereyağı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Zencefil çayı, papatya çayı</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kahve, siyah çay, enerji içecekleri</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3><strong>Günlük Yaşamda Uygulanabilecek Ek Öneriler</strong></h3>

<p>Sıkı bel bölgesi olan kıyafetler ve kemerler karın bölgesine baskı uygulayarak reflüyü tetikler. Özellikle yemek sonrasında rahat giysiler tercih etmek şikayetleri azaltır. Stres yönetimi de sindirim sistemi üzerinde doğrudan etkilidir; düzenli nefes egzersizleri ve yürüyüş fayda sağlayabilir.</p>

<p>Sigara kullanımı hem yemek borusu sfinkterini gevşetir hem de tükürük üretimini azaltarak mide asidinin nötralize edilmesini engeller. Sigarayı bırakmak birçok kişide reflü belirtilerini haftalar içinde belirgin şekilde azaltır.</p>

<p>Reflü belirtileri günlük yaşam kalitesini düşüren ancak beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir rahatsızlıktır. Porsiyonları küçültmek, tetikleyici gıdaları sınırlamak ve yatmadan önceki son üç saatte yemekten uzak durmak pek çok kişide belirgin rahatlama sağlar. Şikayetler düzenli tekrarlıyor veya şiddetleniyorsa mutlaka bir dahiliye ya da gastroenteroloji uzmanına başvurmak gerekir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/reflu-belirtileri-ve-beslenme-ile-hafifletme-yontemleri</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 18:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/reflu-belirtileri-ve-beslenme-ile-hafifletme-yontemleri.webp" type="image/jpeg" length="12967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saç dökülmesine karşı evde doğal çözüm yolları]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/sac-dokulmesine-karsi-evde-dogal-cozum-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/sac-dokulmesine-karsi-evde-dogal-cozum-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saç dökülmesi nedenleri, evde uygulanabilen doğal yöntemler ve beslenme önerileri. Saçlarınızı güçlendirmek için pratik rehber.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Saç dökülmesi, hem kadın hem erkeklerde en sık karşılaşılan estetik ve sağlık sorunlarından biridir. Günde 50-100 saç telinin dökülmesi normal kabul edilirken bu sayının sürekli aşılması, altta yatan bir soruna işaret edebilir. Doğru teşhis ve düzenli bakım ile dökülme büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.</p>

<p>Saç dökülmesinin nedenleri stresten hormonal dengesizliklere, beslenme yetersizliklerinden yanlış saç bakım alışkanlıklarına kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayılır. Evde uygulanabilen doğal yöntemler, dökülmenin şiddetini azaltmada ve saç kalitesini iyileştirmede destekleyici rol oynar.</p>

<h2><strong>Saç Dökülmesinin Temel Nedenleri</strong></h2>

<p>Genetik yatkınlık, saç dökülmesinin en belirgin nedenlerinden biridir. Özellikle androgenetik alopesi adı verilen erkek tipi saç dökülmesi aile içinde kuşaklar boyu aktarılabilir. Kadınlarda ise saç incelmesi ve seyrelmesi şeklinde kendini gösterir.</p>

<p>Hormonal değişiklikler, gebelik sonrası dönem, menopoz ve tiroid bozuklukları saç döngüsünü etkiler. Demir eksikliği anemisi, B12, D vitamini ve çinko eksikliği gibi beslenme yetersizlikleri saç tellerinin zayıflamasına yol açar.</p>

<p>•      Genetik yatkınlık</p>

<p>•      Hormonal dengesizlikler (tiroid, menopoz, PCOS)</p>

<p>•      Demir, B12, D vitamini ve çinko eksikliği</p>

<p>•      Ani ve kronik stres</p>

<p>•      Sıkı diyetler ve beslenme bozuklukları</p>

<p>•      Sıkı toplanan saç modelleri (traksiyon alopesisi)</p>

<p>•      Aşırı ısı ve kimyasal işlemler</p>

<p>•      Belirli ilaçların yan etkileri</p>

<h3><strong>Evde Uygulanabilen Doğal Yöntemler</strong></h3>

<p>Hindistan cevizi yağı, saç bakımında yüzyıllardır kullanılan etkili bir doğal üründür. İçerdiği yağ asitleri saç telinin içine işler, protein kaybını azaltır ve kırılmaları önler. Haftada bir kez saç derisine masaj yaparak uygulamak ve bir saat kadar beklettikten sonra yıkamak önerilir.</p>

<p>Soğan suyu, içerdiği yüksek kükürt nedeniyle saç foliküllerini besler ve kan dolaşımını artırır. Haftada iki kez yirmi dakika süreyle uygulanan soğan suyu kürünün dökülmeyi azalttığı gözlenmektedir. Kokusunu azaltmak için elma sirkesi veya limon suyuyla çalkalanabilir.</p>

<p>Yumurta maskesi, saçlara protein ve biotin sağlar. Bir yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı zeytinyağı karışımı, ıslak saçlara uygulanıp kırk dakika bekletildikten sonra ılık suyla durulanır. Haftada bir uygulama saç yapısını güçlendirir.</p>

<h3><strong>Saç Derisi Masajı</strong></h3>

<p>Saç derisine düzenli uygulanan masaj, bölgedeki kan dolaşımını artırarak foliküllere daha fazla oksijen ve besin taşır. Parmak uçlarıyla dairesel hareketlerle beş-on dakika uygulanan masaj, yatmadan önce yapılırsa rahatlatıcı etki de sağlar.</p>

<h3><strong>Saçı Güçlendiren Beslenme</strong></h3>

<p>Saç yapısının büyük bölümü keratin adı verilen bir proteinden oluşur. Yeterli protein alımı saç gelişimi için şarttır. Yumurta, balık, tavuk, baklagiller ve süt ürünleri kaliteli protein kaynaklarıdır.</p>

<p>Demir eksikliği kadınlarda saç dökülmesinin en yaygın nedenlerinden biridir. Kırmızı et, ıspanak, mercimek ve pekmez demir açısından zengin kaynaklardır. C vitamini demir emilimini artırdığı için bu gıdalarla birlikte tüketilmesi faydalıdır.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri saç derisini beslerken biotin saç büyümesini destekler. Somon, ceviz, keten tohumu ve chia tohumu bu iki besin öğesi açısından zengindir. Yeterli su tüketimi de saç derisinin nemli kalmasını sağlar.</p>

<h3><strong>Saç Sağlığına Destek Olan Besinler Tablosu</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Besin</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Ana Bileşen</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Faydası</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Yumurta</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Protein + biotin</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Saç yapısını güçlendirir</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Somon</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Omega-3</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Saç derisini besler</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Ispanak</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Demir + C vitamini</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Dökülmeyi azaltır</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Ceviz</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>E vitamini + omega-3</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Saç parlaklığını artırır</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Mercimek</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Demir + protein</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Saç foliküllerini destekler</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Avokado</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>E vitamini</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Saç derisini nemlendirir</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Yoğurt</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>B12 + protein</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Saç büyümesini hızlandırır</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3><strong>Kaçınılması Gereken Saç Bakım Hataları</strong></h3>

<p>Islak saçların sert fırçalanması, saç tellerinin kırılmasına ve kökten kopmasına neden olur. Duş sonrasında saç havlu ile ovulmamalı, hafifçe kurulanmalıdır. Geniş dişli bir tarakla alttan yukarı doğru tarama, kırılma riskini azaltır.</p>

<p>Aşırı ısı kullanımı saç yapısını zamanla bozar. Saç kurutma makinesi, maşa ve düzleştirici gibi aletler mecbur kalınmadıkça kullanılmamalıdır. Kullanıldığında ısıya karşı koruyucu spreyler tercih edilmelidir.</p>

<p>Sık saç boyama, perma ve saç düzleştirme işlemleri kimyasal yükü nedeniyle saç folikülleri üzerinde olumsuz etki yaratır. İşlemler arasında en az üç-dört ay süre bırakmak ve doğal içerikli ürünler tercih etmek saç sağlığını korur.</p>

<h3><strong>Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalı?</strong></h3>

