Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in iddialarına ilişkin, 'Benim 4 tane taşınmazım var. Bu taşınmazımın değerleri de belli. Benim veremeyecek hesabım yok' dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı'nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in dün mal varlığı ile ilgili iddialarına ilişkin konuştu. Bakan Gürlek, 'Özgür Özel'in birinci amacı, asrın yolsuzluğu davasını perdelemek. 2'nci amacı; biliyorsunuz Muhittin Böcek davasında yargılama var. Özgür Özel'e kendisinin adaylığı konusunda bir para iddiası var. Bu konuda da baz istasyonu çalışmaları var. Bunlar dosyada da var. Özgür Özel bence iki noktayı perdelemek istiyor. Birincisi asrın yolsuzluk davası, 2'ncisi ise Muhittin Böcek'in 15 Ocak 2024'te kendisinin aday olması için Manisa benzin istasyonuna gidip bir para verme iddiası. Benim 4 tane taşınmazım var. Bu taşınmazımın değerleri de belli. Bir tanesi Tuzla'da. Onun dediği gibi 30 milyon lira da değil; 3-4 milyon lira taşınmazın değeri. O konuda zaten bugün manevi tazminat davası açacağız. Benim veremeyecek hesabım yok. Bu, Özgür Özel'in son dakika çırpınışları. Ben bunu yüce Türk milletinin takdirine bırakıyorum' ifadelerini kullandı.
'KESİNLİKLE SAHTE BELGELER'
Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP lideri Özgür Özel'in hakkında ortaya attığı mal varlığı iddialarına ilişkin, 'O belgeler kesinlikle sahte ve düzmece belgeler. Yalan. Güya bir ID numaraları falan vermiş ama ID numaralarında Akın Gürlek yazıyor mu? Yazmıyor. İşte örnek belgeler sunuyor; tapu belgeleri, bunların hepsi gerçek dışı, sahte belgeler. Zaten sahte hemen ortaya çıkar ki manevi tazminat davası açtık. Burada da mahkeme tapuya yazacak; gerçek mi, gerçek değil mi. Bunlar çok basit şeyler' dedi. Öte yandan Gürlek, kendisine yönelik ortaya atılan yat iddialarına ilişkin olarak hayatında Lüksemburg'a gitmediğini, yüzme dahi bilmediğini, pasaport kayıtlarında da bu yönde herhangi bir giriş-çıkış bulunmadığını ifade etti. Bakan Gürlek, bu yöndeki iddiaların gerçek dışı olduğunu vurgulayarak, söz konusu iddiaları ortaya atanların bunu ispat edememesi halinde iftira kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.