Freze, genelde ilk alınan makinelerden biri olmaz. Ama bir noktadan sonra ihtiyaç kendini gösterir. Kenarlar düzgün çıkmıyordur, kanallar istediğin gibi gitmiyordur ya da her parçada küçük farklar oluşuyordur. İşte tam orada freze devreye girer. Çünkü bu makine güçle değil, kontrolle çalışır.
Freze makinesiyle yapılan işin farkı genellikle ilk kesimde değil, devamında anlaşılır. Aynı işlemi ikinci kez yaptığında, üçüncü parçada hâlâ aynı sonucu alabiliyorsan doğru noktadasındır. Özellikle ahşapla çalışanlar bunu çok net hisseder. El işçiliği bir yere kadar gider, sonrası için freze gerekir.
Freze ile çalışırken zamanla fark edilen bir başka detay da, makinenin kullanıcıya alışması değil, kullanıcının makinenin sınırlarını öğrenmesidir. İlk başta daha temkinli ilerlenir, hız ayarıyla sık oynanır, kesimler kısa tutulur. Bir süre sonra ise hangi işte ne kadar bastırılacağını, hangi uçla ne hızda çalışılacağını refleks hâline gelir. Bu noktadan sonra freze sadece bir makine olmaktan çıkar, işin akışına dâhil olur. Çoğu kullanıcı için frezeyle kurulan ilişki tam olarak burada başlar.
Taşınabilir çözümler içinde el freze makinesi en sık tercih edilenlerden biridir. Parça sabitken makinenin hareket etmesi, özellikle montaj sonrası yapılan işlerde rahatlık sağlar. Masa üstünde çalışırken de, sahada bir yüzeyi düzeltirken de aynı makineyle devam edebilmek önemlidir. Bu yüzden el frezeleri sadece atölyeye bağlı kalmaz.
Daha küçük işler söz konusuysa avuç içi freze devreye girer. Boyut olarak daha kompakt olduğu için kullanıcıyla daha doğrudan bir temas kurar. Küçük kanal açma işleri, kenar detayları ya da hafif yüzey düzeltmelerinde büyük makineler gereksiz gelir. Avuç içi freze burada işi sadeleştirir. Daha az güç, daha fazla kontrol gibi düşünebilirsin.
Atölye tarafında ise dikey freze bambaşka bir yerde durur. Parçanın sabitlenmesi, hareketin makineden gelmesi işleri daha ölçülü hâle getirir. Seri üretimde ya da ölçünün tekrar tekrar tutması gereken uygulamalarda dikey frezeler tercih edilir. Burada amaç hız değil, tutarlılıktır. Aynı parçadan on tane yapıldığında hepsinin birbirine benzemesi beklenir.
Freze kullanımında en çok gözden kaçan konu freze ucudur. Makine iyi olabilir ama yanlış uçla yapılan işlem genelde yüzeyde iz bırakır. Ucun formu, çapı ve diş yapısı yapılan işlemi doğrudan etkiler. Aynı makine, farklı bir uçla tamamen başka bir karaktere bürünebilir. Bu yüzden freze uçları genelde zamanla çoğalır, tek tip kalmaz.
Freze seçerken sadece güç değerine bakmak çoğu zaman yeterli olmaz. Makinenin elde duruşu, hız ayarına verdiği tepki, titreşim seviyesi gibi detaylar kullanım sırasında ortaya çıkar. Küçük işlerle uğraşan biri için büyük bir freze yük olabilir. Tam tersi durumda ise zayıf bir makine işin temposunu bozar.
Freze bazı makineler gibi kendini hemen anlatmaz. Kullanıldıkça açılır. Parçalar ilerledikçe, işler netleştikçe fark edilir. O yüzden çoğu kullanıcı için freze, alınan değil alışılan bir makinedir.