<p>Saç dökülmesi üç aydan uzun süredir artarak devam ediyorsa, yama şeklinde kelleşme varsa ya da dökülmeye başka belirtiler (halsizlik, cilt döküntüleri, soluk renk) eşlik ediyorsa bir dermatolog veya iç hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>Kan tahlilleri ile demir, ferritin, B12, D vitamini, tiroid hormonları ve çinko düzeyleri değerlendirilebilir. Altta yatan sorun tespit edildiğinde saç dökülmesi genellikle uygun tedaviyle geriler. Evde uygulanan doğal yöntemler, bu tıbbi süreci destekleyici olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Saç dökülmesi, çoğu zaman birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ve doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilen bir sorundur. Doğal saç maskeleri, düzenli saç derisi masajı ve dengeli beslenme kısa vadede görünür iyileşme sağlar. Ancak dökülme şiddetli ya da uzun sürelidir ise mutlaka bir uzmandan destek alınmalıdır. Sağlıklı saç, sağlıklı bedenin bir yansımasıdır ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/sac-dokulmesine-karsi-evde-dogal-cozum-yollari</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/sac-dokulmesine-karsi-evde-dogal-cozum-yollari.jpg" type="image/jpeg" length="82979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güne güçlü başlamak: Etkili sabah rutini nasıl kurulur?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/gune-guclu-baslamak-etkili-sabah-rutini-nasil-kurulur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/gune-guclu-baslamak-etkili-sabah-rutini-nasil-kurulur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabah rutini nasıl oluşturulur? Verimli bir güne başlamanın bilimsel temelleri, uygulanabilir alışkanlıklar ve örnek program önerileri bir arada.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gününüzün nasıl geçeceği büyük ölçüde uyandıktan sonraki ilk birkaç saatte atılan temellerle belirlenir. Başarılı girişimciler, sanatçılar ve sporcuların yaşam öykülerinde ortak bir tema göze çarpar: disiplinli ve planlı bir sabah rutini. Bilimsel araştırmalar da yapılandırılmış bir sabah rutininin konsantrasyon, ruh hali ve verimlilik üzerinde ölçülebilir etkileri olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak herkes için işleyen tek bir sabah programı bulunmaz. Bazı kişiler erken uyanıp spora giderken bazıları meditasyon ve okumayla güne başlamayı tercih eder. Önemli olan, kişisel hedeflere ve yaşam tarzına uygun, sürdürülebilir bir rutin oluşturmaktır. Aşağıda etkili bir sabah rutini kurmanın temel prensipleri ve uygulanabilir adımlar ele alınmıştır.</p>

<h2><strong>Sabah Rutini Neden Önemli?</strong></h2>

<p>Uyandıktan hemen sonra vücut ve beyin geçiş sürecindedir. Bu pencerede alınan kararlar ve davranışlar günün ritmini belirler. Telefona uzanıp sosyal medya kontrol etmek yerine bilinçli seçimler yapmak, zihinsel enerjiyi korur ve odaklanma kapasitesini artırır.</p>

<p>Tutarlı bir sabah rutini, vücudun sirkadiyen ritmini destekler. Düzenli uyanış saati ve ardından gelen alışkanlıklar biyolojik saatimizi dengeler. Bu durum uyku kalitesinden bağışıklık sistemine kadar geniş bir yelpazede pozitif etkiler yaratır.</p>

<p>Sabahları küçük başarıların biriktirilmesi öz yeterlilik hissini güçlendirir. Yatağı düzeltmek, bir bardak su içmek, kısa bir esneme gibi basit eylemler bile zihnin 'bugün bir şeyler başardım' mesajını almasını sağlar. Bu durum gün boyu motivasyonu yüksek tutar.</p>

<h3><strong>Etkili Bir Sabah Rutini Oluşturma</strong></h3>

<p>İyi bir sabah rutini aslında önceki akşam başlar. Erken yatmak, telefondan uzaklaşmak ve ertesi günün önceliklerini belirlemek sabahı kolaylaştırır. Kıyafetlerin hazırlanması, kahvaltı malzemelerinin planlanması ve çalışma eşyalarının düzenlenmesi sabah zamanını korur.</p>

<p>Uyandıktan sonraki ilk otuz dakikada telefon ekranına bakmamak önerilen altın kuraldır. Sosyal medya ve haberlerle güne başlamak zihni sürekli bir tepki moduna sokar. Bunun yerine sessiz birkaç dakika, bir bardak su ve basit bir esneme ile başlamak daha sağlıklı bir geçiş sağlar.</p>

<p>Yatağı düzeltmek çoğu başarılı kişinin ilk alışkanlığıdır. Basit gibi görünen bu eylem; günün ilk küçük başarısını temsil eder. Günün sonunda düzenli bir yatağa dönmek de ruhsal olarak rahatlatıcı bir his yaratır.</p>

<h3><strong>Sabah Rutinine Eklenecek Alışkanlıklar</strong></h3>

<p>Uyandıktan sonra yapılan kısa bir egzersiz, vücudun metabolizmasını harekete geçirir. On-on beş dakikalık basit esneme hareketleri, jumping jacks veya yoga akışı kan dolaşımını hızlandırır ve zihni açar. Bu süre zor değilse bir kez tam egzersize çevrilebilir.</p>

<p>Nefes egzersizleri sabah programında güçlü bir yer tutar. Derin karın nefesleri veya 4-7-8 nefes tekniği sakin bir başlangıç için idealdir. Beş dakikalık odaklı nefes pratiği, stres hormonlarını düşürür ve bilişsel işlevleri iyileştirir.</p>

<p>•      Uyandıktan sonra bir bardak su (tercihen limonlu)</p>

<p>•      On dakika esneme veya yoga</p>

<p>•      Nefes egzersizi veya kısa meditasyon</p>

<p>•      Yatağı düzeltme</p>

<p>•      Dengeli bir kahvaltı</p>

<p>•      Gün planının yazılması</p>

<p>•      Kitap okuma (10-20 dakika)</p>

<p>•      Gün için niyet belirleme</p>

<h3><strong>Zihinsel Aktiviteler</strong></h3>

<p>Günlük tutmak veya niyet belirlemek, sabahları zihni odaklamak için etkilidir. Üç şey için minnettarlık duymak ya da o gün için bir-üç temel hedef belirlemek, zihnin netleşmesini sağlar. Beş-on dakikalık bu pratik büyük farklar yaratır.</p>

<p>Okumak, sabah rutinine eklendiğinde öğrenmeye dayalı zenginleşme sağlar. Yirmi dakikalık kitap okuma alışkanlığı bir yılda on-on iki kitap anlamına gelir. Kendini geliştirme, iş becerileri veya kurgu türleri arasından seçim kişisel tercihe kalmıştır.</p>

<h3><strong>Örnek Sabah Programları</strong></h3>

<p>Yoğun çalışanlar için kısa ama etkili bir sabah rutini, sadece otuz dakikaya sığabilir. Uyanış, bir bardak su, beş dakika esneme, on dakika meditasyon, kahvaltı ve gün planı yazımı. Bu sade program bile gündeki farkı hissettirir.</p>

<p>Daha kapsamlı bir rutin isteyenler için bir-iki saatlik bir program kurulabilir. Uyanış, su, spor (30-45 dakika), duş, nefes egzersizi, kahvaltı, günlük tutma, okuma ve son olarak iş planı. Bu yapı özellikle esnek çalışma saatleri olan kişiler için uygundur.</p>

<h3><strong>Sabah Rutini Zamanlama Tablosu</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Zaman</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Kısa Rutin (30 dk)</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Uzun Rutin (90 dk)</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>0-5 dk</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Uyanış, su, yatak düzeltme</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Uyanış, su, yatak düzeltme</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>5-15 dk</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Esneme ve nefes</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Esneme + yoga</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>15-25 dk</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kahvaltı</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Spor / egzersiz</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>25-40 dk</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Plan ve niyet</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Duş ve hazırlık</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>40-60 dk</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>-</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Nefes, meditasyon</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>60-90 dk</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>-</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Kahvaltı, okuma, planlama</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h3><strong>Tutarlılık Sağlamak İçin İpuçları</strong></h3>

<p>Yeni bir rutin kurarken hepsini birden değil, bir alışkanlıkla başlamak daha etkilidir. Önce sadece erken uyanış ve bir bardak su alışkanlığını bir hafta sürdürmek; sonra esneme eklemek; ardından meditasyonu katmak gibi aşamalı bir yaklaşım başarı oranını artırır.</p>

<p>Hafta sonlarında da aynı saatte uyanmak bedenin rutini içselleştirmesine yardımcı olur. Tamamen rutine uymayan bir hafta sonu, pazartesi sabahını zorlayan bir sıfırlama yaratır. Esnek ama tutarlı bir yaklaşım en iyi sonucu verir.</p>

<p>Bir-iki gün rutini kaçırmak normaldir ve vazgeçme nedeni olarak görülmemelidir. Önemli olan aksaklıktan sonra ertesi gün rutine dönebilmektir. Mükemmellik değil süreklilik, uzun vadede başarıyı getiren unsurdur.</p>

<p>Güçlü bir sabah rutini, günü bilinçli ve üretken bir şekilde başlatmanın en etkili yoludur. Kişisel ihtiyaçlara göre şekillendirilen ve sürdürülebilir bir programla başlanmalıdır. Kısa ama tutarlı bir rutin, uzun ve düzensiz bir programdan çok daha etkilidir. Bir gece önceden hazırlık yapmak, telefonu sabah erteleyebilmek ve küçük alışkanlıklar eklemek başarıya giden yoldur. Günlerini daha bilinçli yaşamak isteyen herkesin sabah rutini kurmayı bir önceliğe dönüştürmesi değerli bir yatırım olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/gune-guclu-baslamak-etkili-sabah-rutini-nasil-kurulur</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/gune-guclu-baslamak-etkili-sabah-rutini-nasil-kurulur.webp" type="image/jpeg" length="12806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Polikliniği açıldı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesi-noroloji-poliklinigi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesi-noroloji-poliklinigi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Polikliniği’nin yeni binası törenle açıldı. 81 milyon TL’lik yatırımla tamamlanan yapı hizmete başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Polikliniği’nin yeni hizmet binası düzenlenen törenle açılarak hasta kabulüne başladı. Antalya Valisi Hulusi Şahin, sağlık yatırımlarının hayırsever destekleriyle güçlendiğini belirtirken, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, yeni yapının nöroloji hizmet kapasitesini artıracağını ifade etti. Toplam 2 bin 111 metrekare alana sahip bina 81 milyon 68 bin lira maliyetle tamamlandı.</p>
</blockquote>

<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Polikliniğinin yeni binası düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>

<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, açılışta yaptığı konuşmada, 9 ay önce temeli atılan binanın hizmet kurumuna dönüşmesinin mutluluğunu yaşadığını belirtti.</p>

<p>Bu tür hizmetlerin desteklerle olduğunu söyleyen Şahin, 'Sağlık, eğitim gibi pahalı, zahmetli işleri sadece devletin yapmasını beklemek doğru bir yaklaşım değil. Herkesin destek olması lazım.' dedi.</p>

<p>Antalya'nın hayırseverlik konusunda Türkiye'de örnek şehirlerden biri olduğunu anlatan Şahin, şunları kaydetti:</p>

<p>'Eğitimde devletin yaptığı her bir dersliğe Antalyalılar da bir derslik eklediler. Bu Türkiye'de olmayan bir rakam. Sağlıkta da son dönemde büyük bir atak var. Sadece bugün üç tane sağlık kuruluşunun açılışını, birinin de temel atmasını yaptık. Hepsi de hayırseverlerin eseri. Bununla ne kadar gurur duysak, Antalyalılar ne kadar övünse azdır.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şahin, Akdeniz Üniversitesi Hastanesindeki yeni bina inşaatının tamamlanmasıyla 2 bin yatağın üzerine çıkacağını, Türkiye'nin en büyük üniversite hastanelerinden biri haline geleceğini vurguladı.</p>

<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da binanın akademik çalışma anlamında da nöroloji hizmetlerine katkı sağlayacağını bildirdi.</p>

<p>Toplamda 2 bin 111 metrekare kapalı alana sahip olan yeni poliklinik binasının 81 milyon 68 bin lira bütçeyle tamamlandığını söyleyen Özkan, maliyetin yüzde 35'inin bağışçı İrfan Aktaş tarafından karşılandığını belirtti.</p>

<p>Hayırseverlerin verdiği desteğin Antalya için çok kıymetli olduğunu da ifade eden Özkan, şöyle devam etti:</p>

<p>'Antalya, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle çok güçlü bir şehir. Bugün buradan Antalya'nın hayırseverlerine, iş insanlarına samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum, Akdeniz Üniversitesiyle daha güçlü bağ kurun. Sağlığa, eğitime ve bilime yapılan her katkı bu şehrin geleceğine değer katar.'</p>

<p>Özkan, hedeflerinin Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nin altyapısı, güçlü akademik kadrosu ve artan kapasitesiyle ülkenin en önemli sağlık kuruluşu haline getirebilmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>Hayırsever İrfan Aktaş da projede emeği geçenlere teşekkür etti.</p>

<p>Programa, AK Parti Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse ve İbrahim Ethem Taş, Adli Yargı ve Adalet Komisyonu Başkanı Hayati Karaaslan, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan da katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-universitesi-noroloji-poliklinigi-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/agency/aa/akdeniz-universitesi-noroloji-poliklinigi-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="35176"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Diyeti: Uzun Yaşamın Bilimsel Sırrı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-diyeti-uzun-yasamin-bilimsel-sirri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/akdeniz-diyeti-uzun-yasamin-bilimsel-sirri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz diyeti nedir, nasıl uygulanır ve faydaları nelerdir? Uzun ve sağlıklı yaşamın bilimsel temelli beslenme modeli için kapsamlı rehber.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz diyeti, geleneksel olarak İtalya, Yunanistan, İspanya ve güney Fransa gibi Akdeniz kıyı ülkelerinde uygulanan beslenme modelinden esinlenen, bilimsel araştırmalarla desteklenen bir beslenme yaklaşımıdır. Bu diyet bir kilo verme programı olmaktan çok, sürdürülebilir bir yaşam tarzı olarak tanımlanır.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ve pek çok bilimsel kuruluş, Akdeniz diyetini kalp-damar sağlığı, uzun yaşam ve genel sağlık için önerilen beslenme modelleri arasında gösterir. Akdeniz ülkelerinde yaşayan bireylerin dünya ortalamasının üzerinde yaşam süresine sahip olması da bu modelin gücünü vurgular.</p>

<h2><strong>Akdeniz Diyetinin Temel Prensipleri</strong></h2>

<h3><strong>Temel Gıda Grupları</strong></h3>

<p>Akdeniz diyetinin kalbi sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, sert kabuklu yemişler ve zeytinyağıdır. Bu beslenme modelinde her öğünün temelini sebze ve meyveler oluşturur. Günlük beş-yedi porsiyon sebze ve meyve tüketimi tipiktir.</p>

<p>Zeytinyağı, Akdeniz diyetinin ayırt edici özelliğidir. Yemek pişirmede ve salata soslarında temel yağ olarak kullanılır. Sızma zeytinyağının içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidanlar kalp sağlığı için değerli besinlerdir.</p>

<p>Balık ve deniz ürünleri haftada iki-üç kez tercih edilir. Omega-3 bakımından zengin somon, sardalya, ton balığı ve hamsi gibi balıklar beyin ve kalp sağlığını destekler. Kümes hayvanları orta sıklıkta, kırmızı et ise ayda birkaç kez tüketilir.</p>

<h2><strong>Akdeniz Diyetinin Faydaları</strong></h2>

<h3><strong>Kalp ve Damar Sağlığı</strong></h3>

<p>Akdeniz diyetinin en geniş çaplı araştırılmış faydası kardiyovasküler sağlık üzerindeki olumlu etkileridir. Uzun süreli takip çalışmaları, bu diyeti uygulayan bireylerde kalp krizi ve inme riskinin belirgin şekilde düşük olduğunu göstermektedir.</p>

<p>Kötü kolesterol seviyelerini düşüren ve iyi kolesterolü yükselten yapısı, damar sağlığını doğrudan destekler. Kan basıncını dengeleyici etkisi ise yüksek tansiyondan muzdarip bireyler için ek bir avantaj sunar.</p>

<p>•      Kalp hastalığı riskinde azalma</p>

<p>•      İnme olasılığında düşüş</p>

<p>•      Tip 2 diyabet riskinde azalma</p>

<p>•      Kilo kontrolünde destek</p>

<p>•      Alzheimer ve bunama riskinde azalma</p>

<p>•      Depresyon belirtilerinde hafifleme</p>

<p>•      Bağışıklık sisteminin güçlenmesi</p>

<p>•      Uzun ve kaliteli yaşam</p>

<h3><strong>Beyin Sağlığı ve Uzun Yaşam</strong></h3>

<p>Son yıllarda yapılan araştırmalar Akdeniz diyetinin bilişsel fonksiyonları koruyucu etkisini ortaya koydu. Zeytinyağı, balık ve sebzelerden gelen antioksidanlar, beyin hücrelerini serbest radikallerin zararlarına karşı korur. Düzenli uygulayan bireylerde yaşa bağlı bilişsel gerileme daha yavaş seyreder.</p>

<p>Akdeniz ülkelerinde 'Blue Zone' olarak adlandırılan ve ortalama yaşam süresinin dünya genelinde en yüksek olduğu bölgeler bulunur. Sardinya, İkaria gibi bu bölgelerde 100 yaş üzeri bireylerin sayısı dikkat çekici düzeydedir ve ortak noktalarından biri Akdeniz tipi beslenmedir.</p>

<h2><strong>Günlük Uygulama Örneği</strong></h2>

<h3><strong>Örnek Menü Yapısı</strong></h3>

<p>Akdeniz diyetinde sabah kahvaltısı genellikle hafiftir. Tam buğday ekmeği, az yağlı peynir, zeytin, taze domates ve salatalık tipik bir Akdeniz kahvaltısıdır. Yanında yeşil çay ya da bitki çayı tercih edilir. Meyve (bir elma veya bir avuç kuru meyve) kahvaltıyı tamamlar.</p>

<p>Öğle yemeği dengeli bir tabak olarak kurgulanır. Izgara tavuk veya balık, bol yeşillik salatası, tam tahıl makarna veya bulgur pilavı ve bir avuç ceviz yerini alır. Tatlandırıcı olarak zeytinyağı ve limon kullanılır; krema veya mayonezli soslar yerine doğal alternatifler tercih edilir.</p>

<p>Akşam yemeği genellikle daha hafif olur. Sebze çorbası, fırında sebzeler, kinoa veya mercimek gibi baklagil çeşidi bir ana yemek ve yoğurt ideal bir kombinasyondur. Tatlı olarak taze meyve veya küçük bir avuç sert kabuklu yemiş uygundur.</p>

<h3><strong>Haftalık Akdeniz Diyeti Yapısı</strong></h3>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p><strong>Besin Grubu</strong></p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p><strong>Önerilen Tüketim Sıklığı</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Sebze ve meyve</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Her öğün, günde 5-7 porsiyon</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Tam tahıllar</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Her öğün</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Zeytinyağı</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Her öğün, ana yağ kaynağı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Sert kabuklu yemişler</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Günlük 1 avuç</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Balık ve deniz ürünleri</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Haftada 2-3 kez</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Kümes hayvanları</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Haftada 2-4 kez</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Yumurta</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Haftada 2-4 adet</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Baklagiller</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Haftada 2-3 kez</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Yoğurt ve peynir</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Günlük, ölçülü</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Kırmızı et</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Ayda 1-3 kez</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="top">
   <p>Şeker ve işlenmiş gıdalar</p>
   </td>
   <td valign="top">
   <p>Nadiren</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2><strong>Kaçınılması Gereken Gıdalar</strong></h2>

<h3><strong>Modern Beslenmenin Zararlıları</strong></h3>

<p>Akdeniz diyeti işlenmiş gıdaları, rafine şekeri ve trans yağları mümkün olduğunca minimuma indirir. Paketli atıştırmalıklar, gazlı içecekler, fast food ürünleri, endüstriyel tatlılar ve beyaz un ürünleri bu diyetin dışında tutulur.</p>

<p>İşlenmiş etler (sosis, salam, sucuk) de sınırlandırılması gereken gıdalar arasındadır. Yapılarındaki yüksek tuz, koruyucu maddeler ve işlem görmüş yağlar kalp sağlığını olumsuz etkiler. Bunların yerine taze et, balık ve kümes hayvanları tercih edilir.</p>

<p>Alkol tüketimi Akdeniz kültüründe yemeklerle birlikte, ölçülü bir şekilde yer alır. Günde bir-iki bardağı aşmayan kırmızı şarap tüketimi geleneksel olarak diyetin bir parçasıdır. Ancak alkol kullanmayanların diyete uyum sağlamak için başlaması önerilmez.</p>

<h2><strong>Geçiş Süreci ve İpuçları</strong></h2>

<h3><strong>Sürdürülebilir Bir Değişim</strong></h3>

<p>Alışkanlıkların bir günde değişmesi zordur; Akdeniz diyetine kademeli geçiş daha sürdürülebilir sonuç verir. İlk hafta sadece zeytinyağı kullanımına odaklanmak, ikinci hafta sebze porsiyonlarını artırmak, üçüncü hafta beyaz ekmeği tam tahılla değiştirmek gibi adımlar planlanabilir.</p>

<p>Yemek planlamayı önceden yapmak başarı şansını artırır. Haftalık alışveriş listeleri hazırlamak ve hafta sonu toplu yemek hazırlama (meal prep) yöntemiyle haftalık öğünleri hazırlamak, iş yoğunluğu olan günlerde sağlıksız tercihlere kaymayı engeller.</p>

<p>Aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yeme kültürü de Akdeniz beslenme modelinin önemli bir parçasıdır. Yemekleri aceleyle tüketmek yerine oturarak, sohbet ederek ve lokmaları iyi çiğneyerek yemek hem sindirim hem de psikolojik sağlık açısından olumlu etkiler yaratır.</p>

<p>Akdeniz diyeti, kısa vadeli bir kilo verme programı değil, sürdürülebilir ve bilimsel temelli bir yaşam tarzıdır. Sebze, meyve, zeytinyağı, balık, baklagiller ve tam tahıllar etrafında örülen bu beslenme modeli kalp sağlığından beyin fonksiyonlarına, kilo kontrolünden uzun yaşama kadar geniş bir yelpazede faydalar sunar. Kademeli ve sabırlı geçiş, bu diyeti uzun süreli bir alışkanlığa dönüştürmenin anahtarıdır. Beslenme değişikliğine başlamadan önce özellikle kronik hastalığı olan bireylerin bir diyetisyen ya da uzman hekimle görüşmesi faydalı olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/akdeniz-diyeti-uzun-yasamin-bilimsel-sirri</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/akdeniz-diyeti-uzun-yasamin-bilimsel-sirri.png" type="image/jpeg" length="55820"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk cerrah İngiltere’de canlı ameliyat gerçekleştirecek]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/turk-cerrah-ingilterede-canli-ameliyat-gerceklestirecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/turk-cerrah-ingilterede-canli-ameliyat-gerceklestirecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere’de düzenlenecek uluslararası kolorektal cerrahi kongresinde canlı ameliyat yaparak Türk tıbbını temsil edecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası alanda robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de düzenlenecek 10'uncu Portsmouth Colorectal Kongresi'nde canlı ameliyat gerçekleştirecek.</p>

<p>Uluslararası alanda kanser hastalıkları ve özellikle robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan ve Rusya Kolorektal Cerrahlar Derneği'nin (RSCS) onursal üyesi de seçilen Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de 9-12 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek 10'uncu Portsmouth Colorectal (Kolorektal) Kongresi'nde Türk tıp dünyası adına bir ilki gerçekleştirecek. Prof. Dr. Asoğlu, Kolorektal Kongresi'nde, dünyanın farklı ülkelerinden katılacak bu alandaki en önemli bilim insanlarının önünde canlı ameliyat gerçekleştirecek.</p>

<h2><strong>MODERATÖR, BU İŞİN TEKNİĞİNİ TANILMAYAN KİŞİ</strong></h2>

<p>Kolorektal cerrahi alanında düzenlenecek 10'uncu büyük kongreye davet edildiğini belirten Prof. Dr. Oktar Asoğlu, 'Kongrenin özelliği canlı yayınlarla yapılan bir kongre, hem salona hem online yapılıyor. Böylelikle binlerce kişiye ulaşabiliyor. İlginç tarafı rektum kanserinde devrim yaratan Bill Shields, 90 yaşına geldi. Onun moderatörlüğünde 3 cerrah, canlı ameliyat yapacağız. Eş zamanlı ve dünyada bu işin standardını koyan 90'a yakın bilim insanı da orada olacak. Moderatörlüğünü, tekniği tanımlayan bilim insanı yapıyor, diğerleri de standartları koyan bilim insanları. Biz de canlı performansla ameliyat yapacağız ve 2- 2,5 saatlik bir süreçte bu tartışılacak' dedi.</p>

<h3><strong>İNGİLTERE'DE TÜRK TIBBI ADINA İLK</strong></h3>

<p>Daha önce Rusya, Avrupa ve Asya'da bu alandaki kongrelerde de canlı ameliyat gerçekleştiren Prof. Dr. Asoğlu, 'İngiltere'deki bu büyük kongrede de yabancı bir hastayı, yabancı bir ülkedeki kongre sırasında ameliyat eden, benim bildiğim kadarıyla ilk kez oluyor. Ben başka ülkelerde onlarca kez ameliyat yaptım. İngiltere'deki kongre de bir nevi meslek zirvesi. Buna götüren şey de tabii, yıllardır belirli bir alanda çalışma, yayın yapma, uzun yıllar kongrelerde çeşitli basamaklarda görev aldıktan sonra bilimsel yaptığınız şeylerin karşılığı' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'BİLİMİ TOPLUM YARARINA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ'</strong></h3>

<p>Hedefinin İtalya, Meksika gibi diğer ülkeler olduğunu anlatan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, yıllardır vazgeçmeden bilim adına çalışmalarını büyük gayretle sürdürdüğünü anlattı. Türkiye'de akademik yayınlar ya da makalelerin genellikle ünvan alıncaya kadar, kriter doldurmak için yapıldığı ve kesintisiz sürdürülmediği eleştirisinde bulunan Prof. Dr. Asoğlu, 'Yani ben kesintisiz sürdüren, her yıl 5-6 tane uluslararası yayın yapan, ünvan bile kullanmıyorum. Çünkü bilim adına yapıyoruz. Yani bilimin standartlarını belirlemeye çalışmak amaçlı. Çünkü amaç ameliyat yapmak değil. Aynı zamanda bir başka ameliyathanede, bir başka ülkede, başka bir cerrah bir ameliyat yaparken bizim bu standartları koyabilmemizle başka bir hayata dokunsun. Bilimi üretkenlik, toplum yararına dönüştürmeyi hedefleyen bir hayat çizdim. Bunlar da onun karşılığı' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'DÜNYANIN HER YERİNDEN İZLENECEK'</strong></h3>

<p>10 Haziran Çarşamba günü saat 11.00'de canlı ameliyatın gerçekleşeceğini belirten Prof. Dr. Asoğlu, 'Tabii online dünyanın her yerinden izlenecek. Tıbbi cerrahlar kendini tanımlayıp kongreye online kayıt yaptırıyor. Kayıt yaptırdıktan sonra online olarak tüm kongreyi izliyor, soru sorabiliyor, moderatör kanalıyla soru da sorabiliyor. Yani cerrahlar izleyebilecek. Canlı ameliyatı Güney Kore'den 10 bin vaka yapmış çok üst düzey bir cerrah Prof. Choi ve Norveç'ten Prof. Lars Thomas ile birlikte yapacağız. İki isim de çok önemli cerrahlar. Üçümüz aynı ameliyatın farklı versiyonlarını yapacağız eş zamanla. Tabii ilginç tarafı asıl orada bir sürü moderatör var. Bunlar da dünya standartlarını koymuş bilim insanları, ameliyatı yorumluyor. Bill Shields bu tekniği tanımlayan kişi. En güzel tarafı da ben asistanken ismini duyduğum, izlediğim, heyecanla merak ettiğim adamın önünde bunu yapıyor olmak ayrı bir şey olacak' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/turk-cerrah-ingilterede-canli-ameliyat-gerceklestirecek</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak.webp" type="image/jpeg" length="24580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan güneş kremi uyarısı: 2 saatte bir yenileyin]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/uzmanlardan-gunes-kremi-uyarisi-2-saatte-bir-yenileyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/uzmanlardan-gunes-kremi-uyarisi-2-saatte-bir-yenileyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji uzmanı, güneş kremi kullanımının cilt kanserine karşı en önemli koruma olduğunu belirterek 2 saatte bir yenileme ve doğru SPF seçimi uyarısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Makbule Dündar, güneş kremi kullanımının cilt kanserine karşı en önemli koruyucu adımlardan biri olduğunu belirterek, korunmasız güneş maruziyetinin çok daha büyük risk taşıdığını söyledi. Uzm. Dr. Dündar, 'Çocukların güneş yanığından korunması da çok önemli. Çünkü çocukluk çağındaki güneş hasarı ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Güneş kreminin gün içinde yalnızca bir kez sürülmesi yeterli değildir. Özellikle deniz ve havuz kenarında güneş koruyucu mutlaka iki saatte bir yenilenmeli. Yüz bölgesi için iki parmak kuralına dikkat edilerek yeterli miktarda ürün kullanılmalı' dedi.</p>

<p>Güneş koruyucuların yalnızca SPF değerine göre değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Dündar, 'UVB bronzlaşmaya ve yanıklara neden olurken, UVA ışınları cilt yaşlanması ve kırışıklıklardan sorumludur. Bu nedenle kullanılacak ürünün hem UVA hem UVB koruması içermesi gerekir. Yaz aylarında en az SPF 30 güneş koruyucu kullanılmalıdır. Güneş hassasiyeti olan kişilerde SPF 50 ürünlerin tercih edilmesi gerekir. Ekran karşısında uzun süre vakit geçiren kişiler de mavi ışık koruması içeren ürünlerin kullanımı faydalı olacaktır' diye konuştu.</p>

<p>Güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkilerini belirten Dr. Dündar, 'Cilt kanserinin en önemli nedenlerinden biri korunmasız güneş maruziyetidir. Özellikle koyu renkli benleri olan kişilerde bu risk daha da artabiliyor. Çocukluk döneminde oluşan güneş yanıkları ilerleyen yaşlarda cilt kanseri gelişme riskini ciddi şekilde arttırıyor. Güneş koruyucu seçiminde cilt tipi oldukça önemli. Kuru ciltler için daha yoğun ve nemlendirici özellikli ürünler tercih edilebilir. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde ise daha hafif, jel ya da likit formdaki güneş koruyucular kullanılmalıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'ÇOCUKLARDA MİNERAL FİLTRELİ ÜRÜNLER TERCİH EDİLMELİ'</strong></h2>

<p>Atopik ve hassas cilde sahip çocuklarda mineral filtreli güneş kremlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Dündar, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>'Çocukların güneş yanığından korunması çok önemli. Çünkü çocukluk çağındaki güneş hasarı ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Güneş kreminin gün içinde yalnızca bir kez sürülmesi yeterli değildir. Özellikle deniz ve havuz kenarında güneş koruyucu mutlaka iki saatte bir yenilenmeli. Yüz bölgesi için iki parmak kuralına dikkat edilerek yeterli miktarda ürün kullanılmalı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/uzmanlardan-gunes-kremi-uyarisi-2-saatte-bir-yenileyin</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/agency/dha/uzmanlardan-gunes-kremi-uyarisi-2-saatte-bir-yenileyin.jpg" type="image/jpeg" length="40963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan yaz öncesi bilinçsiz spor uyarısı]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/uzmandan-yaz-oncesi-bilincsiz-spor-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/uzmandan-yaz-oncesi-bilincsiz-spor-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da bilinçsiz egzersiz nedeniyle sakatlanan vatandaşlar sonrası uzmanlar, hızlı kilo verme amacıyla yapılan yanlış sporun risklerine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da yaz öncesi fit görünmek için bilinçsizce spora başlayan Gülay Kutlu (60) ve Memduh Özkaynak (49), yanlış egzersiz nedeniyle sakatlandı. Akdeniz Üniversitesi'nden (AÜ) Prof. Dr. Nehir Samancı Karaman, hızlı sonuç alma isteğinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.</p>

<p>Yaz öncesi kısa sürede fit görünmek isteyenlerin bilinçsiz yaptığı egzersizler, ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. Antalya'da yaşayan Gülay Kutlu, televizyon programlarında gördüğü hareketleri yoğun şekilde uyguladıktan sonra bel fıtığı yaşarken, yıllardır spor yapan Memduh Özkaynak'ın ise ağır kilo kaldırması sonucu omzunda yırtık oluştu.</p>

<p>Ev hanımı Gülay Kutlu, kış aylarında aldığı kiloları vermek için evde yoğun egzersiz yapmaya başladığını belirterek, 'Yaza giriyoruz diye hızlı kilo vermek istedim. Televizyonda gördüğüm egzersizleri yoğun şekilde yaptım. Yanlış hareketler nedeniyle belimde çok şiddetli ağrı başladı. Birkaç gün bekledim, geçmeyince fizik tedaviye başvurdum ve bel fıtığı olduğumu öğrendim' diye konuştu. Yanlış yaptığını sonradan fark ettiğini belirten Kutlu, 'Artık yaşıma ve kiloma uygun egzersizlerin bilinçli yapılması gerektiğini biliyorum. Herkes televizyonda gördüğü hareketleri uygulamamalı, birden yüklenmemeli' dedi.</p>

<h2><strong>'SPOR SALONUNUN ÖNÜNDEN GEÇMEYE KORKUYORUM'</strong></h2>

<p>2013 yılından bu yana farklı sporlarla ilgilendiğini söyleyen ziraat mühendisi Memduh Özkaynak ise vücut geliştirme sırasında ağır kilolar nedeniyle omzunda yırtık oluştuğunu anlattı. Özkaynak, 'Daha fazla gelişmek için ağır kilolar kaldırmaya başladım. Özellikle omuz çalışırken kendimi zorladım ve omzum yırtıldı. Şimdi 7 aydır spor salonlarının önünden geçmeye korkuyorum' ifadelerini kullandı. Spor salonlarında insanların birbirinden etkilenerek kapasitesinin üzerine çıktığını söyleyen Özkaynak, 'İnsan gaza geliyor. Karşındaki daha ağır kaldırınca sen de yapmak istiyorsun ama bu büyük hata. Hafif kilo ve sık tekrar daha doğruymuş. Isınma ve soğumanın önemini de yaşayarak öğrendim' diye konuştu.</p>

<h3><strong>'AŞIRI YÜKLENME CİDDİ HASARLARA YOL AÇABİLİR'</strong></h3>

<p>AÜ Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Prof. Dr. Nehir Samancı Karaman ise yaz öncesi hızla sonuç alma isteğinin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Karaman, 'Aşırı ağırlık kaldırma ve yoğun yüklenmeler kas-tendon kopmaları, menisküs yırtıkları, bel ve boyun fıtıkları gibi ciddi problemlere yol açabiliyor. Hazır olmayan bir vücutla yapılan ağır sporlar kalp ritim bozuklukları ve böbrek hasarına kadar ilerleyebiliyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Egzersizlerin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karaman, 'Televizyonda ya da sosyal medyada görülen hareketler herkese uygun değildir. Egzersizler kişinin yaşı, kilosu, kas gücü ve sağlık durumuna göre planlanmalı. Ani ve aşırı yüklenme yerine orta yoğunlukta ve kademeli spor tercih edilmeli' diye konuştu.</p>

<p>Yaza fit girmek isteyenlere uyarıda bulunan Karaman, spor yoğunluğunun haftalık en fazla yüzde 10 artırılması gerektiğini belirterek, 'Amaç kısa sürede kilo vermek değil, sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşam alışkanlığı kazanmak olmalı' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/uzmandan-yaz-oncesi-bilincsiz-spor-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/6a211c42ab7ede844bb60651.webp" type="image/jpeg" length="65316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağırsak sağlığı kanser tedavisinin başarısını etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinin-basarisini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinin-basarisini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, mikrobiyota dengesinin kanser tedavisinde yan etkileri azaltabildiğini ve tedaviye verilen yanıtı olumlu yönde etkileyebildiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Topçu, kanser tedavisi gören hastalarda bağırsak sağlığının tedavi sürecinin başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, mikrobiyota dengesinin güçlü olduğu hastalarda tedaviye yanıtın daha iyi, yan etkilerin ise daha az görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Topçu, bağırsaklarda yaşayan faydalı bakterilerin yalnızca sindirim sistemi için değil, kanser tedavisinin etkinliği açısından da önemli rol oynadığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağırsak sağlığındaki bozulmanın kanser tedavisinde süreci zorlaştırabileceğini, sık görülen ağız yaraları, mukozit, ishal ve kabızlık gibi sorunların bağırsak bariyerini bozabildiğini aktaran Topçu, şunları kaydetti:</p>

<p>'Bu durumlar tedaviye uyumu zorlaştırabilir. Ancak bağırsak sağlığı iyi olan hastalarda hem yan etkiler daha az görülür hem de tedaviye uyum artar. Bağırsak dengesini bozan en önemli faktörlerden biri gereksiz antibiyotik kullanımı. Antibiyotikler, faydalı bakterileri azaltarak mikrobiyotayı olumsuz etkileyebilir.'</p>

<p>Topçu, probiyotik kullanımının her hasta için uygun olmadığını belirterek, hastalara liften zengin, dengeli ve doğal beslenme önerdiklerini aktardı.</p>

<p>Bağırsak sağlığının yalnızca destekleyici değil, tedaviye yön veren bir faktör olduğuna değinen Topçu, 'Özellikle bağışıklık sistemi zayıf hastalarda probiyotikler risk oluşturabilir. Bu nedenle mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalı. Doğru beslenme ve erken müdahale ile tedaviye uyum artırılabilir. Mikrobiyota dengesi iyi olan hastalarda tedaviye yanıt daha olumlu oluyor.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinin-basarisini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/agency/aa/bagirsak-sagligi-kanser-tedavisinin-basarisini-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="90932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hemoroid sanılan belirtiler kanser habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/hemoroid-sanilan-belirtiler-kanser-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/hemoroid-sanilan-belirtiler-kanser-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, hemoroid ile karıştırılan uzun süreli ağrı ve kanama şikayetlerinin rektum kanseri belirtisi olabileceği konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Sağlık Grubu'ndan Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Aydın, 'hemoroid' sanılan uzun süreli ağrı ve kanama şikayetlerinde genel cerrahi veya gastroenteroloji cerrahisi uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, makat bölgesindeki şikayetler, halk arasında 'basur' olarak bilinen 'hemoroid' hastalığı sanılarak önemsenmeyebiliyor veya utanç duygusuyla ertelenebiliyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinden Genel Cerrahi ve Gastoentoloji Cerrahisi Uzmanı Aydın, şikayetlerin basit bir rahatsızlık sanılarak kulak ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Hemoroid sanılan belirtilerin rektum kanseri gibi çok ciddi hastalıkların da habercisi olabileceğine dikkati çeken Aydın, özellikle 40 yaş sonrasında ortaya çıkan şikayetlerin vakit kaybedilmeden değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.</p>

<p>Hemoroid ve rektum kanseri belirtilerinin birbirine benzeyebildiğini, her iki hastalığın da makatta dolgunluk hissi, ağrı ve kanama yapabildiğini aktaran Aydın, 'Ancak biri damarsal yapılardan kaynaklanırken, diğeri bağırsak mukozasındaki hücrelerden gelişen ciddi bir kanser türüdür.' ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle toplumda şikayetlerin utanma duygusuyla ertelendiğini ifade eden Aydın, 'Birçok kişi tüm şikayetlerini hemoroid sanıyor. Oysa rektum kanserinde geç kalındığında hem yaşam kalitesi bozuluyor hem de tedavi şansı azalıyor.' uyarısında bulundu.</p>

<p>Kanser hastalıklarında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aydın, 'Kanserden korkma, geç kalmaktan kork sözü burada çok önemli. Çünkü gecikildikçe tedavi olma şansı azalıyor. Makat bölgesinde uzun süren kanama, ağrı veya dolgunluk hissi yaşayan kişilerin mutlaka genel cerrahi veya gastroenteroloji cerrahisi uzmanına başvurması gerekir. Erken değerlendirme hayat kurtarıcı olabilir.' değerlendirmesini yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/hemoroid-sanilan-belirtiler-kanser-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/06/agency/aa/hemoroid-sanilan-belirtiler-kanser-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="69639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Check Up Hakkında Merak Edilenler]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/check-up-hakkinda-merak-edilenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/check-up-hakkinda-merak-edilenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Check up, herhangi bir rahatsızlık olmasa dahi olası hastalıkların erken teşhisi ve risk faktörlerinin belirlenmesi için yapılan kapsamlı bir sağlık taramasıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Check up</strong>, herhangi bir rahatsızlık olmasa dahi olası hastalıkların erken teşhisi ve risk faktörlerinin belirlenmesi için yapılan kapsamlı bir sağlık taramasıdır. Check up randevusu alınarak başlayan süreçte, kişiye özel test ve muayeneler uygulanır. Yapılan tetkikler, hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefler. <strong>Check up fiyatları</strong> ise işlemlerin kapsamına, içeriğine ve kişinin özel sağlık ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösterir.</p>

<h2><strong>Check Up Nasıl Yaptırılır?</strong></h2>

<p>Uzman hekim muayenesi ve laboratuvar testlerinden oluşacak süreçte kişinin yaşına, cinsiyetine ve genetik risk faktörlerine göre planlama yapılır. <a href="https://www.medicalpark.com.tr/saglik-rehberi/check-up" rel="dofollow"><span style="color:#1155cc"><u>Check up randevusu</u></span></a> alınarak birçok hastalığın tedavisine erken başlanabilir. Süreç genellikle şu şekilde ilerler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kişinin tıbbi geçmişi, ailesinin sağlık öyküsü ve yaşam tarzı ile şikâyetler hakkında ön görüşme yapılır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Doktor tarafından fiziksel bir muayene yapılır. Nabız, tansiyon, kilo ve boy gibi parametreler ölçülür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kan ve idrar testleri yapılarak kolesterol ve kan şekeri ile vitamin ve mineral gibi biyokimyasal değerlere bakılır.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaş ve risk faktörlerine göre ultrason, EKG, akciğer röntgeni, tomografi ve MR gibi görüntüleme tekniklerine başvurularak iç organların durumu öğrenilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kişinin ihtiyaçlarına göre kardiyoloji ya da kadın hastalıkları gibi branşlara yönlendirilebilir.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sonuçlar doktor tarafından incelendikten sonra kişinin genel sağlık durumu hakkında rapor hazırlanır. Gerekli görülürse ileri tetkik, tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri önerilebilir.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Check Up Ne Kadar Sürer?</strong></h2>

<p>Check up süresi, ortalama 1 ile 3 saat arasında sürer. Hastanın şikâyetlerine ve testlerin kapsamına göre değişiklik gösterir. Ancak, hastanın şikâyetleri doğrultusunda uzmana yönlendirilmesi ve ek tetkikler sürecin uzamasına neden olabilir. Uzman hekimin yoğunluğu, muayene, test çeşitliliği ve doktor değerlendirmesi gibi faktörler süre ile doğru orantılıdır.</p>

<h2><strong>Check Up da Nelere Bakılır?</strong></h2>

<p>Check up sürecinde diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol, kalp hastalıkları ve kanser türleri için taramalar yapılır. Ayrıca kemik erimesi, romatizma, vitamin ve mineral eksikliği, anemi, beyin ve damar ile göz gibi birçok organa ait hastalık incelenebilir. Kişilerin genetik olarak yatkın olduğu hastalıklar, düzenli sağlık taraması ile ortaya çıkar.</p>

<h2><strong>Check-Up Hangi Testler Yapılır?</strong></h2>

<p>Check up taraması kan ve idrar testlerinden görüntüleme tetkiklerine kadar pek çok adımdan meydana gelir. Check up randevusu alınarak genel bir sağlık taraması gerçekleştirilir. Düzenli kontrol ile bazı hastalıklara erken tanı konulup tedaviye başlanabilir. Sağlık taraması kapsamında yapılan testler aşağıdaki gibidir:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kan ve idrar tahlili</p>
 </li>
 <li>
 <p>Biyokimya testleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Enfeksiyon tarama testleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hormon testleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gaitada gizli kan testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>EKG, akciğer grafisi, ultrasonografi ve MRI gibi görüntüleme teknikleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kemik yoğunluğu ölçümü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kadın ve erkeklere özel testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Görme keskinliği, göz tansiyonu ve işitme fonksiyonları için muayene ve testler</p>
 </li>
</ul>

<p>Test sonuçlarına göre endokrinoloji, kardiyoloji, üroloji ve kadın hastalıkları gibi branşlara yönlendirme yapılabilir.</p>

<h2><strong>Check Up Hangi Bölümde Uygulanır?</strong></h2>

<p><font size="3">Check up, hastanelerde dahiliye olarak bilinen iç hastalıkları bölümü tarafından koordine edilir. Ancak tercih edilen check up paketlerine göre branşlar değişiklik gösterebilir. Örneğin </font><a href="https://www.medicalpark.com.tr/saglik-rehberi/dis-check-up" rel="dofollow"><span style="color:#1155cc"><font size="3"><u>diş check-up paketi</u></font></span></a><font size="3">, ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik olurken sindirim paketi, mide ve bağırsak ile sindirim sisteminin genel sağlık durumunu kontrol etmeyi amaçlar. Check up fiyatları ve paketleri için hastaneden detaylı bilgi alınabilir. </font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/check-up-hakkinda-merak-edilenler</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-28-at-144119.jpeg" type="image/jpeg" length="77667"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya nöbetçi eczaneler 21 Nisan 2026: Güncel liste]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya nöbetçi eczaneler 21 Nisan 2026 listesi yenilendi. Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı ve ilçelerde bugün açık eczaneler. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antalya nöbetçi eczaneler</strong> listesi 21 Nisan 2026 Salı günü için yenilendi. İl genelinde ilaç ihtiyacı duyan vatandaşlar için Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Döşemealtı, Aksu, Alanya, Manavgat, Kemer, Serik, Kaş, Korkuteli, Elmalı, Demre, Finike, Kumluca, Gazipaşa ve Akseki başta olmak üzere nöbet tutan eczanelerin adres ve telefon bilgileri belli oldu. Antalya Eczacı Odası'nın açıkladığı güncel listeye göre nöbetçi eczaneler saat 08.00'de nöbete başladı ve 22 Nisan Çarşamba saat 08.00'e kadar 24 saat hizmet vermeye devam edecek.</p>

<p>Peki <strong>Antalya'da bugün hangi eczaneler nöbetçi</strong>, en yakın nöbetçi eczane hangi mahallede bulunuyor? İl genelinde farklı ilçelerde nöbet tutan eczanelerin tam listesini, adreslerini ve telefon numaralarını aşağıda ilçe ilçe derledik. Acil ilaç ihtiyacı olan vatandaşlar, kendilerine en yakın nöbetçi eczaneye bu listeden ulaşabilir.</p>

<h2><strong>Muratpaşa nöbetçi eczaneler</strong></h2>

<p><strong>YENİ YAPRAK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 334 06 42 Adres: Yıldız Mah. Çakırlar Cad. No:24/A Muratpaşa (Medstar Hastanesi karşısı)</p>

<p><strong>ŞULE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 345 35 28 Adres: Anafartalar Cad. Atatürk Devlet Hastanesi karşısı (SSK otopark karşısı) No:141/B</p>

<p><strong>ÇAĞLA ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 311 13 57 Adres: Cumhuriyet Mah. Fatih Cad. Eski Sanayi İtfaiye Kavşağı Lukoil Petrol güney çaprazı 9 Nolu Sağlık Ocağı karşısı</p>

<p><strong>UĞUR ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 241 18 27 Adres: Cumhuriyet Meydanı Atatürk Anıtı karşısı Eski Valilik yanı No:1</p>

<p><strong>PORTAKAL ÇİÇEĞİ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 311 11 34 Adres: Kırcami Mah. Perge Bulv. Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi yanı Total Benzin İstasyonu yanı</p>

<p><strong>KUMBUL ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 316 00 55 Adres: Şirinyalı Mah. İsmet Gökşen Cad. Ful Apt. No:69/A Muratpaşa</p>

<p><strong>ERDEM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 324 10 20 Adres: Barınaklar Bulv. Çağlayan Opet'i geçince 50 mt sonra solda</p>

<hr />
<h3><strong>Kepez nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>TOPKAYA ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 346 72 81 Adres: Çallı Kavşağı Dokuma yönü Yapı Kredi Bankası arkası 14 Nolu Sağlık Ocağı yanı</p>

<p><strong>NEZİH ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 325 44 76 Adres: Yeni Emek Mah. 2594 Sok. No:33/A Kepez 6 Nolu Sağlık Ocağı karşısı, Kepez Müftülüğü kuzeyindeki Moda Düğün Salonu arkası</p>

<p><strong>TORAMAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 417 77 07 Adres: Varsak-Karşıyaka Mah. Türkoğlu Cad. Varsak Tahtakale'den yukarı 37 Nolu ASM karşısı (A101 ve ŞOK Market arasında) No:44B/1 Kepez</p>

<p><strong>ARPEK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 746 12 35 Adres: Sütçüler Mah. Güneş Cad. 127-A Kepez Devlet Hastanesi karşısı</p>

<p><strong>KÜLTÜR ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 226 02 74 Adres: Kültür Mah. Tıp Fakültesi Hastanesi Oto Çıkış karşısı İller Bankası sırası Çakırlar Yolu</p>

<hr />
<h3><strong>Konyaaltı nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>YAŞAM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 260 60 60 Adres: Liman Mah. Boğaçayı Cad. No:54/B-1 Konyaaltı ATM Parktan sağa doğru döndükten sonra 300 mt ileride sağda Migros Jet karşısı</p>

<p><strong>KONYAALTI ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 502 09 66 Adres: Altınkum Mah. Anadolu Cad. 446 Sok. No:34/A Konyaaltı (Altınkum Kavşağı Marcolama yanı)</p>

<hr />
<h3><strong>Döşemealtı nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>ZEYTİN ECZANESİ</strong> Telefon: 0551 853 99 66 Adres: Yeniköy Mah. 74. Sok. No:53 Döşemealtı (Termessos Hastanesi karşısı)</p>

<hr />
<h3><strong>Aksu nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>ARDA ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 463 10 38 Adres: Güzelyurt Mah. 26203 Sok. No:1/A Aksu</p>

<hr />
<h3><strong>Alanya nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>TEZCAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 513 78 59 Adres: Cuma Pazarı güney girişi Şekerciler Market karşısı 3/B (Ticaret Odası karşısı)</p>

<p><strong>ŞAHİN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 513 49 23 Adres: 25 M. Yol Hacet Köprüsü Hancı Pastanesi yanı</p>

<p><strong>SİNAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 514 29 28 Adres: Oba Mah. Fidanlık Cad. No:88/A Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi yanı</p>

<p><strong>ÇİNTAŞ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 504 06 54 Adres: Kargıcak Mah. Gazipaşa Cad. No:34/C Alanya (Kargıcak Shell arkası)</p>

<p><strong>IRMAK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 565 29 97 Adres: Telatiye Mah. Halyolu üzeri İstiklal Cad. No:6/D Konaklı/Alanya</p>

<hr />
<h3><strong>Manavgat nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>ÖZTÜRK ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 746 58 31 Adres: Mimar Sinan Mah. Tınaztepe Cad. No:19/B Manavgat Şahin Tepesi Mevki (SGK karşı çaprazı)</p>

<p><strong>EGE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 502 58 07 Adres: Şelale Mah. 3526 Sk. No:17A Manavgat (60. Yıl Ortaokulu alt tarafı, Salkım Evler yolu üzeri)</p>

<hr />
<h3><strong>Korkuteli nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>NAZ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 643 51 11 Adres: Aşağıpazar Mah. Hükümet Cad. No:3</p>

<hr />
<h3><strong>Elmalı nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>EKİCİ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 618 26 26 Adres: Yeni Mah. Antalya Cad. No:67/B (Döner Kavşak) Elmalı</p>

<hr />
<h3><strong>Kaş nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>ÜLKE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 836 14 02 Adres: Atatürk Bulv. No:11/A Kaş</p>

<p><strong>KAŞ DERMAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 845 42 82 Adres: Kınık Mah. Göl Cad. Küçük Sanayi Sitesi E Blok No:30-5/1</p>

<p><strong>BUKET ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 844 33 21 Adres: Menteşe Mah. Cumhuriyet Cad. No:4/A Kalkan</p>

<hr />
<h3><strong>Demre nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>YENİ YAŞAM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 871 44 45 Adres: Gökyazı Mah. Noel Baba Cad. No:24/A-B</p>

<hr />
<h3><strong>Finike nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>İREM ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 334 11 41 Adres: Yenimahalle Mah. 520 Sok. No:4 Finike</p>

<p><strong>TURUNÇOVA ECZANESİ</strong> <em>(Gece saat 23.59'a kadar açık)</em> Telefon: 0242 852 12 40 Adres: İnönü Cd. No:15 Turunçova Finike</p>

<p><strong>AVCI ECZANESİ</strong> <em>(Gece saat 23.59'a kadar açık)</em> Telefon: 0553 018 46 88 Adres: Hasyurt Mah. Atatürk Cad. No:1 Finike</p>

<hr />
<h3><strong>Kumluca nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>PARLAMIŞ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 887 17 17 Adres: Meydan Mah. Bosna Sok. No:2C Kumluca</p>

<hr />
<h3><strong>Kemer nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>BERAN ECZANESİ</strong> Telefon: 0531 943 44 07 Adres: Merkez Mah. Liman Cad. 29/A Kemer</p>

<p><strong>ÖZGE ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 821 42 89 Adres: Tekirova Mah. Tekirova Cad. No:16 Kemer</p>

<hr />
<h3><strong>Serik nöbetçi eczaneler</strong></h3>

<p><strong>DALIÇ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 722 04 24 Adres: Yeni Mahalle Gülsün Süleyman Süral Cad. No:16/A (Eski Diş Hastanesi yanı)</p>

<p><strong>PINAR ECZANESİ</strong> <em>(Gece saat 02.00'a kadar açık, SGK anlaşması yoktur)</em> Telefon: 0242 715 13 44 Adres: Akdeniz Mah. Uysal Sk. No:10 Belek</p>

<hr />
<h3><strong>Gazipaşa nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>TUNCER ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 572 11 19 Adres: Rasıh Kaplan Cad. Özçelik İşh. No:8/A</p>

<hr />
<h3><strong>Akseki nöbetçi eczane</strong></h3>

<p><strong>MERKEZ ECZANESİ</strong> Telefon: 0242 678 11 84 Adres: Ömer Durak Cad. No:42/7</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h4><strong>Antalya'da nöbetçi eczane nasıl bulunur?</strong></h4>

<p>Antalya Eczacı Odası'nın belirlediği sisteme göre nöbetçi eczaneler saat 08.00'de nöbete başlıyor ve ertesi gün aynı saatte nöbeti sona erdiriyor. Bu sistem hafta içi, hafta sonu ve resmi tatil günleri için geçerli. Nöbet sırasında eczanenin kapısı kapalı görünse bile, zile basıldığında görevli eczacı vatandaşlara hizmet vermekle yükümlü. Finike ve Serik ilçelerinde bazı eczanelerin belirli saate kadar açık kaldığı, sonrasında acil durumlarda zile basılarak hizmet alınabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Vatandaşlar güncel listeyi <a href="http://www.antalyaeo.org.tr/tr/nobetci-eczaneler" rel="nofollow"><strong>Antalya Eczacı Odası'nın resmi internet sitesi</strong></a> üzerinden takip edebiliyor. Ayrıca T.C. Sağlık Bakanlığı'nın e-Devlet üzerindeki nöbetçi eczane sorgulama hizmeti ve 184 SABİM hattı da alternatif kanallar olarak öne çıkıyor. Güncel sağlık ve eczane duyuruları için <a href="http://antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler"><strong>Antalya Haber</strong></a> nöbetçi eczane sayfamızı takip edebilirsiniz.</p>

<h4><strong>Nöbetçi eczaneye giderken nelere dikkat edilmeli?</strong></h4>

<p>Reçeteli ilaçlar için mutlaka geçerli bir reçete veya MEDULA sistemindeki elektronik reçete bilgisinin hazır olması gerekiyor. Acil durumlarda reçetesiz satılan ağrı kesici, ateş düşürücü ve benzeri ilaçlar için ise reçete şartı aranmıyor. SGK kapsamındaki ilaçlar için katılım payı her zamanki gibi tahsil ediliyor.</p>

<p>Nöbetçi eczaneye gitmeden önce telefonla arayıp aradığınız ilacın stokta olup olmadığını öğrenmek zaman kaybının önüne geçiyor. Özellikle gece saatlerinde yola çıkmadan önce adres teyidi yapılması öneriliyor. Haritada görünen konumlar zaman zaman güncel olmayabildiği için, eczaneyi doğrudan arayarak tarif istemek en güvenli yöntem olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/antalya-nobetci-eczaneler-21-nisan-2026-guncel-liste.webp" type="image/jpeg" length="59914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nöbetçi eczaneden reçetesiz hangi ilaçlar alınır?]]></title>
      <link>https://www.antalyahaber.net/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alinir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahaber.net/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alinir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöbetçi eczaneden reçetesiz alınabilen ilaçların tam listesi. Ağrı kesici, ateş düşürücü, mide ilacı ve daha fazlası. İşte detaylar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gece saatlerinde ani bir baş ağrısı, ateş ya da mide bulantısı yaşayan vatandaşların ilk başvurduğu yer <strong>nöbetçi eczaneler</strong> oluyor. Ancak her ilaç reçetesiz satın alınamıyor. Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği kurallara göre bazı ilaç grupları doktor reçetesi olmadan eczaneden temin edilebilirken, bazıları yalnızca hekim kontrolünde veriliyor. Peki nöbetçi eczaneden reçetesiz hangi ilaçlar alınabiliyor, hangi durumlarda mutlaka hekime başvurmak gerekiyor?</p>

<p>Reçetesiz satılan ilaçlar tıp literatüründe "OTC" (Over-The-Counter) ürünler olarak geçiyor. Bu gruptaki ilaçlar, genel olarak hafif şiddetteki belirtilere yönelik ve kısa süreli kullanım için uygun görülen preparatlar. Özellikle Antalya gibi turizm yoğun illerde nöbetçi eczaneler, yerli ve yabancı turistlerin acil ilaç ihtiyaçlarını karşılayan önemli sağlık noktaları olarak öne çıkıyor. Aşağıda reçetesiz alınabilen ilaç gruplarını ve dikkat edilmesi gereken noktaları derledik.</p>

<h2><strong>Reçetesiz satılan ağrı kesici ve ateş düşürücüler</strong></h2>

<p>Nöbetçi eczanelerden reçetesiz alınabilen en yaygın ilaç grubu ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler. Parasetamol içeren preparatlar (Parol, Minoset, Tamol gibi), ibuprofen içeren ilaçlar (Advil, Nurofen gibi) ve asetilsalisilik asit içeren ürünler (Aspirin gibi) bu gruba örnek olarak verilebiliyor. Bu ilaçlar baş ağrısı, adale ağrıları, diş ağrısı, regl sancısı ve ateş gibi yaygın şikayetlerde kullanılıyor.</p>

<p>Ancak bu ilaçların reçetesiz satılıyor olması güvenli oldukları anlamına gelmiyor. Özellikle mide rahatsızlığı olanlar, kan sulandırıcı kullananlar, böbrek veya karaciğer hastalığı bulunanlar bu ilaçları kullanmadan önce eczacıya danışmalı. Günlük doz sınırının aşılması ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<h3><strong>Soğuk algınlığı ve grip ilaçları</strong></h3>

<p>Mevsim geçişlerinde en çok talep gören reçetesiz ilaç grubu soğuk algınlığı ve grip preparatları. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük ve halsizlik gibi belirtileri hafifletmeye yönelik kombinasyon ilaçlar eczanelerden reçetesiz temin edilebiliyor. Pastil, şurup, efervesan tablet ve sprey formunda pek çok seçenek bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ürünlerin büyük kısmı parasetamol ya da ibuprofenin yanına antihistaminik ve dekonjestan içeriklerle kombine ediliyor. 12 yaş altı çocuklara verilecek ürünler için mutlaka eczacıya danışmak gerekiyor. Tansiyon hastalarının dekonjestan içeren ürünleri kullanmadan önce hekim onayı alması öneriliyor.</p>

<h4><strong>Mide ve sindirim sistemi ilaçları</strong></h4>

<p>Mide yanması, hazımsızlık, gaz ve ishal gibi sindirim sistemi problemlerinde kullanılan bazı ilaçlar da reçetesiz satılıyor. Antasit preparatlar (Rennie, Talcid, Gaviscon gibi), sindirim kolaylaştırıcılar ve oral rehidratasyon solüsyonları bu grupta yer alıyor. Bu ilaçlar genellikle hafif şikayetlerin kısa süreli giderilmesi için uygun bulunuyor.</p>

<p>Ancak şikayetler 3 günden uzun sürüyorsa veya karın ağrısı, kusma, kan görülmesi gibi ek belirtiler varsa mutlaka hekime başvurmak gerekiyor. Ülser, reflü gibi kronik rahatsızlıkların ilaçları reçeteli kategoriye giriyor. İshal durumunda da özellikle küçük çocuklarda ve yaşlılarda kendi kendine ilaç kullanımı yerine doktor kontrolü öneriliyor.</p>

<h3><strong>Cilt bakım ve yara sağlığı ürünleri</strong></h3>

<p>Küçük kesik, sıyrık, yanık ve böcek ısırıklarında kullanılan antiseptik ve yara iyileştirici ürünler de nöbetçi eczanelerden reçetesiz alınabiliyor. Batikon, rivanol, povidon iyot solüsyonları, yara bandı, gazlı bez ve sargı malzemeleri eczanelerin standart stoğunda yer alıyor. Güneş yanığı kremi, serinletici jel ve alerji merhemleri de bu gruba dahil.</p>

<p>Daha ciddi yaralar, derin kesikler ya da yanıklarda eczaneden temin edilecek malzemeler yalnızca geçici çözüm niteliği taşıyor. Bu gibi durumlarda mutlaka acil servise başvurulması gerekiyor. Antalya Haber üzerinden yayımlanan <a href="http://www.antalyahaber.net/antalya-nobetci-eczaneler"><strong>nöbetçi eczane listemize</strong></a> göz atarak size en yakın eczaneyi bulabilirsiniz.</p>

<h4><strong>Reçete zorunlu olan ilaçlar ve dikkat edilmesi gerekenler</strong></h4>

<p>Antibiyotikler, psikiyatrik ilaçlar, kan sulandırıcılar, tansiyon ve şeker ilaçları, hormon preparatları ve uyku ilaçları reçete olmadan kesinlikle satılmıyor. Bu ilaçların hekim kontrolü dışında kullanılması ciddi sağlık risklerine yol açabiliyor. Antibiyotik kullanımının bilinçsiz yapılması, bakteri direnci gelişmesi gibi halk sağlığı sorunlarına da neden oluyor.</p>

<p>Reçetesiz ilaç kullanımında en önemli kural prospektüsün dikkatle okunması ve belirtilen dozun aşılmaması. Kronik hastalığı olanların, hamilelerin, emziren annelerin ve sürekli ilaç kullananların eczacıya danışmadan yeni bir ilaç almamaları öneriliyor. Resmi bilgi için T.C. <a href="http://www.saglik.gov.tr" rel="nofollow"><strong>Sağlık Bakanlığı</strong></a> kaynakları takip edilebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahaber.net/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alinir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahabernet.teimg.com/crop/1280x720/antalyahaber-net/uploads/2026/04/nobetci-eczaneden-recetesiz-hangi-ilaclar-alini.jpg" type="image/jpeg" length="76449"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
